zen deneyler / hafta 28: su

Kategoriler zen

haftanın alıştırması: farkındalığını suya ve sıvıların bütün çeşitlerine aç. bedeninin içindeki ve dışındaki sıvıları, yiyecek ve içeceklerdeki sıvıları, çevrendeki sıvıları, sıvıların farklı formlarını farket.

bu oran bana hep çok fantastik gelmiştir ve bir türlü kafamda oturtamam ama hepimizin bildiği gibi vücudun %70’i su. bu alıştırmanın çıkış noktası da bu. maçı yemeden götürmek mümkün ama su içmeyince istikamet öte dünya. suyu/sıvıları farkettikçe ne kadar mucizevi olduklarını da bir kez daha farkedeceğiz bu hafta. bir de tabi akış meselesi var: musluktan gelen suyun, minik bir derenin, görkemli bir çağlayanın şikayetsiz ve tereddütsüz akması… suyun yolculuğu ilham verici, zen bir yolculuk. biz de hayatı su gibi, tasasız bir akış içinde yaşayabilir miyiz? biz de üzerinden aktığımız her yeri geride bırakmayı bilerek yeniye kucak açabilir miyiz?

kitaptan: “as we become mindful of water, our mind can take on its flowing quality.”
jan chozen bays

zen deneyler / hafta 28: su” için 2 yorum

  1. Biraz önce kocaman bir yorum yazmıştım, elim çarptı klavyeye silindi galiba, kapandı o sayfa.
    Baştan alıyorum; zen derslerinden bihaber olarak kendi kendime denedeğim birkaç şey vardı:
    Yemek yerken sadece yemek yemek, anı yaşamaya çalışmak, tatları – kokuları hissetmek.. Etrafı dinlemek, bakınca sadece bakmak değil görmek, farkedebilmek..Konuşurken "yaa" "şey" "yani" gibi kelimeleri kullanamaya çalışmak..
    Deneylere rastlamak nasıl güzel oldu benim için tahmin edebilirsiniz!
    Ama medya orucu – çalışmıyor olmama rağman en zorlu testmiş! Kitaplardan da uzak olmak korkutucu geldi, bir an hiç bişey yapamazmışım gibi geldi. Sonra düşündüm, hayır hiç de öyle değil. Yemek yapabilirim, çıkıp yürüyebilirim, etrafımdakilerle sohbet edebilirim vs vs..
    Teknoloji nasıl kuşatmış hayatımızı..
    Bana eski insanlar daha mutluymuş gibi geliyor hep. Ama çok çok eski insanlar..
    Bizim hayatımız eve mobilya ve eşya istiflemekle, onları temizlemekle, daha iyilerini satın alabilmek için daha çok çalışmakla, borca girmekle, aslında ihtiyacımız olmayan bir sürü hantal şeyi sırtımızda yük gibi taşıyıp daha fazlasını istemekle geçiyor gibi geliyor.
    Evimizi taşırken inanamadım, ne çok şeye sahibiz ama gerçek anlamda hiçbirine ihtiyacımız yok.. Biraz daha sadelik bizi daha mutlu etmez miydi?
    Bunlar aklımdan geçmeye başlayan şeyler tabi, hayatıma uyguladıklarım değil..
    Özür dilerim dalmışım..uzatmışım

    =)

  2. euphoric, ne kadar ilham verici bir yorum bu böyle! her satırı ayrı güzel. aynen yazığın gibi, teknoloji elimiz ayağımız oldukça üzerimizdeki yaptırımları ve yükü artıyor. eh, serde kapitalizm de var. onu da al bundan da geri kalma derken çık işin içinden çıkabilirsen. gerçi birkaç yıldır taşınabilir şeylerdense çoğunlukla taşınamayan şeylere para harcıyorum ben. yine de "gazete okumuyorum" deyince insanlar bi tuhaf bakıyor mı bakıyor! ama buralara yolun düşmüş, zen deneyler seni de düşündürmüş, daha ne isterim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir