kiloların düşmanı: low carb

Kategoriler low-carb

kitlelere mal olmuş medikal bir otorite değilim. ama yeni yılda kilo vermek isteyenler için, kesinlikle işlediğini bildiğim bir beslenme şeklinden bahsedeceğim bugün: az karbonhidrat, orta düzeyde protein, çok yağ.

bu beslenme şekline sıcak bakmak çoğu insan için zor. tabanında sere serpe ekmek, makarna ve pirincin arz-ı endam ettiği besin piramitleriyle büyüdük ne de olsa. her öğün ille de karbonhidrat diyenler aynı zamanda aman yağa dokunmayın, yağ bağlarsınız da dediler. bu şekilde beslenmenin bir zararını görmediyseniz veya kilo almadıysanız bildiğiniz gibi devam edin. bu yazının amacı kimseyi ikna etmek değil. sadece geçtiğimiz 7-8 yıla yayılan okumalarımın ve denemelerimin sonuçlarından bahsetmek.

aslında kiloyla bir derdim yok. hatta neredeyse 30 yaşıma kadar, ‘ne yerse yesin 50 kilo kalabilen’ gıcık insan kümesinin dertsiz tasasız bir mensubuydum. ancak bir gün bambaşka bir şeyi araştırırken tesadüfen hindistan cevizi yağını bulduğum bir sağlık forumundan sonra birçok farklı yabancı site ve blogda günler, geceler harcadım. sadece beslenme ve diyet hakkında değil bedenin beslenmeyle ilgili temel sistemleri (endokrinoloji) hakkında da bilgilendim. okuduklarımı ise elbette bir şekilde test etmek zorundaydım. kendimi denek seçtim. low-carb (düşük karbonhidratlı) diyete de yolun epey başındayken rastladım. 27 yaşındaydım ve sadece 1 hafta yaptım. inanılmaz bir hızla kilo kaybettiğim için devam etmedim, ihtiyacım yoktu. ama mesele sadece kilo da değil. karbonhidratı (ve şekeri – ikisi aynı şey) keser kesmez vücudumun genel şişliğini attığını, hafiflediğini, karnımın dümdüz olduğunu, cildimin pürüzsüzleştiğini, enerjimin arttığını gördüm. olacağını okuduğum her şey gerçekleşti. bu deneyden sonra, ne zaman yemeğin ucunu kaçırsam imdadıma yetişecek olan mükemmel reçeteyi keşfettiğimi biliyordum. istediğimi yemeğe devam ettim.

gel zaman git zaman masa başında bütün gün patates gibi oturduğum yılların bir sonucu olarak, spor sevgime ve hareketliliğime rağmen kiloları biriktirmeye başladım. ama hep karbonhidratı kaçırmakla oluşan ve hep de göbüşte biriken bütün bu kilolar için tek çarem yine low-carb oldu. konuyla ilgili bilimsel okumalar yapmak isteyenler şu ve şu ve şu linklerden her türlü bilgiye ulaşabilir.

* low-carb diyet iyi yağlardan bolca yemeyi gerektiriyor. iyi yağlar: tereyağı, zeytinyağı, hayvansal yağlar, hindistan cevizi yağı, avokado yağı

* low-carb diyet proteinle de içli dışlı: kırmızı et, yumurta, peynir, tavuk, hindi, balık ve deniz mahsülleri

* low-carb diyet karbonhidratı sebzelerden karşılamayı gerektiriyor: brokoli, karnıbahar, kabak, domates, lahana, soğan, sarımsak, pırasa, kereviz, enginar vs

karbonhidratı günde 20 gram’ın altına düşürdüğünüz ve bu şekilde 2 hafta kadar devam ettiğiniz takdirde vücut artık dışardan yakıt (şeker+karb) alamadığı için depodan yemeye başlıyor ve işte o meşhur ‘yağ yakmak’ full-time bir aktivite haline geliyor. bedeni bu şekilde ketosis durumunda çalışmaya bir kez alıştırdıktan sonra, ara sıra yiyeceğiniz bir tabak makarna veya profiterol artık dert olmuyor.

yeni yılla birlikte siz de benimle birlikte bir deneme yapmak isterseniz, örnek menüler için şurayı da kurcalayın. internette çok fazla kaynak, bilgi, yemek tarifi ve menü var. low-carb aslında geçici bir diyetten ziyade hayat boyu sürdürmeyi seçebileceğiniz bir beslenme şekli. bolca yağ yemek insanı gerçekten çok uzun süre tok tutuyor. bırakın günde 5 öğünü sadece 2 öğünle kral gibi hissediyorsunuz. bedene kokainden bile daha fazla zarar verebilen karbonhidrat/şeker bağımlılığını kırmak ise… priceless!

bütün bu muhabbetin sebebine gelirsek, bu sabah tartıldım. 57,5 kiloyum. kişisel bir rekor! ocak ayı boyunca low-carb hatta yer yer ketojenik gitmeye kararlıyım. fırsat buldukça neler yediğimi blog’layacağım. maksat alternatif olsun.

bugünkü sabah kahvaltım | sabah 11:30 civarı yedim:

– önce bir bardak limonlu ılık su
– sonra 1 yemek kaşığı tepeleme tereyağında sotelenen yarım kabak ve az pırasa ile çırpılmış 2 yumurta
– 2 fincan şeftalili siyah çay (şimdi öğk diyeceksiniz ama son bardağın sonu 1 tatlı kaşığı hindistancevizi yağı ile) hindistancevizi yağı hakkında daha önce de yazmıştım.

– sabah ve akşam yemeği arasında geçen zamanda 4-5 bardak su

akşam yemeğim | 6 civarı yiyeceğim:

– az şehriyeli, bol tereyağlı, fesleğenli domates çorbası
– hamburger köftesi boyutunda iri 1 köfte
– bol zeytinyağı-limon soslu yeşil salata

– yemekten sonra belki 1-2 fincan bitki çayı
– tatlı krizi gelirse min. %70 kakaolu bir parça çikolata
– bir avuç ayçekirdeği

buyrunuz inceleyiniz, bu da ketosis şemamız. hayırlı olsun!

kaynak

kiloların düşmanı: low carb” için 8 yorum

  1. ah hemşirem, sadece şeker olsa neyse, börek-çörek, makarna-pilav hepsi aynı kapıya çıkıyor.
    sen bir incele, aklına yatarsa diet-buddy olalım!

  2. @eren: işyerinde low-carb sorun olabilir, haklısın. hele de yemekhane varsa ne çıkarsa bahtına… ama dışarıda yeme imkanın varsa et döner-köfte-tavuk çoğu yerde bulunur. olmadı yemeğinin bir kısmını evden getirebilirsin. köfte mesela, hem kolay hem de standart bir low-carb nimet, yemesi de kolay! yanında bol salatayla harika olur. süttozu hakkında bilgim yok, bir araştırıp yazarım 😉

  3. teşekkür ederim Egecim, güzel bir tavsiye gerçekten, köfte çok pratik mesela:) bir miktar badem, ceviz gibi kuruyemiş takviyesi olabilir. Bir şey daha sorayım o zaman, hindistan cevizi yağına bakarken keton haplarına denk geldim, bu konuda ne düşünüyorsun?:)

  4. keton hapını ilk defa duyuyorum! baktım, mehmet öz tavsiye ediyormuş falan. o adamı genel olarak tutuyorum ama hapa gerek var mı, emin değilim. zaten karbonhidratı kestiğinde bedenin otomatik olarak keton üretir, depodan yer, yağ yakar hale geliyor. bunu dışardan bir şeyle yaptırmak uzun vadede nasıl sonuç verir bilmiyorum. yapanlara sormak lazım 🙂 bak şöyle bir yazı buldum: http://www.huffingtonpost.com/becky-hand/raspberry-ketones_b_2727943.html diyetisyen dikkat edin diyor.

  5. ahududu zaten süper low-carb bi meyve, istediğin kadar ye. kaymakla, kremayla ye, üstüne de bitter çikolata rendele hatta! off canım çekti 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir