suluboya: japonkedi’nin gül dönemi

Kategoriler info

suluboya

yalnız gecelerimde sadık yarim suluboya setlerimle epeyce takıldım ve ortaya bol bol çiçek-böcek çıktı. en naif duygularla ve elbette etsy’de, pinterest’te görüp hayran kaldığım eserleri taklit etmekle başladım işe. biraz yol kat edince insan anlıyor ki taklit deyip geçmemek lazım. gelişmek için şart ama dünyanın en zor şeyi. bazen bakarak bile beceremiyor insan. yine de en severek uğraştıklarım güller oldu. gerçekten güle benzediklerine kimi zaman kendim de pek ikna olmadım. ama 2 numaralı fırçayla ince ince işlemek, pastel renklerle oynamak ve farklı tonlar karıştırmak meditasyon gibi geldi.

suluboya güller

boyaların başına oturmak istediğim halde bahaneler uydurduğumu fark ettiğim zamanlarda bazen farklı bir yöntem denedim: sıfırdan bir resim veya desen üzerinde çalışmak yerine renk geçişleriyle çalıştım. bir kağıda küçük kareler çizip 2 farklı rengi birlikte kullandım. önemsiz, verimsiz ama insanı havaya sokan bir çalışma. başlaması kolay, devam etmesi kolay. en güzeli de, kareler dolup bittiğinde asla orada duramadım, mutlaka yeni bir resme başladım. (küçük kağıtlarla çalıştığım için başladığım resmi en geç 1 saat içinde bitiriyorum zaten.)

suluboya

önce suluboyadan kaçma, sonra kaçmayı bırakma taktiklerimi düşününce fark ediyorum da, aslında isteyip başlayamadığımız veya başlayıp ilerletemediğimiz her konuda benzer bir yöntem izlenebilir: yani ufak ufak başlamak. büyük hedefler koymadan. küçük ölçekli başarılar belirlemek. onları elde edince mutlu olmak. böylece konuya daha sıcak, daha ilgili bakmaya başlamak. doğal olarak yeni hedeflere çekilmek, yeniden denemeye gönüllü olmak.

bu arada suluboya yaparken podcast dinleyemediğimi fark ettim. kesinlikle takip edemiyorum, dikkatimi veremiyorum. bırakın dinlemeyi, başka bir şeyi uzun süre düşünmek, kafada evirip çevirmek de mümkün olmuyor. resim yapmak, zihni reset’leyip pamuklara sarmak gibiymiş biraz. tango yapmak gibi. dans ederken de düşünemiyorum mesela. zeka yaşım anında 2’ye düşüyor. dünyanın geri kalanı silinip uzaklaşıyor. dertler bitiyor.

2017 yılında birçok şey yapacağımı biliyorum. ama bu 2 şeyi kesinlikle daha sık yapmak istiyorum: suluboya ve tango. benim gibi zihnini susturmakta zorlananlardansanız, 2017 yılında kendinize vereceğiniz ilk hediye böyle bir şey olabilir mi? sizin için zeka yaşını 2’ye indiren ve hayatı sadece o ana çeken şey her ne ise… bulun ve daha çok yapın.

suluboya desen

suluboya: japonkedi’nin gül dönemi” için 9 yorum

  1. Ah Ege, çok güzeller!!!

    Ben de senelerdir kara kalem çalışmayı planlıyorum.
    Her türlü kalem var evde ve resim defteri.
    Belki de yeni senenin hedefi bu olmalı. Hatta seneyi bile beklememeliyim. Her şey varken.
    Bayıldım bir de çok güzel şaapmışın

  2. Ege’cim super çalısmalar gerçekten, yakin zamanda daha da güzellerini ortaya çıkaracagina eminim, dedigin gibi ufaktan baslamak kolaylastiriyor, iyi calismalar:)

  3. Ben de bayıldım:-)
    Bir arkadaşım da ilk tüplü dalış yaptığında, “hiç bir düşünmüyorsun, harika”, demişti. Kendimize göre bulunca bırakmamak lazım sanırım..

    Yalnız, ne kadar yeteneklisin:-)

    1. aze’cim, deniz altı dünyasına uzak bir insanım ama hissiyat olarak çok yakın geldi, ne güzel bir benzetme olmuş tüplü dalış. yetenek konusunda ortalamayım bence, ne yetenekler var da biz görmüyoruz. instagram kaynıyor bacım!

  4. hepsi çok güzel ve ilham verici. aslında burada yazdığın her şey ilham veriyor da, ilham alıcı olmadığım için sadece bakıyorum. kim bilir, belki bir gün…
    bir de bence bloğunda daha çok fotoğrafa yer vermelisin. buralar çok ‘sade’ 🙂

    1. teşekkürler ebru! tavsiyeni de dikkate alacağım. ki hak veriyorum da! önümüzdeki dönemde daha fotolu olacak yazılar, söz 🙂

  5. Kahve İçermiyiz bu blogu tanıttığından bu yana blogunuzdan rastgele sayfalar okudum. İlk buna yorum bırakıyorum. Çok sevdim! Hem blogu, hem suluboya sevdanızda sizinle aynı aşamadayım ve ben de kendime bir winsor newton almıştım, geçenlerde mandala boyadım çok uzun aradan sonra, tavsiye ederim. Keçeli kalem de almıştım, onları karışık kullandım mandalada. Sizinkilere bayıldım, sonra taklit olduğunu öğrendiğimde heyecanlandım ben de yapabilirim diye. Galiba o japon seti alacağım netten, sizinkinin aynısını. Belki başka kırtasiye malzemesi de. Kapsül gardırop tavsiyeleriniz de çok güzel. Ara ara dalıyorum blogunuza. Çektikçe geliyor 🙂 Herkesler burayı benden önce keşfetmiş, Jardzy, Eren…

    1. hoşgeldin küçük joe =) japon suluboya setini kesinlikle tavsiye ederim, renkler çok çok güzel. ama wn’den daha bir farklı. sanki başka türlü bir suluboya gibi. neyse, alıp kullandığınızda fark edeceksiniz. beğendiğim çalışmaları taklit etmek bana çok şey öğretiyor. bence siz de taklitçi olun! tekniği anlamak için -eğer özel öğretmen tutmayacaksanız- bu yoldan gitmek gayet normal.
      bu arada mandala boyamayı ben de seviyorum. ama suluboya ile hiç denemedim. ilham verdiniz şimdi!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir