muhtelif kapsül gardırop sorularına cevaplar

Kategoriler simple living, style

bugünkü yazımızda, blog’unu pek severek, anırarak ve koparak okuduğum başakito‘nun kapsül gardırop sorularına adım adım cevap vereceğim. zira kendisi hepimizin aklına takılabilecek çok pratik birtakım sorunlara parmak atmış. sanırım benim de bugüne dek pek detaylıca değinmediğim konular.

başak diyor ki:

”Şimdi konsepti anladım. Toplam 35-40 parça olmak üzere en kullanışlı, randımanlı, kombinlemelik giysileri ayırıyoruz, okey!

Teknik sorularım şunlar:
1- dolabı içinde sadece bu kapsül itemler kalacak şekilde konpile boşaltıyor muyuz?

ilk soruya cevap vermeden önce uzun ve fotolu bir açıklamayla başlayacağım: bendeniz estetik kaygılara sahip bir bacınız olarak kapsüllerimi size daha iyi aktarabilmek adına şu ayaklı askı zımbırtısını kullanıyorum. yoksam bu zarif ve naif dekorasyon unsuru bizim evde tamamen kocamın gömleklerini asmak için kullanılıyor, benle alakası yok. her kapsül çekimimden önce üstündekileri bir kenara yığıp bu ayaklı askı ünitesini salonun en aydınlık köşesine taşıyor, çekimimi yapıyor, sonra askıyı yeniden ait olduğu küçük odaya götürüyor ve sedat’ın gömlekleri geri asıyorum. yaa, işte blogger’lığın çileleri ve görünmeyen karanlık yüzü sevgili kapsül dostları.

işin estetik kısmı bir yana, bu salak prodüksiyon hamlelerimin teknik sebebi evimizin hobit yuvasına benzemesi: çatı dairesi olması ve düşük tavan yapısı sağolsun, çocuk mobilyası boyutlarında olmayan hiçbir gardırobun odalarımıza sığmaması. gerçi sedat’ın giysilerinin durduğu küçük odamıza aslında normal bir insan gardırobu sığar. ama sedat’ın o ebattaki bir gardırobu dolduracak kadar giysisi yok. bense giysilerimi odamda istediğimden yatak odamızdaki yamuk duvarımıza bir gardırop yaptırdım, orada takılıyorum. ayrıca sabahları erken kalkıp işe giden kişi sedat olduğu için başka bir odada hazırlanması ve istediği kadar gürültü çıkarması uyku kalitem açısından bittabi çok işime geliyor.

yatak odamızdaki şahsi gardırop üniteme daha yakından bakalım. teoride 5 kapılı olmakla birlikte, kafayı yarma riski almadan açılabilen kapı sayısı 1. (tabi biz 5 yıldır vura vura alıştık, kafalar hormonlu batites gibi yamru yumru, artık sıkıntı olmuyor.)

sağdan 1. ve insan boyundaki yegane kapının ardında bu sezon için seçtiğim gömlek ve hırkalar duruyor. hemen sol tarafta tango için ayırdığım 4-5 parça ve kokteyl elbiseleri, aşağıda ise iç çamaşırları var.

2. kapının arkasında ceketler ve mantolar asılı duruyor. burası sabit bir bölüm, yani mevsime göre güncellenmiyor. ne varsa burada. kapsüle koymadığım, çünkü normalde giymediğim, ama kuzeye filan gidersek diye hazırda beklettiğim ekstra kalın mont ve ceket filan da burada mesela. yazın bile katlayarak kaldırmak istemediğim şeyler bunlar. güveye karşı önlem almakla yetiniyorum. şimdiye kadar bir sorun olmadı. bu arkadaşların altındaki düzenleme zamazingosunda ise yine kışlık yan ekipmanlar duruyor: bere, eldiven, aşırı kalın yün çorap, termal tayt vs.

3. kapının ardındaki üst rafta halihazırdaki kapsülden tişört, kazak ve pantolonlar, orta rafta mevsime uygun olarak ayrılmış ev kıyafetleri ve pijamalar, alt rafta ise sezon dışı şeyleri kaldırdığım hurç var. bildiğiniz gibi şu an hurçta yazlıklar konaklıyor.

*

burada kısa bir ara verip hande’nin sorusuna cevaplamanın tam vakti:

ev kıyafetleri olayı nasıl oluyor bu kapsül gardırop olayında?

ev kıyafetleri sosyal kapsülümüzden tamamen ayrı bir kategori. özellikle çalışan insan için dışarda giydiklerinin zaten yeterince çeşitlilik sunması ihtiyacı var. buna bir de evde giydiklerini eklemeye kalksa parça sayısını sınırlamak ve ayrım yapmak zorlaşır. ben evden çalıştığım halde, ev kıyafetlerimi kapsüle dahil etmiyorum, çünkü dışarıya giydiğim kıyafetler konusunda daha özenliyim. evdeyse en önemlisi rahatlık. hele bir de çocuk veya evcil hayvan varsa zaten bu iki giysi kategorisini ayırmak en hayırlısı. bizde köpek var. özellikle mevsim geçişlerinde her tarafımız tüy. onu çıkarıp dolaştırmak da daha pratik ve spor giysiler gerektiriyor. velhasıl, ev giysilerini mevsimlik sosyal kapsüllerden ayrı tutmayı öneriyorum ben.

tabi bu demek değildir ki evde delik tişörtle, diz yapmış lekeli eşofmanla gezelim! kapı çalar da beklenmedik bir misafir damlarsa kendimizden utanmayacağımız derli toplulukta, ama elbette daha rahat bir şeyler seçebiliriz. benim bu sezonki ev giysilerimde 3 adet pantolon, 1 kışlık tayt, 5-6 adet tişört, 3 ev kazağı ve 1 de uzun yeşil hırka var. hepsi dışarıya giyilebilecek kadar sağlıklı ama ev ortamında haraket kolaylığımı engellemeyecek kadar spor. yine köpek gezdirirken veya koşarken giydiğim yağmurluk ve spor ayakkabılar da bu kategoride sayılır.

*

4. kapının ardındaki üst rafta, seyahate giderken yanıma aldığım küçük boy kozmetikleri, ipek fularları ve minik gece çantamı sotelediğim 2 sepetimsi ve o sezon için ayırdığım fular ve çantalar var. orta rafta spor kıyafetlerim duruyor, ki bunlarda da sezon değişimi olmuyor. ne varsa her mevsim burada. alt raf ise lise dönemimden kalma mektupların durduğu birtakım kutulara, bikinilere ve varsa terziye/tadilata gidecek veya elden çıkartılacak birkaç parça eşyaya ayrılmış durumda.

5. ve en düdük kapının ardındaki üst bölmede çantalar var, sezon dışı çantalar. burada, hiç görmediğiniz zira hiç kullanmadığım ama yatırım amaçlı olarak 2. el aldığım bir adet chloe çanta en büyük yeri kaplıyor. zaten tam da çok ağır olduğu için kullanamıyorum, ama satacağım doğru insanı bekliyorum. yani ona tapacak gerçek bir fashionista =D orta ve alt rafta ise ayakkabılar var. o sezon giymek üzere ayırdığım ayakkabılar evin girişindeki dolapta durduğundan, burada genellikle kapsül/sezon dışı ayakkabılar, terlikler, kar botu ve düğün-dernek amaçlı topuklu ayakkabılar birlikte takılıyor. bu kategoride bir elemeye gitsem hiç fena olmayacak aslında. nasıl olsa kısa süreli giyiyorum diye tuttuğum, rahatsız ama güzel, senede en fazla 2 saat hizmet veren ama işimi gören birkaç ayakkabı var. ikilemlerdeyim.

*****

bu açıklama faslından sonra artık gelelim başak’ın diğer sorularına:

1- dolabı içinde sadece bu kapsül itemler kalacak şekilde konpile boşaltıyor muyuz?

dolabın içini en başta komple boşaltmak, neler gidecek neler kalacak faslını en komple şekilde tamamlamak açısından önemli bence. ama kalacakları gideceklerden ve/veya o sezon giyilmeyeceklerden bir kez ayırdıktan sonra dolapta yeni bir düzenlemeye gitmek gerekiyor. 1-2 kapıyı sezon dışı veya kapsül dışı parçalara ayırmak gibi mesela. en sık kullandığınız, en rahat açılıp kapanan ve kullanışlı tarafa kapsülü dizin. dolabı açtığınızda giysileri derli toplu ve güzelce dizilmiş şekilde görmek hoş bir şey. ayol pinterest gibi kadınım diye gurur duyacaksınız kendinizle!

2- bu sezon giymemeye karar verdiğimiz ve atmak istemediğimiz parçaları nerde stokluyoruz? 

bu sezon giymemeye karar verdiğimiz ama ilerde giyebileceğimizi düşündüğümüz parçaları yukarda da dediğim gibi mümkünse dolabın ayrı bir bölgesinde, değilse kapsülümüze yakın ama gözden ırak olacak şekilde bir hurcun/karton kutunun içinde stokluyoruz. (tabi gerekli naftalin önlemlerini alarak.) sonuçta elbette kış ortası sıcak bir yere tatile gitme durumu olursa kapsüle dahil değil diye bikiniyi evde bırakacak halimiz yok. veya yaz ortası sibirya soğuğuyla karşı karşıya kalırsak titreyerek can verecek değiliz! bu tip ani ve acil durumlarda kapsülü gönül rahatlığıyla devre dışı bırakıyoruz. önceliğimiz kendi konforumuz.

3- eğer kapsül ayriyeten bu şekil mini ayaklı askı falan olarak düzenlendiyse; dolapta kalanlar aklımızı çelmiyor mu? Dur ben bugün kapsülü ellemeyeyim dolaptan falanca kazağımı giyeyim ikilemine düşülüyor mu?

bu şekilde bir düzenim olmadığı için bu soruya cevap veremiyorum. ama bence kapsül gardırop yapmak için ayrı bir ayaklı üniteye ihtiyaç duyuluyorsa, kapsülün öncesinde gerekli olan bahar temizliğinin hakkı verilmemiş demektir. gardırop devrimimizi gardırobumuzun doğal sınırları içinde kalarak yapabilmeliyiz.

4- Diyelim ki kalanları hurca, murca ardiyeye biyere dehledik. O zaman da belli okazyonlar için lazım olunca (mesela coctail dress, döpiyes vs. Gibi kapsülde zinhar bulunmayacak, ama arada bir mecbur kalınacak parçalar) onları bulmak, uğraşmak zor olmuyor mu? 

bende zaten sadece 3 adet gece giymelik elbise var. onlar da -kapsüle dahil olmamakla birlikte- daima elimin altında duruyor. bu tip ‘senede 3 gün ama 3’ü de önemli gün’ giysilerini çok uzaklara kaldırmamak ve katlamamak taraftarıyım. yoksa çıktıkları yerden çok yamuk çıkıyorlar. belki daha iyi korumak adına askılı giysi torbası içinde saklanabilir. bu kategorilere dair ilk tavsiyem giysi elemesi yapmak, tutacağımız parçaları dikkatli seçmek lazım. az olsun öz olsun. tam istediğimiz gibi 3-4 alternatif varsa yeter de artar. nereye kaldırsam derdi de doğal olarak ortadan kalkmış olur.

5- bu kadar az parça olunca yıkama olayı Nasıl çözülüyo? Mesela koca kış boyunca yünlü/kaşmir kazak-hırka alternatifimiz 2-3 tane olunca benzer renk ve dokuda yancısı çıkmayacak makineye atmalık?? Dur hadi 6-7 parça yünlü biriksin de öyle yıkayayım diyoruz normalde (bey itemleri dahil) biriktirmeye kalksan temiz bişeyin kalmayacak asldllf

yıkama olayı bende ezelden beri az parça, soğuk su, kısa program şeklinde gidiyor. belki evde çoluk-çocuk olmamasının da etkisi vardır. biz çevreye duyarlı olmaya ve makineyi her seferinde tam kapasite doldurmaya kalksak kıçımıza giyecek don bulamayız başak hocam!! senin soru çok yerinde ama şartlarımız farklı olduğundan benim cevap keser mi bilemiyorum. bu arada yün ve kaşmirleri yıkamıyorum ben. kış başında -ihtiyaç halinde en fazla bir kez de kış ortasında- kuru temizlemeye veriyorum. yün ve kaşmiri yıkamak, özellikle de yamultmadan kurutmak zahmetli iş. çok sevdiğim bu parçaları daha uzun süre kullanmak için temizleme olayını az kimyasal kullanan uzmanlara paketliyorum direkt.

bir de ben bu parçaları kirletecek kadar yoğun şekilde giymiyorum. eve gelir gelmez üstümü değiştiriyorum, ev kılığıma geçiş yapıyorum. yünlü ve kaşmir parçaları dolaba kaldırmadan önce asıp havalandırıyorum. misafir için giyinmişsem mutfak işleri yaparken mutlaka önlük takıyorum vs. zaten her gün işe giden biri olmadığım için az parçaya rağmen az kirletiyorum ve yıkama meselesini sık sık ama kısa programda, az suyla çözüyorum. sedat desen ultra hararetli bir bünye, mart’tan kasım’a kadar işe sortla gidip geliyor. yün kazak giyme sıklığı toplasan senede 1 ay. o zaman bile 2 saat giyse darlanır çıkarır. yani bizim evde yünlü çamaşıra katkı anlamında ondan da hayır yok.

bu durum tabi ki herkese uymayabilir. ama hepimiz, kendimize uyan giysi sayısını deneme-yanılma yöntemiyle bulabiliriz. çocuğu olanlar belki daha şanslı, çünkü makine ister istemez daha sık çalışıyor, kirliler daha az bekliyor – kendi aile evimizden hatırlıyorum.

kapsül gardırobun kirlilik-temizlik açısından olmasa da uzun süre dayanıklılık açısından bana yaşattığı tek sorun, özellikle basic parçaların daha sık giyildiği için daha sık yıkanması ve daha çabuk eskimesi. fakat buradaki tek suçlunun kapsül sistemi olduğunu düşünmüyorum açıkçası. kapitalist sistem de suçlu! eskiden birçok başka şey gibi giysiler de çok daha sağlam ve dayanıklı olurdu. bostanlı pazarından aldığım halde yıllarca giydiğim tişörtler, pijamalar bilirim. artık kaliteli bir şeylere ulaşmak gerçekten çok zor. sanki her ürünün gizli bir son kullanma tarihi var. çoğu üretici 5, 10, 15 yıl dayanan bir şeyler üretmek istemiyor mudur nedir?

başakito’nun sorularından bağımsız olacak ama işte kendi adıma kapsül gardırop sürecinden çıkardığım en büyük derslerden biri bu oldu. zara-mango ve türevlerinden aldığım şeylerin ömrünün ne kadar sezonluk olduğunu görmek mesela. daha iyisini aramak, paramı hak etmiyorsa almamak. giysiye daha çok para harcamak değil, paranın karşılığını verecek giysileri bulmak. beklentilerim yükseldi ve kapsüller beni daha bilinçli bir tüketici yaptı.

senin borcun harcın, ev kredin, yok efendim okul taksidin yok, giysilerine para harcarsın tabi diyenler olabilir. ama bence konunun özünü kaçırmış olurlar. ben freelance çalışan, kendi halinde yaşayan, ekonomik açıdan nokta atışı isteklere ve önceliklere sahip, orta gelirli bir insanım. bana kıyasla bütçesi fezaya çıkan nice hatunlar var. mesele ne kadar paramız olduğu değil. giysiye ayıracak paramızın sınırlı olmasının bizi tam da daha akıllıca kararlara teşvik etmesi gerektiğine inanıyorum. 10 tane yamuk tişörtümüz olmasa da olur. 3 tane kaliteli tişörtü, daha sık yıkayarak kullanabiliriz. evet belki 10 tane kaliteli tişörtümüz olabilse 10’u da daha yavaş eskir. ama bütçem buna el vermiyorsa 10 tane dandik tek sezonluk tişörte vereceğim parayı ben yine de düzgün 3 tişörte vermeyi tercih ederim. daha sık yıkansa bile dandiklerden daha uzun dayanacaktır.

tabi bu benim tercihim. modayla aramda tutku dolu bir ilişki yok. giysilere yüklediğim anlamlar da daha uzun vadeli. eğer siz de kafaca buralarda geziyorsanız, kapsül gardırobun büyük faydasını görebilirsiniz.

yeni sorular varsa bekliyorum, başakito’ya zihin açtığı için çok teşekkür ediyorum!

muhtelif kapsül gardırop sorularına cevaplar” için 8 yorum

  1. Vay anasını! Demek kapsül gardrobun perde arkasındaki mevzular bunlarmış 🙂 Çok teşekkür ederim bacım, klavyen dert görmesin! Aklımdaki bütün soruları tam bir Japonkedi titizliğinde cevaplamışsın <3

    Senden ilham alarak girişeceğim bu işe, kararımı verdim. Dolabımın kapsül vaftiz anası oldun eheheh.

    Aslında bütün kıyafetleri, özellikle randımansızları ve birbirine benzeyenleri, ayıklayarak her konseptte kendi içinde kapsüller oluşturuyoruz bi nevi. Kayak tatili kapsülü, düğün-dernek kapsülü, egzotik iklim kapsülü falan eheueheu. Kesinlikle çok faideli bi oluşum.

    Fikirlerimizin ayrıldığı tek nokta benim ucuz mal alacak kadar zengin olmam askdlfl
    Misal sezonluk tişört almayı seviyorum. Alırım mengodan Zağra'dan indirimli 20 liralık tişört tüm yaz sezonu giyerim, son bahar sezonu ev tişörtü yaparım kış sezonu da pijama üstü , sonra çöp :/ bir de kot insanıyım. Kot dışında pantulum pek yoktur. O yüzden orda da Zara'dan kalkınıyorum genelde. Klasik bir model kaliteli kot yerine; mama jeans, boy friend, skinny, boru paça, yırtıklı, güllü dallı derken jeanleri çeşitliyorum. Bakalım eskileri ayıklayıp, eksikleri tamamlayarak yeni bir kapsül geliştireceğim. Allah utandırmasın evladım.

    1. bacım, işine yaradığına sevindim. kapsülünün vaftiz anası olmaya hazırım, getir şarapları! — sırf bu yüzdenmiş =D

      zenginliğe gelince, expat karısı olmak diye bi şey var şekerim, kadehimi sana kaldırıyorum =P şahsen senin alışveriş mantığınla teoride sıkıntım da yok aslında. ama pratikte her sezon giysi bakmak zorunluluğu beni acayip darlıyor. yani çevreye duyarlı olmak adına az ve özcü değilim. önceliğim kendi ruh sağlığım! bi kere alayım en az 3-5 sezon düşünmeyeyim kafasındayım. zira alışverişten arta kalan zamanlarımda atomu parçalıyorum biliyorsun!?

      kapsül haberlerini bekliyor, saadetler diliyorum.

  2. Selam Ege., birde şu ağzı yüzü kaymayan basic parça marka vs paylaşsan 🙁 İamnotbasic tshirt denedim evet ağzı yüzü kaymıyor ama 2 yıkamada siyah tshirt oldu gri.

  3. kapsül gardırop yazılarınızı seviyorum ama söylemeden geçemeyeceğim’para para para’ yazılırınızı da çok seviyorum.

    1. çok teşekkürler gökçe =) parayla ilgili soruların veya yazı önerilerin varsa ilet, konusu açılmayınca o kategoriye pek sık yazmıyorum sanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir