dün kadim dostum füs ada’da misafirimdi ve bol sohbetli gecemizin konu başlıklarından biri de rutindi. neşe içinde farkettik ki bizim rutinle bir derdimiz yok aslında. yani hafta içi bir işlerin peşinden koşmakla, haftasonları evimizin temizliğini yapmakla, ütü yapmakla (nefret ederim ama başa gelince el mahkum), yüzümüze maske yapmakla, yok efendim tırnak bakımı yapmakla en ufak bir derdimiz yok. allahım neden ama neden yine çamaşır, neden yine bulaşık demiyoruz mesela. yıllar içinde sosyalliğimize ve her mevsim yön değiştiren hobilerimize paralel evcimenlik oranımız da artmış. daha çok insan tanıdıkça evimizi ve rutinimizi daha çok sever olmuşuz. sorun da bu zaten: biz kendi rutinimizi seviyoruz a dostlar, başkasınınkini değil!

bu halimizle çok mutluyuz ama ilişki dedin mi, hele hele beraber yaşamak dedin mi başka biriyle rutin kardeşliği yapmak kaçınılmaz oluyor. işte error verilen nokta da orası zaten. kendini oyalamakta hiç zorluk çekmeyen biriyseniz, karşı tarafın tek hobisi olmanın sıkıntısını da bilirsiniz. bir de tabi ilişkiyi canlı tutmak adına yapılan yabancılaştırıcı ve yapay şebeklikler mevcut… paylaşmadan, çabalamadan, yenilenmeden, yeni bir şeyler öğretip öğrenmeden ilişki olmaz elbette. ama var mı böyle dergilerde filan tavsiye edilen her bokun yapıldığı festival gibi ilişkiler bilmiyorum. hani bütün gün çalışıp yorulmuşsun, akşam eve gelmişsin, hanginizin sevgilisiyle her akşam yeni bir yemek/oyun/edebi akım/şaka/içki/mekan/aktivite/pozisyon/zart/zurt keşfetmeye mecali oluyor bilmek istiyorum! hangi çiftler her gece hayatın anlamına dair sohbet etmek için yanıp tutuşuyor? hangi çiftler her akşam bir sevgi seli, bir sabır katarı, bir anlayış topağı oluşturup kol kola ayı ve yıldızları selamlıyor? bütün bu postmodern çabalar gülünç gelmiyor mu size de? doğal bir frekansta ortak tatmin ve mutluluk sağlanamıyorsa neden yollarına gitmiyor insanlar?

çevremdeki ilişkilere baktığımda çoğu kez kendini yarım hisseden insanların biriyle tam olma çabası içinde debelendiklerini, acı çektiklerini ve bolca kalp kırıklığına rağmen sırf yalnız kalma korkusuyla mutsuz da olsa ilişkiye devam ettiklerini görüyorum. yalnızlık sanki bir eziklik, başarısızlık. oysa mutlu olmak için ille de başka birine ihtiyaç duymaktan daha ağır ne var? herkes kendi başına da mutlu olabildiğinde mümkün ancak mutlu ilişkiler. rutinler birbirini tehdit etmediğinde mümkün. bence.

rutin” için 4 yorum

  1. "mutlu olmak için ille de başka birine ihtiyaç duymaktan daha ağır ne var? herkes kendi başına da mutlu olabildiğinde mümkün ancak mutlu ilişkiler. rutinler birbirini tehdit etmediğinde mümkün. bence. "

    bence de 🙂

  2. rutinden tiksiniyorum ben, galiba bu yüzden bu kadar mutsuz oluyorum zaman zaman.
    yalnız akşam eve gelip yeni icatlar deneme konusunda yüzdeyüz katılıyorum, hadi bugun makarna-menemen yiyelim sonra da malak gibi yatalım modu forever..

  3. "kendini oyalamakta hiç zorluk çekmeyen biriyseniz, karşı tarafın tek hobisi olmanın sıkıntısını da bilirsiniz."

    hehehe.
    ilişkiye renk katan taraf olmak.
    ilişkiyi sürükleyen taraf olmak.
    terkeden taraf olmak.

  4. kızlar, yazımızın ilham kaynağı zaten ayrılık. eniştenize yol verdim. ama iyiyim yahu! sevmek yetmiyor nitekim, anlaşmak/uyuşmak da önemli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir