küçük bir merhaba

Kategoriler ontolojik

Life is not a problem to be solved, but a reality to be experienced. kierkegaard

ben gelemesem de sizin buralara gelmeye devam ettiğinizi görmek çok güzel. yorumlarınız, fikirleriniz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.

wordpress’e uğramayalı yazı paneli değişmiş. şu an el yordamıyla yazıyorum, ve bu değişim beni tabi ki hiç memnun etmedi. buranın son derece tanıdık olmasına alışkındım. üstelik bence eski panel gayet iyiydi. her şeyin mutlaka iyileştirilmesi gerektiği yönündeki takıntıların sonu nereye varacak? (bugün huysuzum, fark etmişsinizdir.)

2018 yılının son 6 ayını ağır çekimde yaşamışım gibi hissediyorum. biri bitmeden diğeri başlayan kallavi gezegen retroları (metafizik açıklamam) bir yandan, altına elimi koyduğum envai çeşit taş (metaforik ama realistik açıklamam) diğer yandan sersemletti beni. inanılmaz derecede güzel şeyler de oldu tabi. insan ilişkilerinde yeni boyutlar keşfettim, duygular yeni anlamlar kazandı, ilginç yerler gezdim, yepyeni şeyler öğrendim – ki aslında öğrenme süreci hala devam ediyor ve buralara gelemiyor olmamın en temel sebebi. öğrenim ve hazım süreci.

bir yandan da kendimi hiç eğlenceli hissetmiyorum. ama eyvah okurları eğlendiremicem gibi bir kaygıdan çok, kendimi eğlendirememekten şikayetçiyim. içinde debelendiğim konular çok ağır, ve bende de feci bir ağırlık var. ama bu kadar dibi görmemeliydim be blog. kitabını zittiğimin satürn’ü kesin yamuk bi açı kitliyor haritama. bilen varsa beri gelsin ve teselli versin! insanlığın tüm acıları yüreğime yüklenmiş gibiyim. hayır, haber bile seyretmeden nasıl bu hale geldim ki ben? ya da: benzer acıları çekenler var mı aranızda?  

the story of human intimacy is one of constantly allowing ourselves to see those we love most deeply in a new, more fractured light. look hard. risk that. cheryl strayed

küçük bir merhaba” için 29 yorum

  1. Japon Kedim!

    Kendi esprilerime son 1 senedir filan hiç gülmüyorum. Nedenini keşfettim: Değişiyorum! Öncekileri elden çıkarıyorum uzun zamandır. Yeni bir oluşuma koşmak olarak görüyorum ben bunu. Neden 1 sene, uzun değil mi, dersen.. Eee yılların oturmuş bir düşünme şekli, mizah alışkanlıkları var, birden değişmez, gıdımlarla değişiyor (bendeki durum bu)

    Sendekine gelince… Belki geçici bir şeydir. Dönemsel olanlardan. Bana sanki son zamanlarda fazla çalışıyorsun gibi geliyor (aşırı uzaktan bakıp tahmin) Tabi ki depresyon ya da olumsuz dış şartlar kısmını eleyerek bunları yazıyorum. Bunlar yok farz ediyorum. Durduk yere gelen ‘kendi espirine sessiz kalma’ durumu, sadece değişimi çağrıştırıyor bana.

    Not: Fonda green grass’ımla selamlarım. Epeydir dinlemediğim güzel şarkıların şerefine, çay!

    1. ah green grass… canım kahve’m, çok özledim seni, yine bir gelsen keşke. ki gelmesen de dost hasretiyle içilen her kahvede hatırlanıyorsun, bilesin.

  2. Merhaba Ege,
    Yazdiklarindan cikardigimla, bilincaltinda hareketlenme olmus.
    Bilmedigin, kendine soylemedigin bir yaran tetiklenmis gibi gorunuyor.
    Ayrica tam da 10 Aralikta!
    Eskileri tamamen birakmak icin en uygun gunde, pirt demis, yuzeye cikmis.
    Genelde birkac gune toparlarsin.
    Sagaltim alarak daha kisa surede de yapabilirsin elbette. Istersen.
    Ben de dun gece gordugum ruyalarimdan ikisi ile patladim 🙂
    Bugun buna calisacagim.
    Teselli icin de, icine dön.
    Aynaya git, elini bogazina koyarak kendini ne kadar sevdigini ve guvende oldugunu kendine hatirlat, guven duygusunu hissedene kadar tekrar et.
    Seni senden baska kimse teselli edemez.
    Yine de buraya bir tutam sevgi birakayim <3

    1. jülide’m, balım pekmezim… dediğin gibi yaptım. bol bol aynayla hasbıhal. çok haklısın, böyle durumlarda etraf ne kadar kalabalık da olsa dibine kadar yalnızız ve aradığımız çare de bir şekilde bizden çıkmak zorunda. yine de o bir tutam sevgini elbette kabul ettim ve şefkatle kalbimin üzerine bastırdım…

  3. bu sıralar bulutlar çıkmış olabilir. ama sen gökyüzüsün. bulutlar, yağmurlar,fırtınalar gelir geçer. yalnızca izle. 🙂
    seviyoruz seni.

    1. gözü yaşlı emojiyi getirin bana! böyle harika okurları hak etmek için bir yerlerde büyük bir sevap işlemiş olduğumdan şüphelendim. kesinlikle hatırlamıyorum da, ama olsun, iyi ki varsın ebru…

    1. ebru! buraya cevap yazma kafasına anca gelebildim ama yolladığın yazıyı okuduğumda inan çok faydası oldu. o dönemde pek kimseyle irtibat kurmadım ama sonrasında hakkaten kimle konuşsam benzer şeylerden dert yandı. bir kısmımız topluca delirmenin eşiğine bi uğrayıp geri döndük sanırım. dilerim bir daha olmaz! çok sağol =)

  4. Burçlardan gezegenlerden falan hiç anlamam ama yılın sonu yaklaştıkça çok benzer “anlam arayışları” düşünen herkeste oluyor sanki.. Ama sen son 6 ay demişsin, bilemedim. Annem böyle durumlarda “orta yaş krizi bu” der, delirtir beni, aklıma o geldi şimdi 🙂

    1. orta yaşlı olmayı nedense kendimden daha bi 10-15 yıl uzakta gibi görüyorum ama düşününce haklısın be öğrenen anne =) dışardan bakana bal gibi de orta yaşlıyım, oysa bana hala 22’ymişim gibi geliyor. belki bu asimetrinin de etkisi vardır depreşme dönemimde. kafamda bi pencere açtın, çok sağol!

  5. insanlığın tüm acıları üstüme yüklenmiş gibiyim sendroumunu biliyorum..hem de bazen bir bok acı çekmezken…hayatı fazla öenmsemekle ilgili olabilir mi? hani derler ya ”hayatı takmayacaksın” falan? Nasıl ya? Neyi takacağım peki? Uzkatan gördüğüm kadarı ile sen hayatının yağını çıkaran bir kadınsın. Bu hem harika hem de bazen dezavantajlı bir durum. Böyle anlarda uzun bir yolda giderken benzin aldığını farz et…ve kasiyerin elinin biraz ağır olduğunu…yola devam edeceğini, birazdan araba binip basıp gideceğini aklında tutarsan, kasiyer san biraz daha şirin gelecek ve yukarıda bahsettiğin ”The durum” halini seveceksin..hayatın bizim kontrolümüz dışında önümüze koyduğu molalar belki de bu..belki de değerlendirmek gerek zira yol ne kadar uzun bilmiyoruz. Dİyorum ama kime diyorum önce kendime sonra size:) çok sevgiler.

    1. eli ağır kasiyer metaforuna bayıldım özge!! ‘yol ne kadar uzun bilmiyoruz’ cümlen ise can evimden vurdu beni. ne kadar basit ve bir o kadar da bilgece. buralarda olduğun için teşekkür ederim…

  6. Değerli Hocam(hitap şeklimi yadırgamazsınız umarım, bilgi katana hocam denir değil mi? ) Bu yazının ortalarına doğru “yazıyı ben mi yazdım yoksa” yanılsamasına kapıldım. Dejavu gibi bir şey. İçinde bulunduğum halet-i ruhiyeyi öyle doğru bir isabetle tarif etmişsiniz ki bu satırları yazarken şaşkınlığım hala geçmedi. Ben de somut hiç bir sebebi olmadığı halde kendimi içi boşaltılmış oyuncak bebek gibi hissediyor, tatsız tuzsuz yavan bir şey gibi duyumsuyorum. İzlediklerim okuduklarım da kar etmiyor. Artık satürn mü merkür mü bilemedim. Eski duygu durumumuza kavuşabilmek dileğiyle… saygılar, sevgiler

    1. sevgili sema, ben eski duygu durumuma olmasa da en azından şu son yazıdakine kıyasla daha güneşli bir duygu durumuna kavuştum. epeyce içe dönerek kendimi şoklara sürükledim, ama çıkışım daha sağlam oldu gibi hissediyorum şu an. bazen bu da lazımmış demek ki diyelim, ne diyelim? dilerim sen de daha iyisindir… çok sevgiler

  7. olmaz mı? acı içinde kıvranırken birden kafamda bir pencere açıp içeri bir yerlerden hava girmesine izin veriyorum, geçiyor. sonra gözüme, aklıma takılan bişeyle tekrar geliyor acı. bazen deliriyorum galiba diye düşünüyorum. çünkü bir duygudan öbürüne çok hızlı geçiyorum. böyle böyle yaşlanıyorum diye düşünüyorum bazen, acaba şu zamanın ruhu dedikleri bu kara ruh ne zaman iyiye gidecek diye bekliyorken sonra godot geliyor aklıma.
    bir öyle bir böyle derken, herşey dışsal hepsi içsel derken, yalnızlık iyidir, dostlarla paylaşmak güzeldir derken, yoruldukça depresifleşip, içtikçe açılırken, her kötü haberde aman sağlık herşeyden önemli derken, sonra oram buram ağrıyınca bi iyleşeyim başka da bişey istemiyorum diyerek… vs. vs..

      1. ya sema bi dahaki sefere başka bi konudan ikizlenelim hepimiz!
        bu son içe dönüş ve kararma hali beni epey yıprattı.
        çok sevgiler

    1. Aman Allah’ım ,bu hisler ne kadar da tanıdık. İnanılır gibi değil, ortada somut bir neden yokken her sabah işe istifa etmek üzere geliyorum. Sonra biraz düşünüp vazgeçiyorum. Tam olarak her konu böyle gelgitlerle dolu. Hepimiz aynı durumda olduğumuza göre tamamen mevsimsel bir sorun bu. Geçecek. Yoksa sürekli böyle yaşanmaz.

    2. ne kadar doğru… hele de son paragraf. insan olmanın genel bir özeti gibi.
      burda yalnız olmadığımı hissettirdiğin için teşekkürler.

  8. Burçlardan hiç anlamam. Balık yağı ve ceviz önermek için yazdım. İki aydır doğru dürüst iki satır okuyamıyoum ve bunu omega3 e yoruyorum da, elim gidip bir balık yağı hapı alamıyorum. Belki sende işe yarar

    1. çok sağol yaa. ama benim asıl uykular patatesti.
      son 1 aydır magnezyum almaya başladım ve sanırım faydalı oldu.
      sen alabildin mi balık yağlarını?

  9. Bi de günlerin kısalması var. Vucut kendini korumaya alıyor olabilir 🙂 Umudumuz 25 Aralık 🙂

    1. enis hakkaten de 25 Aralık’ta çok daha iyi durumdaydım!
      ama kendimi işlere çok boğmuşum, bu sefer de iş yetiştirmekten gelemedim buralara.
      sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir