rumuz: trakya

Kategoriler sevgili japon abla

sevgili japon abla,

bir yıl önce üniversiteyi bitirdikten sonra benden 6 yaş büyük ilk sevgilimle 23 yaşımda evlendim. daha öncesinde ilişkiye dair tecrübem olmadı ve cinsel hayatımız çok kötü, yatakta uyuşmuyoruz. benim için seks onunla bir zorunluluk, onun için de aynı olduğunu düşünüyorum. birbirimizi çok seviyoruz ama bu şekilde devam eder mi? seks gerçekten o kadar önemli mi yoksa gözlerimi kapatıp devam mı etmeliyim?

rumuz: trakya

sevgili trakya,

sizin durumunuzdaki çiftlerin önünde 2 seçenek var. birincisi çift terapisi/seks terapisi ve benzeri yöntemlerle, üçüncü şahısları işe dahil ederek bu sektörlerin ayakta kalmasına katkıda bulunmak: süreç kimin eline düştüğünüze bağlı olarak uzun/kısa, (ruhen) acılı/acısız olabilir. bu sektörün varlık sebebi, devam etmese kimsenin bir şey yitirmeyeceği ilişkileri kasa kasa devam ettirtmek. ancak ortada somut bir cinsel işlev bozukluğu, yani tedaviyle hallolacak bir mesele değil, kimya eksikliği olduğunda yapılacak hiçbir şey yok. naapsın doktor, aranıza zorla tutkular, kelebekler, elektrikler serpiştirmek kimsenin elinden gelmez.

diğer seçenek eşinle oturup açık açık konuşmanız ve birlikte karar vermeniz. en başta niye evlenmiştiniz? sırf aile baskısını bertaraf edip bir an önce beraber yaşamak istediğiniz içinse, bunu yaptınız ve sonuçları tam da umduğunuz gibi olmadı. aranızdaki maddi bağları bilemiyorum, evlilikte birinizin diğerine büyük çapta destek olduğu bir durum söz konusuysa, bu durum son kararınızı etkileyecektir. ama ikiniz de birbirinizden bağımsız yaşamınızı idame ettirecek durumdaysanız, ayrılık da mantıklı bir seçenek. birbirinizi sevmeniz buna engel değil. ayrılık de sevginize engel değil. uzaktan yine sevin birbirinizi. şu genç yaşınızda sizi çok daha heyecanlandıracak adaylar mutlaka çıkacaktır karşınıza.

”seks gerçekten o kadar önemli mi?” diye sormuşsun. bunun cevabı herkese göre değişecektir, ama senin için o kadar önemli olmasa, bu konuyu birilerine danışacak kadar kafana takmazdın gibime geliyor. bana sorarsan hepimiz için çok önemli. sadece bunu itiraf etme konusunda değişkenlik gösteriyoruz. bu şekilde devam etmeyi seçersen, diğer açılardan güvenli ve konforlu bir ilişkide olmanın vereceği huzuru yine yaşarsın. ama zaman içinde senin de eşinin de karşısına birbirinizde bulamadığınız heyecanı yaşatabilecek başka kişiler çıkabilir. böyle bir durumda en doğal isteklerinizi nereye kadar bastırabilirsiniz? ayrılık sana komplike geliyorsa bir de aldatma/aldatılma senaryolarını düşün…

sorunun zamanlaması çok ilginç oldu. birkaç gün önce bir arkadaşımla konuşurken düşünüyordum da 20’li yaşların başında yapılan birçok evlilik 30’lu yaşların başında boşanmayla son buluyor. sebebi her şeyden önce insan ırkı olarak 30’lardan önce ne istediğimizi pek de bilmiyor olmamızdır belki. ya da tercihlerimizin belli bir yaştan önce yeterince netleşmiyor olmasıdır. veya tam da 20-30 arası çok hızlı değişiyor olmamızdır. ama şunu kesin olarak söyleyebilirim ki etrafımdaki 30-40 yaş arası hiçkimse 23 yaşındaki gibi bakmıyor hayata.

kalmak veya gitmek. seçim elbette senin. ama bu sorunun kalmakla çözülmeyeceğini bil. zamana bırakınca iyileşecek bir şey değil sizinkisi. bilakis zaman ve hayatın her dönem değişen başka sorunları ve yükleri bu konuyu daha da acılaşacağınız bir noktaya taşıyabilir. öyle bir yaşa gelirsin ki, artık adama evdeki favori koltuğun gibi alışmış olursun. hani eskidir, poponun şeklini almıştır, lekelidir filan ama rahattır. bırakıp gitmek imkansızmış gibi gelmeye başlar. oysa şimdi yaşın çok genç!

kararını verirken gözünün korkması çok doğal. ama şöyle bir etrafına bak. yaşı senden daha büyük olmasına rağmen bekar olan, hayatından memnun olan, dolu dolu yaşayan birileri mutlaka vardır. evliliği denedin gördün, matah bir kurum değil. olay en güzel gelinliği seçmekle, en eğlenceli düğünü yapmakla bitmiyor. tam da sonrasında aynı evin, aynı yatağın içine girince başlıyor. hollywood’un bizlerden sakladığı gerçek bu 🙂

sen artık bu filmin devamını biliyorsun sevgili trakya. ya başa dönecek ve kendi senaryonu yazmaya başlayacaksın, ya da bahaneler uyduracak ve koltuğunda oturup sıkılmaya devam edeceksin.

rumuz: trakya” için 9 yorum

  1. Sevgili Japon Abla, yazdıklarına katılıyorum ama gözüme takılan 1-2 nokta oldu, belirtmek istedim, (ben mi yanlış anladım bilmiyorum ama) Trakya evleneli 1 yıl olmuş sanırım ve evlilik öncesi başka tecrübesi de olmadığından belki eşiyle yaşadığı sıkıntılar tecrübesizlik/utanma vs. gibi şeylerden kaynaklanıyor olabilir? Bu durumda eğer yaşanılanlar aradaki tutku eksikliğinden kaynaklanmıyorsa belki terapist işe yarayabilir onlar için
    ?

  2. hmm.. olabilir ama trakya mektubundan böyle bir şeyden bahsetmemiş. son karar kendisinin, sorunların tecrübesizlikten kaynaklandığını düşünüyorsa elbette terapiste gitmeyi deneyebilir, haklısın.

  3. 23 yaşında bir insan ne istediğini pek de bilemeyebilir diyoruz ama, ne istemediğini de aynı şekilde bilemeyebilir? Evlilik veya seks terapisinden yana elimi kaldırıyorum ben de. Öyle kurtulan evlilik duydum valla, hep ondan. (:

  4. hevesli bacım, seni burda görmek ne güzel 🙂

    haklısın, terapiyle kurtulan evlilik vardır mutlaka. amaç evliliği kurtarmak ve ne olursa olsun evli kalmaksa neden olmasın? ama 23 yaşında biri ne istediğini tam bilemiyor olsa bile, bence insan her yaşta ne istemediğini bilebilir. trakya hanım kızımız bu adamı istemiyorsa başka adamları isteyebilmek konusunda kendine izin ve şans vermeli. bak ama hala istek konusundayım. evlilik ayrı mevzu. brad pitt'le de evlense bir noktada adamı istemeyebilir çünkü. kurumun genel cilvesi bu. bunu 23 yaşında üstüne para verip terapistten öğrenebilir ve maden kaçınılmaz son budur bari eldekiyle yetineyim diyebilir. veya en az 30-35'ine kadar maceradan maceraya koşup gençliğini daha renkli değerlendirebilir, sonra evlenmeye karar verirse de en kötü cepte bi dolu hoş hatırası olur!

  5. Olmuyorsa olmuyordur, tabii ki zorlamamak en güzeli. Terapist konusunu da "avuç dolusu para dökmek" ve "bir sürü zaman kaybı" olarak görmüyorum. Sadece yapılacak her şeyi yapmış olmak konusunda bir durak olarak görüyorum. Neticede severek bir araya gelmiş insanlar. Zaten fazla uzatmanın da manası yok. Terapiste bir kere gidilir bakılır, ümit varsa biraz devam edilir (yıllarca değil tabii). Ümit yoksa mis gibi sapasağlam bir karar verilir ve dönüp arkaya bir daha bakılmaz. Sonra gelsin maceralar (:

  6. ‘olay en güzel gelinliği seçmekle, en eğlenceli düğünü yapmakla bitmiyor. tam da sonrasında aynı evin, aynı yatağın içine girince başlıyor. hollywood’un bizlerden sakladığı gerçek bu 🙂’
    Okullarda ders niyetine öğretilmeli.. Her yerlere kazımalı..bayıldım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir