karanlıkta dans

Kategoriler Genel, ontolojik

pazar gününü sabahtan akşama bir tango workshop’unda geçirdim ve hocanın dansa yaklaşımı beni büyüledi. aranızda tango, salsa filan gibi sosyal danslarla ilgilenenler varsa, şimdi yazacağım şeyleri sanırım daha iyi anlayacaklardır: türk erkekleri dansı kıvırdıkça genellikle acayip bir özgüvenle doluyor ve (arjantin tangosu açısından bakarsak) kadına sürekli akrobatik hareketler yaptırmayı misyon ediniyor. hep bir şovlar, kadını atıp tutmalar, topuğu enseye göndermeler, müziğin 1 saniyesini hareketsiz geçirmeye tahammül edememeler… çoğunlukla sanki kollarındaki kadınla değil, hayallerindeki izleyiciye dans eder gibiler. bu arada sizi de yağlı güreşe tutuşmuşsunuz gibi ordan oraya devasa adımlar atmaya sevkediyorlar ve mütemadiyen fıldır fıldır dönüyorsunuz.

istanbul tango gecelerinde en güzel dansları hep 60+ adamlarla ediyor olmam bir tesadüf değil. gençler sizi alıp savuradusun, orta yaşın üstünde adamlara bir bilgelik geliyor sanki. hiç konuşmadan, şakalar yapmaya çalışmadan, o an tam anlamıyla orada olmayı, müziği dinlemeyi ve gerçekten hissetmeyi başarıyorlar. minik, dengeli ve son derece basit adımlarla 3 dakikalık tango parçasından roman yazıyorlar adeta.

işte tango hocamız tam da bu konuya parmak bastı. boşluğun değerinden, durmanın, dinlenmenin ve dinlemenin öneminden dem vurdu. hareketlerimize anlam verenin, aradaki boşluk anları olduğunu hatırlattı. tabi anlamaya hazır olan kulaklara.

workshop’un sonunda hoca hepimizin koluna fosforlu bileklikler taktı, mekanı tamamen kararttı ve biz 70 kişiyi karanlıkta dansa davet etti. ışık ve görme duyusu denklemden çıkınca müzik ve temas nasıl da yoğun bir hal alıyor. bu şekilde dans etmek, kendinizi hiç tanımadığınız bir insanın bedenine ve akışına bırakmak, başka türden, sonsuz bir özgürlük alanı gibi geliyor bana. adeta kadın olmanın dibi. biz kadınların dans pisti dışındaki hayatta nadiren bulabildiği / başarabildiği sorgusuz sualsiz bir teslimiyet hali. ben zaten aramıyorum ki diyebilirsiniz. ben de tam tersine zaman geçtikçe daha fazla arıyorum sanırım. tanımadığım insanlara güvenmeyi hep daha sık deneyimlemek istiyorum. kendimi bırakmayı, kaybetmeyi, unutmayı tekrar tekrar pratik etmek, ve bunu onlarca, yüzlerce yabancının arasında hiç de yabancı hissetmeden yaşamak. sözcüklere gerek duymadan, müzikle ve hareketle konuşmak.

işte bir pazar gününün ardından içinde yüzdüğüm düşünceler…

karanlıkta dans” için 8 yorum

  1. Off Ege!
    Fight Club oldugu icin detaylari anlatamiyorum ancak ben de hafta sonunda transdansa katildim.
    Gozlerimiz bagli, her tur muzik ve gecisleri ile teslim oldugum bir dansti.
    Ilk soylendiginde amaan ne kadar lame demistim. Ancak hepimize 30-45 dk gelen sure meger iki saatmis. Muhtesemdi. Senin o 60+larla yasadigim muazzamligi ben kendi basima yasadim. Gruptakiler aglayanlara falan sarilmis, birbirlerini bulup dans etmisler ama ben J elbette.
    Ben de ozendim. Ah tango!

    1. bacım sizin ilçede mi oldu bu dans olayı?? valla taşınma sebebi! dur mail atıcam sana, meraklardayım.

  2. Gözümde canlandırmaya çalıştım dansı……kanalıkta dansı..
    Bir zamanlar latin dansları eğitimi almıştım..çok mutluydum dans ederken. fekat koca kişisi hiiiç alakasız olduğu için ve dans edebileceğim biri olmadığı için yıllardır etmedim..oysa salsaydı çaçaydı 🙂 ne mutluydum.
    Boşluk..
    Boşluk lazım daha mutlu dolu anlar için sanırım

    1. benim kocanın da hiç ilgisi yok ama tangoyla ilişkim onunla olan ilişkimden çoook önce başladı. 2 bağımsız ilişki. demem o ki, koca kişisini evde mutlu mesut koltuğunda bıraksan ve sen dans etmeye devam etsen? hiç mi oluru yok?

  3. Ege aklıma “Scent of a woman” filmindeki tango sahnesini getirdin. Bir bütün olarak hissetmek ve bir bütün olmayı deneyimlemek çok güzel olmalı.

    Koşulsuz teslimiyet hayatın diğer sahnelerinde bana biraz riskli gelse de konfor alanımı pek daraltmak istemesem de sadece dans pistinde bile olsa akışına bırakmak harika bir fikir ☺

    1. didem inanır mısın akışa bırakmak teoride 2 saniye bile sürse pratiğe dökmek günler, aylar alıyor. yani fikir olarak şahane gelse de, bedeni ikna etmek başlı başına bir süreç – yalnız değilsin. içimizde asla teslim olmak istemeyen bir taraf daima kalıyor sanırım.
      yine de denemeye değer!

  4. bana harika bi fikir verdiniz, daha doğrusu hayali bile beni heyecanlandırdı diyebilirim, o zaman dans diyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir