sıcak hava kapsülü raporum

Kategoriler style

kapsül gardırop

sıcak hava kapsülümü değerlendirerek başlayayım: fena değildi. yaz mevsiminin buhranları içinde son endişem şıklık zaten. yazın ne giydiğime odaklanamıyorum bile. keten gömlekler, düz beyaz veya çizgili tişörtler, 1 çift birken, 2 de hafifinden pantolonla olay kapanıyor. bu yaz da farklı olmadı. aynı şeyleri giydim. 33 parça 4 aya rahat rahat yetti. bir tek helsinki seyahati için kışlıklardan ince bir kazak aldım yanıma.

yazın giyinmeyi sevmememin en önemli sebebi tek katmanlı olma mahkumiyeti. yani hava 50 dereceyken neyin üstüne ne giyeceksin de tarzına boyut katacaksın? incenin incesi 3 parça takıyla bir ruj bile bazen fazla geliyor sıcakta. dolayısıyla yaz kapsülünde çeşitlilik yaratmanın altın kuralları bende işlemiyor: şapka taksam alnım terden kaşınıyor, deri kemer belde ağırlık yapıyor, bazen deri çantalar bile fazla geldiğinden dandik bez çantaya talim ediyorum. hal böyleyken büyük takılarmış, oyuncaklı ayakkabı modelleriymiş, yok efendim çeşit çeşit fularmış, söz konusu bile olamıyor.

ama kış öyle mi? havaların soğuması ve ceket sezonunun açılmasıyla, hoşgeliyor çok katmanlılık. biz gezecek baraber, sen edecek beni mutlu. ceket sevdamı tam anlamıyla tatmin edebilmek için yazlarımı st petersburg, vancouver veya reykjavik’te filan geçirmem lazım. hayalimdeki enlemler bunlar. eylül-ekim gibi bu nefis enlemlerin yazı istanbul’a sonbahar olarak geliyor da hayat benim için yeniden başlıyor. bir üst paragrafta yük olan ne varsa artık başımla bir. gerçi ben tercihimi katmanlardan yana kullanıyor ve yeterince mutlu oluyorum. ama sonbahar renklerindeki derinin doğal güzelliğini yeniden hatırlamak, zarif kaşmir fularlara bir sevgili gibi sarınmak, takıların minik ışıltılarıyla gri havaları aydınlatmak da bir gardıroba sahip olmanın ve sonbaharın diğer keyifli tarafları gibi geliyor bana.

işte pazartesi istanbul’da kabus gibi sıcak bir gündü ama, ben içimdeki bu sonbahar aşkıyla kışlıklarımı çıkarıp birer birer yatağa sermekle uğraşıyordum. birkaç yenilik dışında hepsi geçen kışlardan yadigar parçalar ve açıkçası şu anda gözüme sayıca çok fazla görünüyorlar. üzerinde düşünmem lazım. epeydir derin bordo ve kırmızı tonlarına çekiliyorum. geçen kış sonunda massimo dutti indiriminden aldığım kiremit rengi gömleği ve topshop kapanmadan yakalayabildiğim bordo fitilli kadife pantolonu görünce gözlerim parladı. hemen kafamda kombinlere koştum.

bunca kapsül denemesinden aldığım en önemli derslerden biri renk paleti. sevdiğimiz materyal ve kesimler kadar, dengeli ve kullanışlı bir renk paleti yaratmak da hayat kurtarıyor. benim gardırobumda ağırlıklı parçalar denim dokulu ve/veya nötr tonlar mesela: siyah, lacivert, açık mavi, gri. genellikle bu renk tonlarından oluşan altları beyaz, mavi veya çizgili üstlerle kombinliyorum. heyecan ve değişiklik isteğimi ise alternatif renklerle karşılıyorum: su yeşili, pudra pembesi, kırmızı, bordo, taba veya desenli parçalar. ama şu netliğe gelebilmem 2 senemi aldı, bunu da yazmak lazım. kapsüle gönlünüz varsa basit keşiflere ulaşmanın pek de basit olmayan bir yolculuğun eseri olduğunu aklınızda tutunuz.

ekim’de soğuk havalar kapsülünde görüşmek üzere!

sıcak hava kapsülü raporum” için 1 yorum

  1. Ne kadar güzel anlatmışsın sonbahar ve kışta alınan giyim zevkini:) gün bizim günümüz Ege’cim, geldi yağmurlar, serin hava hoş geldi:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir