sanat, kafamı bozma!

Kategoriler ontolojik

istanbul tiyatro festivali’ne dair ilk ve tek ve son hatıram, müge’ciğimle tahminen 2005 veya 2006 yılındaki festivalde “aman şehre kültür gelmiş, kaçırmayalım” diyerekten gittiğimiz korkunç absurd ve ultra sıkıcı bir lorca oyununda ara verilmesi sırasında yaşandı. oyunun nasıl çekilmez bir dert olduğunu sizlere bir nebze olsun hissettirebilmek için çakmasyon bir akış vereceğim hemen buracıkta: sahneye bir soytarı girer ve “elmalar!” diye bağırır, “elmaları getirin bana”. sonra tepeden tekerlekli iskemlede bir dede iner ve bir çocuk şarkısı söyler. bu arada top oynayan 5 cüce nietzsche’den döktürmeye başlar ve olaylar asla kat’a gelişemeden oyun çat diye durur, ışıklar yanar.

eserde bir giriş ve bir gelişme tespit edemediğimizden bu noktada müge’yle birbirimize bakıp “post-modern ya, bitti herhalde” dedik. ama kimsede pek bi kıpırtı olmadığı için de inceden bi tedirginlik duyduk, lan niye kimse kalkmıyor diye. önümüzde oturan kültür-sanat insanına “afedersiniz, bitti mi acaba?” diye nezih nezih sorduk. bize sanki birer öküz, hayır hayır birer hıyar, yok yaa bildiğin böcekmişiz gibi bakarak “hayır, ara!” dedi karı. burdan sonra artık kendisinden karı diye bahsedeceğiz biz de haklı olarak. hani dağdan dün indik de kazara tiyatroya girdik ve bu feci şekilde mana yüklü, sanat ve felsefe yüklü oyunu da anlayamayacak kadar zavallıydık biz. düşünün yani, daha ara olduğunu bile anlayamamıştık, oha filan!

uzatmayayım, sinirden o kadar çok güldük ki gözlerimizden yaş geldi. lorca’ya tahammül edemeyip karıdan da ayarı yedikten sonra tiyatro festivaliyle işimiz kalmadığına kanaat getirdik. oysa festivaller çok mühim sanat olayları olarak lanse ediliyor ya, bi gidip bakalım neler oluyormuş dediydik. yani niyetimiz iyiydi aslında. e diplomalarımız da yeterince B.A.’di, M.A.‘di, janjanlıydı. lakin tek bir oyun yetti, “çok da bir şey kaçırmıyormuşuz” diyerek bu yıla kadar uzak durduk. ara sıra gittiğimiz başı-kıçı belli oyunlarla yeterli sanat dozunu aldık – asla da aşırıya kaçma gereği duymadık.

tiyatronun sahnelere sevdalı izleyici kitlesi ve tiyatro sanatını çevreleyen kutsiyet aurası alerji yapıyor bende. bu yılki tiyatro festivali programına bakarken de yine içim kıyıldı. kimi oyunlar hakkında yazılan bilgilendirme yazıları o derece bayık, o derece zorlama ve stilize ki, hani birileri bu eseri böyle tarif etmiş, artık o eserin kendisinden ne beklersin? “gel bedava bilet vercez” deseler gitmem valla. “hayır, ara!” diyen nadan karı geldi aklıma, o gitsin, tam ona göre. ordan da muhakkak en yakın bienale uğrasın hatta.

sanırım tiyatrodan hala katharsis bekleyen eski kafalı bir insanım. acıya, deliliğe veya kötülüğe dair sanatla/tiyatro eserleriyle hiçbir sorunum yok. bilakis, derdi olmayan sanata aşina değilim. ama birtakım anlamsızlıkları sırf izleyiciyi rahatsız etmek için bir araya getirip adına kültür/sanat dedikleri zaman içimdeki goebbels dile geliyor: “When I hear the word ‘culture’, I reach for my revolver.”

sanat, kafamı bozma!” için 2 yorum

  1. BEN TİYATUROYA 1 SENEDIR GİTMİYORUM ay cok pardon caps açık kalmış :pp

    en son gittigim KÜLTÜR SANAT etkinligi operadır, salonda tek uyanık kalan bendim, inan dogru söylüyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir