sıkıntılı taktikler

Kategoriler ontolojik

şimdi ben büyük bi hevesle tango yapıyorum ya, tangoya olan saf duygularım bir yana, bu dansı sosyal olarak fiiliyata dökebilmek için bile dünyanın en yavşamalı ortamlarına girip çıkmam gerekiyor. tabi ki 38 yıllık hayat tecrübesi böyle günler için var. ağlıyorum kahrımdan diyemem. ama giderek yanlış yavşama taktikleri hakkında uzmanlık yapacak hale geliyorum. hele bir tanesi var ki, en beteri, en çocukça olanı, onu hemen şuracığa yazacağım:

diyelim karşınızdaki adam size yaldır yaldır yazıyor ama sizden bir karşılık bulamıyor. adama, dans etmek dışında en ufak ilginiz yok, ama içinde bulunduğunuz nezih ortamda elbette olay çıkarasınız da yok. sakin ve nötr bir şekilde dansınızı etmek, adamı da averaj cevaplarla belli bir mesafede tutmak arzusundasınız. işte bu gidişatın bir noktasında, kendisi gibi mökkemmel bir adama ilginiz olmadığını -nihayet- sezen er kişi, bazen şöyle bir son çırpınış taktiği benimsiyor: sizin sevdiğiniz, yaptığınız (veya yapmadığınız) bir şeyi kötülemek suretiyle az önce (tamamen kendi kendine) yıktığı özdeğerini tamir etmek. artık gittiğiniz spora mı laf eder, seçtiğiniz tatil lokasyonuna mı, orası er kişinin tercihine kalmış. siz kendinizinkini hiç de ateşli bir şekilde savurmadığınız halde, bir anda karşınızda kendi zıt görüşünün diktatörü kesiliyor. gülmek, sakin ol şampiyon demek istiyorsunuz, ama bu tür adamda mizah duygusu ne arasın zaten. her cümlesiyle, nasıl da alfa bir hata yaptığınızın, nasıl da cengaver bir er kişiyi kaçırdığınızın altını çiziyor. canı yandı ya, can acıtmak istiyor.

acaba bu taktikle bir adamın son anda, kendine hiç de bayılmayan bir kadını çekebildiği olmuş mudur, gerçekten merak ediyorum. kadınlar olarak bu kadar salak, umutsuz ve azara muhtaç mı görünüyoruz? sözde sevgiyi anlamak için azara muhtaç. adamla aynı şeyi istemiyorsa ayara müstahak.

bu sıkıntılı taktikler elbette tango camiasına özel değil. hangi ortama girsem çok zengin varyasyonlarını bulabileceğimden eminim. freelance çalışmanın en kötü yanı, insanların karanlık taraflarına daha az maruz kalmak galiba. bir süre sonra sadece seçtiğiniz insanlarla iş yapmaya, görüşmeye başlıyorsunuz. başta bir lütuf gibi gelen bu lüksü bir kez edinince de, bazen -son derece mümkün olan- diğer insan ve davranış çeşitleri, son derece şoklatıcı gelmeye başlıyor. bu bakımdan, arızalı taktikleri tespit etmek ve baş etme yöntemleri geliştirmek anlamında, hayatımda yeni bir sayfa açtığı için de seviyorum tangoyu.

son olarak: beyler, lütfen karşımızdaki insana bok atmanın verimli bir ilgi çekme yöntemi olmadığı gerçeğiyle barışalım. sizi bu konuda kim yönlendirmişse yanlış yapmış, gelin beni dinleyin. bütün ruh sağlıklı kadınlar adına konuşuyorum: tatlı dil, güler yüz daima rulz!

sıkıntılı taktikler” için 8 yorum

  1. Halbuki intikam soğuk yendiğinde lezzetlidir, bilmiyorlar 🙂 Bir keresinde kiloma laf edilerek o son iticilik hamlesi yapılmıştı. Eminim tüm hanımlar evet evet aynen diyordur bu yazıya 🙂

    1. yaşasın kadın dayanışması bahar!
      ama bu tipler için intikamla bile vakit kaybetmeye değmez bence. soğuk veya sıcak 🙂

  2. Galiba ben de senin gibi free lance ortamının aynısını kendime uygulayıp şimdi de sosyal bağışıklık sistemimi zayıflattım.
    Yalnız o son yapılan kötüleme artık ilgi çekmek için değil, ilgiyi geri çekmenin işareti olabilir ancak. Beni beğenmedin mi, bak ben de sendeki şunu şunu beğenmedim demeye çalışıyor olabilir kendi dili vardığınca. Böyle biriyle dans etmeye mecbursan, çok fena.

    1. valla bu ihtimali hiç düşünememişim, demek ilgi geri çekiliyor, yakılsın kınalar!
      neyse ki bunlarla dans etmeye elbette hiçbir şekilde mecbur değilim joe’cum. ama benim gibi borderline toleranslı bir insanı bile bu noktaya getirdikleri için alkış.

  3. Ege’ciğim bu bahsettiğin sıkıntılı taktik, Türk erkeğinin DNA’sına işlenmiş bir davranış kodu kanımca. Geçmiş olsun bacım. “kadınlar olarak bu kadar salak, umutsuz ve azara muhtaç mı görünüyoruz?” diye sormuşsun ya, anlattığın durumdan bağımsız, ilişkisini tam da bu şekilde yaşayan kadınlar tanıyorum ne yazık ki! Sevgililerinin ağzından bir güzel söz duyacağım diye (ki o gün gelmez hiç) her türlü azarı, haksız/ağır eleştiriyi siğneye çeken, umutsuz olduğuna inanan (ama aslında sevgilisine 5 gömlek fazla) bekar kadınlarla dolu etraf. Yani demem o ki adamlara malzemeyi biz veriyoruz…

    1. var öyle kadınlar ve ilişkiler deniz’im, haklısın. ama ben kendimi bu saatten sonra 5 dakika için bile olsa oralarda bulacağımı düşünmezdim. never say never!

  4. ben kendim ozellikle ‘sanki cok da guzelsin’ gibi bir sey bile duydum sdkhfjkdsfgsjd cok iyi yaaa 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir