sosis, patates ve adalet

Kategoriler insanlar

8-10 yaşlarındayken mahallede merve diye bir arkadaşım vardı. benden küçüktü ama iyi beslenmiş, irican bir kızdı. ip atlarken sık sık söylediği bir şarkıyı da başka hiçbir yerde duymadım. şöyle bir şey: dondurmam şeker kaymak / ye de bir tadına bak / ala vişneli dondurmam / mini mini hanımlara / küçücük beylere / parasını almadan tattırmam / ala vişneli dondurmam. bankacı, borsacı veya ticaret erbabı filan olduysa şaşmam. daha o yaştan ‘parasını almadan tattırmam’ önkoşuluna hakimdi. neyse işte, bu merve benim aklımda hep bu nurhan damcıoğlu & varyemez amca kombini, kantodan bozma şarkıyla kalmış. ve bir de sıcak bir yaz günü aile soframıza attığı epik imzayla…

sıcak dediysem cidden sıcak. ağustos’ta izmir sıcağı. evimizin arkasındaki parkta, şakaktan çeneye yol yol terleyinceye kadar oynamışız. bi noktada annem balkondan seslenip bizi yemeğe çağırdı. bu kantocu merve de yanımızda. kardeşimle onu da alalım bari dedik. sonuçta öğlen olmuş, bütün veletler eve yemeğe gitmiş, bunu çağıran eden yok. neyse, aldık merve’yi de, eve gittik. annem bir yandan ev işlerine koşturuyordu muhtemelen, pratik olsun, çabuk olsun diye bize sosis ve patates kızartmış. süper öğle menüsü, bizden mutlusu yok. ama eve yanımızda attachment merve’yle geldiğimizden kelli kadıncağız sosisleri biz 3 çocuğa pay edip kendi tabağına patates yüklemesi yaptı. daha doğrusu yapmış – ben şahsen hiç farketmemiştim. ta ki merve anneme dönüp kaşlarını çatarak “ama siz kendinize daha çok patates almışsınız!” diye isyan edene dek. piçoza bakar mısınız, sokaktan eve getirmişiz, kız tabağımızdaki sosisi patatesi sayıyor. annem ne cevap vermişti, cevap vermeye tenezzül etmiş miydi, hatırlamıyorum. ama merve’nin bu sorusu ailemizde yıllardır yaşatılan bir anı oldu. hala bir araya geldiğimiz ortamlarda yemek servisi yapılırken anneme takılır, “ama siz kendinize daha çok köfte almışsınız!” diye merve’nin kulaklarını çınlatırız.

burdan nereye bağlayacağım: castinbiğbır konseri sonrası tülin’le, annelerin çocukları için paranın satın alabileceği her şeyi mümkün kılmak suretiyle yarattıkları hayat ilüzyonundan bahsediyorduk geçen gün. bacak kadar veletler böyle böyle hayattaki her şeyi elde edebileceklerine, her şeye kadir olduklarına inanıyorlar. ama işte konser biletleri en önden bile alınsa, castin’in onları seçip foto çektirmesini sağlayacak bir anne-baba, bir para birimi, bir bi şey yok. bırak castin’i, kızının hoşlandığı fani bir genci bile evladına zorla aşık edebilecek ebeveyn yok. işte bu merve de bizim hayatımıza erken yaşta giren ilk modern dünya veledi, kendi kafasındaki adalete her yerde hakkı olduğunu düşünen ilk örnekti. sonradan ne oldu, hayattan parasını, patateslerini ve diğer beklentilerini alabildi mi hiç bilmiyorum. inşallah almıştır da dondurması elinde kalmamıştır!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir