rumuz: kararsız

Kategoriler sevgili japon abla

sevgili japon abla,

35 yaşındayım ve geçtiğimiz dönemde hem eski kariyerimi bırakarak yeni bir alanda çalışmaya başladım hem de eşimden ayrıldım. eşim çok iyi ve dürüst biri fakat aramızda yenemediğimiz birtakım sorun ve uyumsuzluklar vardı. şu anda başka biriyle birlikteyim ve ilişkimiz iyi gidiyor, ama onunla da evlilik zor görünüyor, ben ise çocuk yapmak istiyorum. acaba bu ilişkiye devam mı etmeliyim, eski kocamla yeniden mi denemeliyim, yoksa bambaşka ihtimallere mi açmalıyım kendimi?

rumuz: kararsız

sevgili kararsız,

bu köşeye yazan ilk okurum sen olduğun için çok teşekkür ederim! yazdıkların yüreğime dokundu ve pazar gecesi sabaha karşı 3’te yatağımdan çıkartıp bilgisayar başına getirdi beni. mektubunu elimden geldiğince kısalttım ve 5-6 cümlede özetlemeye çalıştım, umarım yanlışım yoktur.

öncelikle, çoğu evli kadının, iyi-kötü tanıdıkları bir adamın vasat ev arkadaşlığını, hayatlarına dair binlerce ilginç ihtimalden evla tuttuğu şu dünyada senin boşanmayı göze alman ne kadar ilham verici bir karar! içten içe inanılmaz derecede güçlü isteklerin, hayallerin, inançların belirtisi bu bana göre. kendini daha iyi bir hayata layık gördüğünün en su götürmez kanıtı. bu adımı atmayı başardığın için kendini tebrik etmelisin. üstelik sen aynı zamanda hem eşini hem de kariyerini bir kenara bırakıp çifte başlangıç yapmışsın, harika!

yazdıklarını okurken paris’teki en yakın kadın arkadaşım brezilyalı kimi’nin hikayesi geldi aklıma. tanıştığımızda ben 23 yaşındaydım, kimi 30. o zamanlar gözüme çok büyük ve olgun geliyordu 30 yaş. yakın zamana kadar işinde gücünde, evli barklı bir kadınken nasıl olmuştu da kimi kendini paris’te doktora yaparken buluvermişti? üniversite bitince çok sevdiği daniel’le evlenmiş. adam yakışıklı, sevgi dolu, sorumluluk sahibi biri. ama yıllar içinde seks hayatları bitmiş, geriye hoş bir dostluk kalmış. kimi de uzun süre bocaladıktan sonra boşanmaya karar vermiş. ”konuyu açtığımda, böyle bir ilişkiyle idare etmek için henüz çok genç olduğumu söylediğimde annem boşanmama büyük tepki gösterdi” diye anlatmıştı. ”sırf seks hayatı bitti diye boşanmaz insanlar” demiş annesi. ”ne tuhaftır ki babam çok daha anlayışlı davrandı ve destekledi beni.” evet ne tuhaftır ki biz kadınlar için erkeğin güzeli-çirkini olmaz iyisi-kötüsü olur mottosu popülerliğini nesilden nesile sürdürüyor. çoğu anne, kızının mutluluğunu ille de sabit ve güvenli bir evlilikte ararken, belki de o annelerin içinde biriken zehri görmeyi başaran babalar, kızları için daha farklı bir gelecek hayal ediyor.

kimi boşanarak ve işini bırakarak geldiği, eğitiminde de yeni bir sayfa açtığı paris’te birbirinden renkli seks maceralarının içinde buldu kendini. hatta son 2-3 ayında, ona çok aşık ve yine pek yakışıklı, halim selim bir italyan’la, he deseydi evlilikle noktalanması muhtemel bir ilişki de yaşadı. yine de birlikte gittiğimiz bir arkadaş düğününde daniel’i ve kendi düğünlerini hatırlayıp ağlamıştı omzumda. ama sonra ne oldu? paris bitti, brezilya’ya geri döndü ve bambaşka bir adamla tanıştı. satırlarından aşk fışkıran mail’ler yolladı bana ve kısa bir süre sonra da evlendiler. ancak 5-6 yıl sonra, sebepleri farklı da olsa yine bir ayrılık haberi geldi.

demem o ki, hayatımız devam etttiği sürece her şey mümkün. ama güvenilir ve bilindik bir seçenekle olmayı tercih ettiğimizde iyi veya kötü bütün yeniliklere karşı dokunulmaz kılıyoruz kendimizi. senin durumunda da bir seçim yapmak, evden ayrılma arifesindeki bir gencinki gibi. tanıdık, güvenli ve sıkıcı ev ortamı mı, bilinmezlik ve tehlikelerle dolu dış dünya mı? o yola çıkmadan, hayatın neler getireceğini asla bilemeyiz. eski kocan için ”onun beni sevdiğinden eminim” demişsin, peki ama sen onu ne kadar seviyorsun? daha da önemlisi ona ne kadar tahammül edebiliyorsun? çünkü belli ki sadece sevildiğimiz, el üstünde tutulduğumuz durumlar bizi tatmin etmeye, ilişkiyi kurtarmaya yetmiyor.

burada devreye çocuk yapmak ve aile kurmak isteğin giriyor. sessizliğin içinde otur ve bu isteklerinin nedenini düşün. hatta istersen yaz. annelik senin için ne ifade ediyor? çocuk neyin simgesi? hangi boşluğu, hangi eksiği kapatacağına inanıyorsun? acaba ilk eşinin istemediği çocuk bu seferki ilişkinin bir tür mutluluk garantisi mi olacak? senin gibi çocuk yapmayı isteyen bir eşe sahip olmanın, ilk eşinin yaşattığı kırgınlığı tamir edeceğine mi inanıyorsun? veya gözünde ancak ve ancak çocuk yaparak bir yetişkin olacağın aile bireyleri mi var hayatında? çocuk yapma demek istemiyorum kesinlikle. ama o çocuğun anlamını kendine itiraf et. bu konuyu çözdüğün vakit ya çocuk yapmaktan ya da çocuk yapılacak doğru adamı aramaktan vazgeçebilirsin – şaşırma!

gelelim diğer ilişkiye… onunla mutluysan bu iyi bir şey. ama onu eski eşinle kıyaslaman bugününe haksızlık etmek olur. yıllarını verdiğin, bir anlamda birlikte büyüdüğün bir adamı, birkaç zamandır tanıdığın birisiyle kıyaslamak ikiniz için de çıkmaz sokak. şunu da daima hatırlamak lazım: evlendiğimiz adamla yaşadığımız ilişki, sadece sevgili olduğumuz adamla yaşadığımız ilişkiye asla benzemiyor. hele de bizimki gibi memleketlerde devreye bambaşka sorumluluklar, zorunluluklar, aileler, maddiyat, şu-bu giriyor. evlilik, deli divanesi olduğumuz insanla bile riskli bir iş. rutine teslim olmaya razı gelmek, hatta buna bir parça gönüllü olmak lazım. yani yola muhteşem bir seks hayatıyla çıkıp, sonuçta yine eski eşinle son bulduğunuz sıkıntılar-sorunlar-anlaşmazlıklar noktasına gelmek de ihtimaller arasında. yeniden evlenmeyi düşünüyorsan bunu kendine hatırlatmanı tavsiye ederim.

kapanış hikayem de gerçek hayattan gelsin. 5 yıl önce hospitality club üzerinden rus bir çifti evimde konuk etmiştim. 65+ bir adam ve kadın. meğer uzun yıllar boyunca ikisi de birbirinden habersiz ve evliymiş. sonra ikisi de birbirine yakın zamanlarda farklı sebeplerle boşanmış. sonra da hiç ummadıkları bir zamanda, çok alakasız bir ortamda tanışıp birbirlerinin sohbetinden keyif almışlar. aşık olmuşlar, görüşmeye devam etmişler ve evlenmişler. birbirinin gözünün içine bakan, ”ben gerçek aşkı şimdi buldum” diyen 2 tontiş insan…

yaşadığımız sürece umut var sevgili kararsız. bence geçmişi geride bırak ve şimdiki ilişkinin geleceği hakkında da çok fazla düşünme. bırak başkaları birörnek hayatlar yaşasın. tam şu anda, şu yaşında, hayatının şu noktasında seni en çok ne yapmak heyecanlandırıyor veya heyecanlandırırdı? bunları düşün, bunlara ver dikkatini, enerjini, zamanını, paranı. muhterem aşk otoritesi francis cabrel bir şarkısında ‘‘si tu pleures pour un garçon tu ne seras pas la derniere” der. meali: ”bir erkek için ağlıyorsan bunu yapan sonuncu kız sen olmayacaksın.” erkeklerin biteceği yok, ama ömür sınırlı! seni neşelendiren, mutlu eden, yaşadığını ta damarlarında hissettiren şeylere yer aç hayatında. hatta en çok da onlara yer aç. sonunu düşünmeden, bir şey beklemeden. kendini iyi hissettiğin zaman, çevrene bambaşka bir ışık saçacaksın.

sen belki görmeyeceksin o ışığı. ama bil ki pervaneler görecek!

rumuz: kararsız” için 5 yorum

  1. Japon Abla aşmışsın! Böyle net kafanın hayranıyım.Kararsız arkadaşımıza da kolaylık diliyorum. Bence kendisi adım atmaktan korkmayan bir insan. Zamanı geldiğinde kendisi için en doğru olanın farkına varacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir