sevgili japon abla,

ben geçen yaz bir adamla tanıştım ve bu adam yeniden hayallere inanmama neden oldu. çünkü yıllardır birlikte olmak istediğim gibi biriydi. her şey iyi gidiyordu ama bende hep bir kaybetme korkusu vardı. bu kadar sevilmeye, daha doğrusu sayılmaya alışık değildim erkekler tarafından. itiraf edeyim, ne zaman benden bıkacak diye de düşünüyordum. o ise ciddiydi. evlilikle ya da ilişkinin geleceğiyle ilgili konularda o hep bi adım attı, ben hep olumsuz yaklaştım. tabi benim tereddütlerim ve kararsızlıklarım onu bir yerde soğutmuş olmalı ki bir gün ‘görüşmeyelim artık, ben denedim, olmuyor’ dedi. böylece ayrıldık. ara sıra haberleştik de. ama ben hiç ısrarcı olmadım.

en son geçen hafta mesaj attı ve bu kez kararlı davrandım. benim için gerçekten çok değerlisin dedim. çünkü sonuçta ondan hala hoşlanıyorum. ama şimdi de o başka birinden hoşlanıyormuş, ama karşı taraftan pek bir ışık alamıyormuş. önce çok kızarım zannettim ama şunu anladım ki, aslında şimdiye kadar hayatıma giren erkeklere zaten dürüst olmadıkları için kızıp çeşitli intikamlar almaya çalışmışım. görüşelim dedik ama anladım ki gönlü yok. mesajlarıma ilgisiz, bu konuyu sanırım bitirmiş kafasında.

sorum şu: ben bir ikilemdeyim. aslında artık onu aramamam lazım. ama bir yandan da düşünüyorum, bu ilişki benim yüzümden bitti. ben onun kadar iyi bir sevgili olamadım. şu anda da olacağımın garantisi yok. ama ona sevgimi göstermek istiyorum. ayrıca da çok mantıklı bir insan. hayatın boyunca hayatında bir şekilde tutmak isteyebileceğin gibi biri. tamam şu anda duygularım var ve arkadaş olmamız şu aşamada zor. ama en azından sevgimi göstermek istiyorum. sence ne yapmalıyım?

rumuz: poe

*

sevgili poe kızım,

yazdıklarından anladığım kadarıyla bu adama kadarki ilişkilerinde duygusal olarak zarar görmüş ve acı çekmişsin. belki de kafanda ‘zaten bütün erkekler böyle’ gibi yargılar oluşmuş. ‘kendimi açtıkça hırpalanıyorum’ deyip muhtemelen duygularını tümden kontrol altına almanın daha güvenli olacağına karar vermişsin. ve işte bu noktada karşına bu adam çıkmış. adamı çok değerli bulduğun için, güvenip kendini bıraksan bi türlü, bırakmasan bi türlü… yeniden acı çekme, tam da doğru adamı bulmuşken kaybetme ihtimali baskın çıkmış. er kişi de sendeki tereddütü sezip atını başka prenseslere sürmüş. şimdi güzel kafanı taşlara vurmakta, bari arkadaş kalaydık kartını oynamaya meyletmektesin.

ama bence yeni acılara doğru seyretmektesin poe’cuğum. zira eminim yeterli sayıda arkadaşın vardır, bu bir. ikincisi, diyelim ki arkadaş kaldınız, adamı instagram’da takip edip yanında gördüğün her kızla birlikte sinir stres yaşamayı, veya buluştuğunuzda onun gönül hayatındaki gel-gitleri dinlemeyi ister misin gerçekten?! ‘arkadaş kalsak’ hevesinin ardında daima, o insanı iyi-kötü yamacımızda tutma isteği, onun hayatına bir şekilde dahil olma ihtimali ve nihayetinde de bir şeylerin yeniden başlaması umudu yatar. ha sonucun gerçekten de böyle olabildiği durumlar yok mudur, muhakkak vardır. lakin benim burda anlamadığım şey şu, diyorsun ki: bu ilişki benim kaybetme korkum yüzünden bitti. iyi bir sevgili olamadım. ama şu anda da olacağımın garantisi yok.

nasıl yani? bence ya hala kaybetme korkunu yenemeyeceğinden endişeleniyorsun, ya da bu adamla ilgili içine sinmeyen ama adını koyamadığın başka bir şeyler var. belki de onun sunduğu ve sana fazlasıyla güvenli gelen bir alanı hem kaybetmek istemiyorsun hem de belki fazla güvenli bir yer ve tutkunun yeşermesine izin vermiyor. çünkü hepimiz bir adama deli gibi çekildiğimiz örnekleri biliriz. kendini ağırdan satmaya çalışmak hem ruha hem kasıklara nasıl da işkence olur! bu yazdığın kalbi kırık aşk hikayesinde benim pek hissedemediğim kısım aşkın tutku kısmı oldu. tabi o kısmı belki de yazmamışsındır. ama sanki sen bu adamın kokusundan, dokunuşundan ziyade, sana olan saygılı davranışlarını, halini tavrını, mantığını sevmişsin gibi hissettim. sanki ‘diğerlerine delirdik de ne oldu, bak ne efendi ne düzgün adam, bana da gül gibi davranıyor. kendimi kaptırıp bunu da kaybedersem bir daha asla böylesini bulamam’ demişsin bir noktada. (nedense bu adam senden yaşça biraz daha büyükmüş veya karakter olarak yaşıtlarından olgunmuş gibi hissettim.) yani seni ona çeken şey kalbinden ziyade mantığın olmuş gibi. zira bu adama gerçekten aşık olsan arkadaş kalmayı hayal bile edemez, ve onu ne kadar derinden sevdiğini bana değil bizzat kendisine yazıyor olurdun diye düşünüyorum. diyeceksin ki ille de tutku manyağı mı olmak lazım, bir adamın zekasına, mantığına ve oturaklı tavırlarına aşık olamaz mıyız? olabiliriz elbet. istediğimiz buysa neden olmayalım? ama o zaman da bu bize yeterli gelir ve ilişkiyi sabote etmek için dokuz takla atmayız.

sevgili poe kızım, bu adam vesilesiyle üstünde düşünmen gereken 2 ayrı konu var bence:

1- yaralarını iyileştirmelisin: ne kadar tatlı ve akıllı bir insan olduğunu ben az buçuk biliyorum. bugüne dek birçok hıyara denk geldiysen, kadrini bilmeyip üzdülerse seni, bu durum senin değerinden eksiltmez. tam tersine, bir noktada silkinip kötü ilişkilerin içinden çıkabilme cesaretini göstermen, eskiyi geride bırakmaya niyet etmen ne kadar güçlü, cesur ve akıllı olduğunu gösterir. ama eskiden gelen yaralarını bir an önce iyileştirmeye bakmalısın ki yeniliğin yolunu tıkamasın. sana yapılan ve dürüst olmayan her türden davranış, seninle değil, yapanın kendisiyle ilgiliydi. bu yükü sırtında taşıyan sen olma. bir an önce affedip bırakmaya bak. yaralarının daha derinlerde olduğunu hissediyorsan belki bir süre terapiye gitmeyi düşünebilirsin. yok o kadar değil diyorsan, o zaman hemen şimdi basit bir egzersiz dene: sakin kafayla masaya otur, kağıdı kalemi al, kalbini kıran bütün adamlara birer teşekkür mektubu yaz. sadece 1 paragraflık da olsalar işini görür. göndermene de gerek yok. ama yaz. hem onlardan aldığın dersleri sırala, hem de sana haksızlık yaptıklarını düşündüğün konularla ilgili gerçek duygu ve düşüncelerini yaz. her ilişkiden neler öğrendin? nerde hata yaptın? hangi istekler ve iyi niyetler, hangi gerçeklerin üzerini örttü? ilişkiye kim olarak başladın, kim olarak bitirdin? bu sorulara cevap ver. hepsine ayrı ayrı teşekkür et ve noktayı koy. bunu yaptıktan sonra bakış açında bir genişleme, yüreğinde bir aydınlanma olduysa doğru yoldasın demektir.

2- kendini daha çok sevmelisin: olduğun halinle yeterli, yani en harika ve en gıcık huylarınla sevilmeye layık bir insansın. ama sen buna evet evet desen bile zihninin hep hata bulan taraflarından veto yiyorsan, yalnız değilsin. zihnin olayı bu! dırdır forever. onu alt etmek üzere kendince yöntemler geliştirmelisin. meditasyon mu yaparsın, en sevdiğin taraflarını yazıp buzdolabının kapağına mı asarsın, sabahları kendi yanaklarından makas mı alırsın, orası sana kalmış. benim tavsiyem, hemcinslerinde cazip bulduğun özellikleri listeleyip kendini oralardan dönüştürmen olur. belki o konularda kitaplar okursun, belki workshop’lara, seminerlere katılırsın, hayatının bazı alanlarına çeki düzen verirsin. hem böylece zihnini de doğru yolda olduğuna az buçuk ikna etmiş olursun.

buraya, gönül meseleleriyle ilgili sorulan her soruya olduğu gibi, yine şunu yazmadan da geçmek istemiyorum: önce sen kendi hayatına aşık olmalısın sevgili yavrum, yaşamla derin ve tutkulu bir ilişki kurmayı başarmalısın. isteklerini gerçekleştirmek için enerjini ortaya koymalı, risk almalısın. kendi hayatının en büyük hayranı olmalısın önce, sonra sana aşık olanlar hiç bitmez. eh, aralarından en az biri de tam istediğin adam olacaktır mutlaka!

rumuz: poe” için 2 yorum

  1. onaylanmaya kesinlikle ihtiyacınız yok ama japon hanımcığım, cevabınızın her satırına imzamı atarım 😉 müzmin bir melankolik olarak tespitlerinizi ve çözümlerinizi gayet doğru buldum. ben tutkuya vuruldum ama işte hep mantıklı olanı niye seçmedim deyip durdum 😛 bu da ayrı bir ironi 😉 bir gün uzuuunca bir mektupta benden almanız an meselesi .

    1. hülya’cım, hepimiz elimizde olmayana özenmiyor muyuz zaten =) tutku mu mantık mı, ya biri ya öteki. aslında bence ikisi bir arada mümkün – en azından bir süre. ama bulmak için önce bunun mümkün olduğuna inanmamız gerekiyor sanırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir