yeni yazı dizisi: aile yadigarı

Kategoriler aile yadigarı

kaç zamandır bu kategoriyi açmam konusunda ısrarlar alıyorum. konumuz deyimler ve atasözleri. benimle en az 2-3 saat sohbet eden herkes, bir aile geleneği olarak her muhabbete bolca deyim ve atasözü kattığımı bilir. tabi deyim/atasözü derken “ayağını yorganına göre uzat” tadında bir tdk ezberciliği kasdetmiyorum. daha yerel (izmir ve ege), daha otantik, bazısı hakiki aile yadigarı, bazısı kültür mirasından modifiye, eğlenceli ve bazen epey küfürlü laflar. aklıma geldikçe, vakit buldukça burada hepicüğünü toplamaktır niyetim. hadi başlıyoruz 🙂

* düğünlerin zurnası, hamamların kurnası: daha dün zeytos’a söyledim bunu. akşamın köründe oryantal dersinden çıktık, hocayla içmeye gidilmesi söz konusu. ama hava manyak gibi soğuk. kar, kış, kıyamet. hepimiz teker teker çark etmiş eve kaçarken zeytos’um penye dans taytıyla seke seke rakı içmeye gitti! işte böyle durumlara ve böyle insanlara cuk oturur bu laf. ki bu insanlar benim favorimdir tam da bu yüzden. asla mızmızlanmazlar, her yola gelirler, on numaradırlar. alkış!

* tezekten terazinin boktan olur dirhemi: genelde aile yadigarlarımız anne tarafından. ama bu laf babaanneden yadigar. aslında anlamı gayet net: terazi tezekten yapılmışsa dirhemi altından olacak değil. boktan olacak elbette, ya ne olacağıdı dostum diyor şair. ayrıca pesimist bir bakış açısını yansıtıyor gibi durmakla beraber, hayatın türlü cilvesine süper tercüman olur, kötü durumlardan sonra bir bardak soğuk su etkisi yapar. içersin, kabul edersin, geçersin.

* kör itin öldüğü yerde: bizim ailede uzak sıfatı nadiren kullanılır. hani anca pek tanımadığımız biriyle konuşurken nezaketi elden bırakmamak adına. yoksa kendi aramızda ille de iti öldürücez. efenim, tahmin ettiğiniz üzre, bu lafımız “çok uzakta” manasına gelir. söke yöresinde de aynı lafı daha kibar söylediklerini hatırlar gibiyim (‘kör köpeğin öldüğü yerde’ şeklinde). aman işte ha it ha köpek, sonuç değişmiyor. mesafelere dayanamayıp kör bir şekilde mevta oluyor zavallı.

* anasını yılan yalamış, oğlunu diken dalamış: söke demişken çağrışım yaptı. bu lafın menşei sj’den kadim dostum duru hatun. zaten bir füs (from kula) bir de duru (from söke) bilgi dağarcığımın gelişmesinde büyük katkısını gördüğüm vatandaşlardır. yıllarca ailelerimizin çılgın deyim ve atasözleriyle birbirimize bol kahkahalı anlar yaşattık. gelelim lafımızın mealine: biz bu lafı aslen dedikodu amaçlı kullandıydık ilk. ailesi aşırı zengin bir arkadaşımız vardı, annesi her gördüğümüzde yeni bir şey giymiş olurdu. ama oğluşuna anca 5 senede bir yeni palto alırdı. çocukcağız içe bastığı ayakkabılarıyla yıllar geçirirdi anasının dikkatini çekinceye kadar. işte yukardaki lafımız bu durumlarda endikedir. ana süslü püslü gezerken oğlu süklüm püklümse zaten dedikodu kazanı illa ki kaynar.

* eşeğinin yıkıldığı yere han yapmak: ah dostlar ah… milli eğitimin bir neferi olduğum şu günlerde, bu lafın anlamını en derinden yaşıyorum. meğer yıllarca sadece yanından geçmişim. şimdi durum şu: zamane çocukları, aileleri için bir tür greenwich biliyorsunuz. zaman onlara göre ayarlanıyor. ne isterlerse yapılıyor. işte budur eşeğinin yıkıldığı yere han yapmak. alara susadı, gak su. aleyna acıktı, guk yemek. berkecan eğlenmek istiyor, hop tesis. derken derken bir de bakmışsınız yanınızdaki bacak kadar velet kendini sizin ve dünyanın hakimi zannediyor! işte eşeğin her kıçını koyduğu yere bir han yaparsanız sonuç bu olur. cümlemize geçmiş olsun.

yeni yazı dizisi: aile yadigarı” için 3 yorum

  1. 21 günlük bi ana olarak ben de her gün yeni bi han inşa etmekteyim ege bacım. kafası avcuma ancak sığsa da prensipleri dağlar kadar bu bebenin. aklı olan çoç yapmasın (bkz. pişmanlık).

  2. kurtlum kitabım, taze annem, yorgun annem :))) seninki daha bebek ayol, şu anda inşa ettiğin hanlar sayılmaz. ama çoç 5 yaşına geldiğinde hala hancılık yapmaktaysan o zaman sakatlardasın demektir!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir