kapsülden ve hayattan haberler

Kategoriler simple living, style

sevgili kapsül dostları, sıcak havalar kapsülümü yaptım ama kaçırdığım wordpress güncellemeleri sağolsun, aylardır blog’a foto yükleyemiyorum. fotosuz kapsül yazısı meyvesiz ağaç gibi duracağından o konuyu öyle boynu bükük bıraktıydım. şimdi bıraktığım yerden alıp azıcık güncelleme yapayım. 

kapsüldeki temel kategoriler ve demirbaş parçalar aslında aynı:

  • beyaz, siyah, gri, lacivert ve çizgili tişörtler
  • pembe ve kırmızı merserizemsi örgü üstler (hatırladınız siz onları)
  • kolsuz, ipek, daha bir dökümlü bluzlar ve ince koton gömlekler – renkler yine krem, beyaz, lacivert ve kırmızı
  • beyaz kot, lacivert kot, zümrüt yeşili keten ve krem kumaş pantolonlar
  • kırmızı ve beyaz 2 adet diz boyu kalem etek, siyah çan etek
  • 2 adet keten elbise: biri gri-beyaz çizgili, uzun ve daha salaş bir model, diğeri koyu kırmızı, diz boyu, keten, dar kesimli bir model.
  • ayakkabılar: bordo toms, siyah birkenstock parmak arası, pudra rengi deri babet, pudra rengi deri sandalet, lacivert deri loafer, krem bootie
  • çantalar: siyah deri küçük çanta, taba rengi deri çanta, krem bez çanta

bu kapsüldeki yeni parçalar: 2 keten elbise, beyaz kalem etek, krem rengi kumaş pantolon, yeni birken’ler (eskisi iyice yamulmuştu artık), pudra rengi deri babet ve siyah küçük deri çanta. kırmızı kalem etek kapsüllerde yeni ama aslında yıllar önce paris’ten almıştım. sonra bir dönem merve’ye vermişim. birkaç ay önce ‘ben ona epeydir giremiyorum’ dedi, hemen geri aldım =) pudra deri sandalet de ta 3 yıl önceden serpil’in hediyesi, kullanmak bu yaza kısmetmiş. 

kaç parça var, inanın saymadım. sıcaklar sağolsun, bir şeyler sürekli ya kirlide ya da kurutma askısında olduğundan bütün parçaları bir arada görmek mümkün olmuyor. ama 40-50 arası bir sayıda olduklarını tahmin ediyorum. 

benim açımdan bu yaz istanbul’da havalar rüya gibiydi. şu son 1 haftaya kadar doğru düzgün sıcak olmadı bi kere. şu an bile hafif serin bir esinti var. haziran ve temmuz kesinlikle bunalmadan geçti, ağustos da bitti bitecek. eylül sonu bu kez foto yüklemeli, adam gibi bir soğuk havalar kapsülü yazısı yazacağım, söz. blog’daki bu görselsizlik beni de baydı. 

kapsül bir yana, yazı bir gaz ve toz bulutu şeklinde geçirdim. elimde o kadar çok iş vardı ki, kıştan daha fazla çalıştım. hala da çalışıyorum. yaza sosyal medya işleriyle giriş yaptım (lanet çıksın, bu kadar boş-beleş bir iş yapıp yine de para kazanıyor olmak beni bir kez daha hayretlere düşürdü!) sonra haftada 2 gün ajansa gitmeye başladım. yani bir yandan metin/reklam işleri kovalıyorum, diğer yandan üni’deki hocamla çok çeşitli makale ve ders içeriği hazırlıklarına gark olmuş vaziyetteyim. üni açılınca ders vermeye de kaldığım yerden devam edeceğim. bu arada çok ilginç bir sosyal sorumluluk projesine dahil oldum, yine eylül ayından itibaren yıl boyunca diyar diyar anadolu formatında fabrika ziyaretlerine giderek hem iş sağlığı ve güvenliği, hem hak-hukuk-adalet, hem de iletişim konularında işçiler, fabrika yöneticileri ve sendikacılarla ortak atölyeler yürüteceğim. 4 kişilik bir ekibimiz var, herkes 10 numara, acayip hevesli ve heyecanlıyım. ah tabii bütün bunlar olurken elbette varoluşçu analiz eğitimimin 2. senesine de devam ediyor olacağım. 

haftada kaç gün olduğunu hepimiz biliyoruz ve siz haklı olarak diyebilirsiniz ki bütün bunlara nasıl yetişeceksin ey japon?! ben de diyebilirim ki, bilmiyorum. zira gerçekten bilemiyorum. kendi içimde bölünerek çoğalıp idare edeceğim gibi duruyor. asıl bu yaz at binmeye başladığımdan bahsetmiş miydim? henüz 1,5 ay filan oldu ama çok sevdim. tek derdim, bu koşturmacalar sebebiyle düzenli gidememek. atlardan hala çekiniyorum, sonuçta acayip iri, ağır ve güçlü hayvanlar. yazık, çok da tatlılar aslında ama bindiğim atı dersten sonra çekip yerine götürürken resmen tırsa tırsa gidiyorum. ama atın üstündeyken her şey şahane! hatta son derste bindiğim at hocanın yönlendirmesine huysuzlanıp şaha kalktı, sonra da dört nala deli dana gibi koşturmaya başladı. ben çığlık feryat hayvana yapıştım resmen ve artık nasıl bir tutunmaksa düşmedim gençler! düşmedim diye de gurur duydum kendimle. böyle salak ve küçük mutluluklar içindeyim işte. 

velhasıl ‘neden yazmıyorsun?’ sorunuza kapsamlı bir cevap verebildiğimi umuyorum. bunlar bahane elbette, ara sıra 5-10 dakka ayırıp yazabilirdim. ama bir yandan içimde demlemem gereken başka bazı meseleler vardı, yeni yeni kendime geliyorum. 

giderayak bir de teklifim olacak. daha doğrusu bir önceki yazıdaki panna cotta teklifimi şu şekilde güncellemek istiyorum: o yazıya yorum bırakan ve istanbul’da yaşayan sevgili dostlar, gelin misafirim olun, hem goygoy yapalım hem tadımlık porsiyonda bile olsa bi panna cotta yiyelim. ne dersiniz? tarih olarak 5 ekim cumartesi’yi öneriyorum. ilgilenenler bana mail atsın, detayları yazışalım. hazır başak yeniayı kapıdayken hepinize yeni projeler, başlangıçlar, heyecanlar ve motivasyonlar diliyorum!

kapsülden ve hayattan haberler” için 18 yorum

  1. Merhaba,

    Gündemini okurken ben yoruldum sahiden. Sana uygularken kolay gelsin…
    Panna cotta ilgimi çekti:-) 5 Ekim Cumartesi’yi ajandama kayıtlayabilirim. Detaylar için haberleşmek isterim.
    Sevgiler,

  2. Merhaba, yazınızı görünce nasıl sevindim! Uzundur göremediğim eski bir arkadaşı görmek gibi oluyor yeni yazınızı okumak:) 5 ekim teklifinizi kabul etmek istiyorum ve de, mail adresinizi bilemedim buradan yazdım; kabul olur mu? 🙂

    1. oldu bile 😉 ama benim size adres falan gönderebilmem için egeerim(at)gmail(nokta)com adresine bir mail sallarsanız süper olur.

    1. valla hale de geliyor, o sohbetleri canlı canlı yapabiliriz yani =)
      lütfen bana bir mail atın: egeerim(at)gmail(nokta)com

  3. 5 Ekimde geliyorum dostum olacaksa o plan. Cunku bende bi kitabin var ha gonderdim ha gondericem derken belki 1 yili gecti veremedim. Hem elden veririm hem de japonla tanisma sansini yakalarim :*

  4. ay çok kıskandım. benim gibi istanbul dışında olanlar için, tee muğlalılar için ne yapılabilir? yine de gelmek isterim. tarih yaklaşınca netleşir. haber veririm. sana yoğunluğunla mutluluklar dilerim. zihnimdeki geveze teyze hep konuşuyor, ben hep duruyorum.

    1. sağolasın ebrucum. gelebilirsen çok mutlu olurum =) tarih yaklaşınca haberleşelim yine.
      şu geveze teyze meselesine dair bir şeyler yazayım, ilham verdin bak!

  5. Sizi çok uzun zamandır okuyorum. Öyle ki sevdiğim bir kitap buldum geçen, japonkedi’nin kesin bununla ilgili bir yazısı vardır dedim ve tabii ki beklentim boşa çıkmadı 🙂 (pürdikkat’ten bahsediyorum)

    5 Ekim’de şahsen tanışabilmeyi de çok isterim, umarım gerçekleşir bu plan.

    Sevgiler.

    1. aaa pürdikkat! evet, çok sevmiştim =)
      5 ekim ve adres tarifi için bana bir mail atmayı unutmayın lütfen!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir