kapsül raporu – II

Kategoriler simple living, style

haziran geldi, nerde kapsülün diyenler için bir re-cap yapayım. mayıs kapsülünü tepe tepe kullanamadan haziran geldi. biliyorsunuz bu sefer 3 aylık gardrop düzeceğim. son 1 haftadır parçaları kafamda bir araya getirmeye başladım aslında. ama ani ve acil bir rapor işini yetiştirmeye kastırdığımdan foto çekimlerine fırsat bulamadım. belki yarın, belki hafta sonu.

öncelikle 2 nümerolu kapsülle ilgili gözlemler:

* mayıs ayında sadece yeşil utility ve kot ceketimi giydim, diğer ikisi dolap bekledi.
* ince krem kazak hiç giyilmedi, havalar gayet sıcak gitti.
* kırmızı süet çantanın askısını içine alarak clutch formatında kullandım. yani kullanabildim.
* ütüleri normalde 2 haftada bir kadın yapıyor ama tişörtlerin sayısı az olunca aralarda birçok kez yıkandı, kendim ütüledim. zaten 3-5 parça.
* ütü demişken, ütü sepetinde ciddi bir hacim azalması yaşıyoruz. kapsül gardrop sağolsun, ortada doğru düzgün giysi yok çünkü.

daha önce de söylemiştim, her gün ofise gitmemi gerektiren bir işim olmadığından kapsüldeki 33 parçanın hakkını vermekte zorlanıyorum. yaptığım en düzenli şey, haftada en fazla 3 kez birkaç saatliğine ajansa uğramak. geçtiğimiz ay bülten işleri için röportaj da yoktu mesela. diğer çıkışlarım ya eş-dostla buluşmak ya da sedat’la yemeğe, içmeye, sinemaya gitmek için. genelde market alışverişi ve sporu da şehir merkezine geçtiğim günlerde hallediyorum. bu tempoyla yaşayınca 33 parça fazla bile geliyor. tabi bu yazdıklarımdan tam zamanlı çalışan bir insanın 33 parçayla yaşayamayacağı gibi bir sonuç çıkarmayınız. daha sık çamaşır yıkamak ve ütü yapmak gerekir, ama yaşanır. elbette çalışan kadının 33 parçasına neleri dahil edip etmeyeceği kendine kalmış. belki ayakkabı ve çantalar, belki de takı/aksesuarlar kapsül dışında bırakılabilir.

kapsül gardropla birlikte vuku bulan en temel durum: sürekli en güzel, en sevdiğim, en düzgün giysilerimi giymekten -ve zaten başka da giysim olmamasından- kaynaklanan bir şıklık hali. şıklıktan kastım şımşıkırlık değil, tabi ki bir petek dinçöz olmadım. zaten gardropta ne varsa ortada, onlarla şamdan’ın kapağına boy fotomu bastıracak halim yok. ama en sade kombin bile özenli bir hava yaratıyor. sanki o akşam bir yere gidecekmişim de evden bu yüzden derli toplu çıkmışım gibi. bu durum baştan insana biraz tuhaf geliyor ama sonra alışıyorsunuz. eskiden lekeli tişörtle, solmuş pantolonla geziyordum da şimdi kendime geldim gibi bir şey değil. şöyle: önceden eşref saatimdeysem güzel bir kombin devşirmeye daha yatkın olurdum ama şimdi dünyanın anasını bellemek istediğim günlerde bile kendimce şık geziyorum. yani gerekirse yoluma leonardo di caprio çıksın, utanıp sıkılacak hiçbir şeyciğim yok. işte bu, insana kendini iyi hissetiren bir yenilik 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir