zen deneyler / hafta 8: günün sonunda minnettarlık

Kategoriler zen

haftanın alıştırması: hafta boyunca her günün sonunda, o gün olan ve minnettar olduğunuz şeylerden oluşan en az 5 maddelik bir liste yazın. 1 haftanın sonunda bu listeyi yüksek sesle bir arkadaşınıza, sevgilinize veya eşinize okuyun. alıştırmayı gece uyumadan önce yapmak en kolayı. başucunuzda kalem ve kağıt bulundurun.

yazarak olmasa da düşünüp hatırlayarak, epeydir aklıma geldikçe yapıyorum bunu. bu hafta yazılı olarak deneyeceğim. belki kulağa zor geliyordur ama bence kitaptaki en kolay alıştırmalardan biri. yaptıkça açılıyor, 5 maddeye sığmaz oluyor insan. yavaş yavaş aslında şükran duyması gereken ne çok şey yaşadığını farkediyor. anlıyor ki ille de büyük ikramiyeyi kazanmış olmaya gerek yok. radyoda en sevdiği şarkıya denk gelmek, yakın bir dosttan güzel bir email almak, ucu ucuna da olsa o metroyu yakalamak, bir işi tam zamanında bitirmek, akşam lezzetli bir çorba içmek… bunların hepsi güzel ve değerli şeyler. hiçbiri hayatımızda çığır açmıyor beki ama, yaşanan ana ve güne, anlam ve hoşluk katıyor. hayat tam da bu küçük küçük anlardan, günlerden meydana geliyor.

bu alıştırmanın bir güzel tarafı da etrafımızı saran negatif düşüncelere, medya tarafından bolca desteklenen korku ve kaygılara dikkat çekmesi. insan farkediyor ki zihin kendi haline bırakıldığında hep kötü olasılıklara, geleceğe dair endişelere kaptırıyor kendini. öyle ya, onun görevi var olan iyilikleri saymak değil, tehdit unsuru olan kötülükleri tespit edip bizi onlardan korumak. peki ama ya içinde debelendiğimiz bu korku ve kaygı batağı bir koruma kalkanından ziyade, bizi hayatın keyfini çıkarmaktan alıkoyan bir umutsuzluk ve paranoya duvarıysa?

kitaptan: “what we expect, namely suffering, becomes what we actually get, a sad self-fulfilling and self-created prophecy. the practice of gratitude is one antidote to this mental habit of disaster-mongering.”
jan chozen bays

zen deneyler / hafta 8: günün sonunda minnettarlık” için 2 yorum

  1. zihin kendi haline bırakıldığında hep kötü olasılıklara, geleceğe dair endişelere kaptırıyor kendini.

    işte bunu engellemek için ya deliler gibi dindar olacaksın ya da deliler gibi işkolik 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir