olmak ya da olmamak: revolutionary road

Kategoriler ontolojik

geçtiğimiz kış bir akşam, müge’ciğimin tavsiyesiyle evdeki onlarca dvd arasından bunu seçip izlediğimde, tek başına olmanın verdiği rahatlığa dualar ederek, böğüre böğüre ağlamıştım. filmin renklerini, mekanların zarifliğini, kate’ciğimin emsalsiz güzelliğini bir yana bırakıyorum, hepimizin hayatının içinden fırlayıp da gelmiş gibi vurdu beni bu film. şahsi mutsuzluk senaryomu izler gibi izledim, öyle derinden üzüldüm – ki zaten hemen sonrasında kendi hayatımı da bi elden geçirdim.

kate’in beyi sam mendes’in yönettiği revolutionary road, 50’li yıllarda genç bir çiftin hayallerle gerçekler – bkz. toplumsal beklentiler- arasında sıkışıp kalmalarının hikayesi. başlangıçta her şey umut dolu, adam sıkıcı işinden ayrılacak, kadınla birlikte çocuklarını da alıp amerikan banliyösündeki tekdüze hayatlarından çıkacak ve paris’te yeni bir hayata başlayacaklar. hatta o yeni hayatta kadın çalışıp evi geçindirecek, adamsa hep hayal ettiği gibi yazıp çizecek, kapitalist dünyadan uzakta insanca yaşayacaklar. (paris’in bu tip bir dreamland olarak algılanması ayrı bir yazı konusu!) öyle olmuyor tabi. planlar doludizgin giderken kadın istemediği halde yeniden hamile kalıyor, adamsa işinde yükselmenin büyüsüne kapılıp yan çizmeye başlıyor. sonuç elbette hayalkırıklığı ve bol bol hüsran… etraflarındaki en yakın insanların tercih edilmiş körlüklerine rağmen, gerçeği çok net gören ancak değiştirmeye gücü yetmeyen kadın karakteriyle revolutionary road, la femme de gilles‘i hatırlatmıştı bana. (tavsiye etmeye dilim varmıyor, çok sıkıcı bir film. ama maalesef derdini anlatmak için kaçınılmaz olarak sıkıcı olması gereken filmlerden.)

yılın sonu görünmüşken bu filmi hatırlamamın bir sebebi var elbette. benim gibi hızla 30 olmaya yaklaşan bekar gruptansanız, hayatınızı nasıl yaşamak istediğiniz, dürüstlüğün bedelleri, evliliğin kıskaçları, iki insanın birbirini anlamasının ve kabul etmesinin zorlukları hakkında sizi derin derin düşünmeye sevkedecek zehir zemberek bir başyapıt revolutionary road. sonunda ölüp giden kadına mı ağlıyorsunuz yoksa kendinize mi, dikkat edin ama.

olmak ya da olmamak: revolutionary road” için 2 yorum

  1. cicim, filmden nefret etmen hayra alamet zaten, bu konularla derdim olmaz diyebiliyorsan şanslısın! kate ablamızı sevmemen ise, işte bu çok acı… 2 damla kanlı gözyaşıyla tepkimi göstermek isterim sana :p

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir