yemek güncesi – 2. hafta

Kategoriler iştah açıcılar, low-carb

bu hafta duygusal açıdan çok türbülanslı geçti. eşsiz-dostsuz-aşksız-heyecansız-hobisiz komşularımızın başımıza sardığı hezeyanlarla uğraştık. var gerçekten böyle bir kitle. onlar için en büyük uğraş apartmana kim girdi kim çıktı, ne oldu ne bitti, su parası kaç lira geldi vs. bazen haftalarca misafir ağırlamayan insanlar olarak nerdeyse bi orjiyle suçlanmadığımız kaldı. neyse, olayı kendi içimizde çözünceye kadar biz de biraz debelendik ama sonrasında hayata ve normale döndük. bu konuyu geçelim.

dizimi bir doktora gösterdim, %90 menisküs değil dedi. geri kalan %10’luk ihtimal için mr hakkımı saklı tuttu. ama ben kendisinin medikal görüşüyle yeterince ikna olduğumu belirttim. geceleri voltaren patch’lerimi takıyorum, gösterdiği birtakım izometrik egzersizleri yapıyorum ve yazdığı ibuprofen’leri yutuyorum. gidişat dramatik bir şekilde düzeldi. 2 hafta sonrasında tekrar bir görüşüp duruma bakacağız. o tarihe kadar hoplama zıplamaya da izin vermedi tabi. sadece yogaya iznim var. geçtiğimiz hafta 3 kere gittim. bu yazıyı bitirdikten sonra da gideceğim hatta. çok iyi geliyor. hem bedenime hem ruhuma.

bir başka konu başlığı da havalar. ekim ortasında bastıran kış sebebiyle kapsül gardroba bir ayar çekmek gerekiyor. yarın bu konuyla ilgileneceğim. fotolarla belgeleyeceğim.

gelelim yemek güncesine… bu hafta akşamları sık sık alkolle teselli buldum. ama onun dışında az yedim. sıkıntılı durumlarda yemeğe sardırmak yerine yemeği bırakan cinstenim sanırım.

pazartesi
* limonlu su + 1 yumurtadan tatlı patatesli omlet + 2 mini bademli pankek + az maple şurup + 1 fincan yeşil çay
* 1 fincan rooibos çay
* domates çorbası + uskumru fileto + havuçlu avokado salatası

salı
* bir avuç ceviz, badem, kuru üzüm
* 1 adana dürüm
* 2 dilim pizza

çarşamba
* az domates çorbası + az tavuk + az haşlama sebze + fırın sütlaç
* yarım dilim mozaik pasta + yeşil çay
* domates çorbası + bol maydanoz

perşembe
* limonlu su + 1 yumurtadan tatlı patatesli omlet + yeşil çay
* yarım nektarin
* domates çorbası + bonfile + kinoalı avokado salatası

cuma
* limonlu su + menemen + kaymak ve az bal + 1 dilim ekmek
* yarım simit + tereyağı + çay
* kinoalı avokado salatası
* 1 kadeh baileys

ctesi
* 2 dilim kavun + 1 yumurtadan tatlı patatesli ve köz biberli omlet + 1 fincan siyah çay
* sucuk + yarım simit + çay
* köfte + salata + erişte + 1 kadeh şarap

pazar
* limonlu su + 2 poşe yumurta + 1 dilim ekmek + 2 mini bademli pankek + maple şurup + çay
* 2 lahmacun + dondurma
* 1 kadeh baileys

kinoalı avokado salatasını evdeki malzemelerden devşirdim, hiç fena olmadı: 1 çay bardağı pişmiş kinoa, 1 veya 2 avokado, küp doğranmış köz kırmızı biber turşusu, bol maydanoz, bol zeytinyağı ve limon. severseniz kornişon turşu da yakışır bunun içine. ekşi ekşi, pek hoş. veya ton balığı filan ekleyip proteine gaz verilebilir.

yemek güncesi – 2. hafta” için 7 yorum

  1. Geçmiş olsun Ege'cim, dizinin düzelmesine çok sevindim. Yemek listen için de bravo, sanırım yediklerini yazmak baya faydalı bir şey, ben de yapsam iyi olacak, az mı yiyorum çok mu yiyorum bilmiyorum:))

  2. Bu yediklerinle seni ortalama bir boydaysan eğer, çalı gibi hayal ediyorum:-)
    Ne kadar az yiyorsun:-) Ben de kendimiaz yiyorum artık diyordum!

    Dizin için geçmiş olsun. Daha iyi olduğuna sevindim.

  3. eren şimdi sen yazınca fark ettim ki buluştuğumuz gün paylaştığımız mozaik pastayı yazmayı unutmuşum! defteri yanından hiç ayırmamak lazım, yoksa böyle unutkanlıklar olabiliyor. ne gündü o gün? yarım da mozaik pasta ekleyeyim.
    yazmak kesinlikle işe yarıyor, tavsiye ederim!

  4. çalı değilse de maki diyebiliriz :p canım sıkkın olunca içimden pek bir şey yemek gelmedi aze. ama normalde de geç kahvaltı edip 2 öğünle yetinebiliyorum. sanırım yağ konusunda elimi hiç korkak alıştırmamaktan kaynaklanıyor. bu bbg filan gibi sistemlerin en imkansız tarafı günde 5-6 kere yemeye zorlamaları. duyduğum kadarıyla diyetisyenler de öyle. aç kalmak bu kadar kötü bir şey olmamalıymış gibi hissediyorum ben. 2 saatte bir yok 3-5 kuru meyve, yok krikrak, yok yoğurt atıştırınca insanların açlık duygusunun gerçek sinyalleri (ve şiddetiyle) bağlantısı zayıflıyormuş gibi geliyor. ama herkesin metabolizması da farklı tabi.

  5. Canının sıkılması dizinle ilgilidir umarım.
    Bence de her bireyin durumu farklı. O nedenle diğer pek çok tıbbi durumda olduğu gibi burada da kendimizi tanımamız çok önemli. Mesela ben besin değişikliklerinde değil, miktarı azalttığımda kilomu koruyabiliyorum ya da kilo veriyorum. Yani, ne yediğim çok fark etmiyor az yersem…
    Selametle,

  6. senin yöntem çok mantıklı. ben de yemek güncesi bahanesiyle yediklerime tekrardan bakmak durumunda kalınca farkediyorum: sürekli aşırı sağlıklı şeyler yiyor değilim aslında. porsiyonlara dikkat ediyorum daha çok. önüme gelen tabağı tamamen bitirme dürtüsünün (annelerimizden yadigar psikolojik yamulma) önüne geçmeye çalışıyorum. dediğin doğru, kendimizi tanıyınca olay basitleşiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir