low-carb: nerde kalmıştık?

Kategoriler iştah açıcılar, low-carb
low-carb tabak
sardalya + köz paprika + parmesanlı fasulye

içinde debelendiğim çalışkanlık ve sorumluluk batağından sıyrılmama az kaldı dostlar. son revizyonları yaptığım, son talepleri cevapladığım, son istek parçalarını seslendirdiğim şu kasvetli günlerde, tünelin ucundaki ışık gibi göz kırpıyor mayıs ayı. reel sektörün şahsıma olan borçlarını tahsil edip bir süre sadece sefa süreceğim. plan bu. sefa modelimin ayrılmaz bir parçası ise bedeni dinlemek, bünyeyi yenilemek. kış modundan çıkıp silkelenmek ve kendime gelmek. hal böyleyken ilk girişimim de yeniden low-carb’cılığa meyletmek oldu bittabi. azar azar kesiyorum zehiri. önce makarna ve pilavla vedalaştım. sonra tatlıyla arama mesafe koydum. varsa yoksa azıcık bitter çikolata. işim başımdan aşkın olduğundan, kapsamlı bir market alışverişi de yapamadım. evde, dolapta, buzlukta ne varsa onları değerlendirdim. bu bakımdan son günlerde bir araya getirdiğim yemek kombinleri size de fikir verebilir.

* sabah kahvaltısı: bir minik patatesi (ki günün adlı adınca yegane karb’ı diyebiliriz) küp doğrayarak şenlendirdiğim tereyağlı omlet + yeşil çay (içine de geleneksel hindistancevizi yağımızı kataraktan)
* öğle yemeği: balık (uskumru veya sardalya konservesi – stok eritmece) + buharda haşlanmış sebze veya salata
* akşam yemeği: sebze çorbası + kıymalı sebze yemeği
* atıştırmalık: yeşil zeytin / parmesan / şeftali kurusu / antep fıstığı
aslında güne patatesle başlamak tabi ki pek low-carb sayılmaz. ama evde çılgınca patates var, onları bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. bir de aniden karb’sız kalmaya cesaret edemedim bu kez. alıştıra alıştıra gidiyorum.

parmesanlı fasulye
bugün vereceğim low-carb tarif, kesinlikle uydurmasyonculuğun ve tembeltotoşluğun eseri: parmesanlı taze fasulye
* fasulyeyi ayıklıyor, doğruyor ve buharda pişirme aparatına alıyoruz.
* tazeliğine ve damak zevkimize göre, istediğimiz yumuşaklığa gelinceye kadar pişiriyoruz.
* soğuyunca bir kaba aktarıp rendelenmiş parmesan, tuz, karabiber, zeytinyağı ve limonla tatlandırıyoruz.
elbette hamarat anne fasulyesi gibi olmuyor, onu baştan söyleyeyim. miskin evlat fasulyesi gibi oluyor. ama daha çiğ, daha yeşil bir tadı var ki ben seviyorum. avrupaimsi. bir de tabi suyuna bana bana yarım ekmek yeme isteği doğurmadığından abartma riski yok. meze gibi daha çok, tadımlık.

low-carb: nerde kalmıştık?” için 2 yorum

  1. Milletçe Low-carb'a ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde yazın ilaç gibi geldi Ege'cim:)) ben de senin eski yazılarını açıp ilham alacaktım ki sen yenisini yamzışsın, cesaret ver bize, takipteyiz:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir