kötülüğün cazibesi

Kategoriler ontolojik

kötülük iyidir

“create a gap in your story and sit within the gap, sit in the emptiness of not knowing who or what you are until an awareness of your essential nature fills you.” oriah mountain dreamer

breaking bad‘in bitişiyle birlikte, kurtlar vadisi’nde polat alemdar karakteri ölünce kasaba camisinde cenaze namazı kıldıran yurdum insanını daha yakından anladım. zaten benim de six feet under‘da nate öldükten sonra aile sofrasıyla birlikte ordaymış gibi nate’in şerefine kadeh kaldırmışlığım var. walter white’ın ardından birkaç satır yazmazsam olmaz. sözlük’te filan “aslında bu adam şöyle kötü böyle kötü, son bölümde de bunu itiraf etti” diye ne çok şey yazılmış, okurken yabancılaştım. sanırım walter white stili kötülüğün benim için inanılmaz bir cazibesi var. yahu adam giderayak ne yaptımsa kendim için yaptım, gayet de keyif aldım beyanatında bulundu. ki bence walter white’ın en büyük gücü de hem o zehir gibi çalışan aklı hem de bütün bu “kötülükler” içinde aslında gerçekten kendi olabilme cesaretini bulmasıydı. uyuşturucu üreten herhangi bir sefil adam değildi o, sıkıcı evliliği içinde debelenen lise kimya öğretmeninden bir heisenberg yarattı. bütün bunlara bakıp sadece kötülük gören, ey iyi ve yüce insan, breaking bad’den ne anladın sen, merak ediyorum!

kahvaltı
ege stili iyilik, daha önce tarifini verdiğim avokado salatası ya da diğer adıyla
selanik tatilinde dombikleşen göbeğime verdiğim mesaj: akıllı ol!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir