kapsül gardırop: nerden başlasam?

Kategoriler info, simple living, style

kapsüle gönlünüz var ama nerden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. o zaman bu yazı sizin için. aslında daha önce minimalist gardıroba giden bir yol haritası paylaşmıştım. ama yollar da tıpkı yolcular gibi sonsuz ve çeşitli. o yazıdaki 7 adım benim 7 adımımdı. sizin adımlarınız bambaşka olabilir.

bana göre bir şeyi yapmanın pek ortası yok. ya hemen girişip kaç saatimi, günümü alsa da yaparım, ya da yeterince hevesli değilimdir, başlamam bile. bu göbeklemeci tavrım hayatta bir yandan işimi kolaylaştırıyor, bir yandan da çok ani kararlar vererek geri dönülmez yollara girmeme sebep oluyor – ki geri dönülmez gardırop kararları bunların yine en hafifi sayılır! herkesin bu şekilde karar alamayacağını, zaten almasına da gerek olmadığını hepimiz biliyoruz. bu işi kotarmanın başka yolları da var. ama gelin, henüz yolun başındayken birtakım beklenti ve hurafelerle vedalaşalım, kendimize gereksiz işkenceler çektirmeyelim:

* aradığınız mükemmel gardıroba… şu anda ulaşılamıyor

çünkü o gardırop yok. çünkü o gardırop uzun vadeli seçimlerin bir sonucu. ve hatta nihai bir sonucu bile değil. siz yaşadığınız sürece değişime ve dönüşüme açık olacak. sizinle birlikte büyüyecek, olgunlaşacak, pişecek. hal böyleyken pinterest’te bir araya getirdiğiniz mükemmel parçaları bugünden yarına kendi gardırobunuzda da bir araya getirmeyi beklemeyin. amacımız daha azın da yeterli olduğunu anlamaksa, bu uğurda yeni bir alışveriş çılgınlığına girişmek bizi amacımızla çelişkiye düşürür.

atmamız gereken ilk adım, eldekilere daha yakından bakmak. mutlaka çok sık ve severek giydiğimiz, her giydiğimizde kendimizi iyi hissettiğimiz parçalar vardır. işte onlara dikkat. onlar tarzımıza dair ilk ipuçlarımız. elbette onlarla sınırlı kalmak zorunda değiliz. ama işe onlardan başlamak daima güvenilir bir çıkış noktası. mesela benim için o hararetli eleme sürecinin ortasında bile en değerli parçalar gömleklerim ve iyi kesimli pantolonlarımdı. dokusunu çok sevdiğim ipek, keten ve kaşmir parçalardı. sevmediğim ve giymediğim parçaları ayırırken, sevdiklerime bakarak bundan sonra nasıl parçalara yatırım yapmam gerektiğini görebilmeye başladım. belki sevdiğim parçalarda da değiştirmek isteyebileceğim şeyler vardı. ama o anda işimi görüyorlarsa daha iyilerini buluncaya kadar tutmaya karar verdim.

mükemmele ulaşmak için her şeyi çok kısa sürede bir araya getirmeye çalışmak stresli ve maliyetli bir iş. evet, olabilse harika olurdu. ama inanın o zaman bu konuda yanılgılarınız, aydınlanmalarınız, deneyimleriniz, yani bir hikayeniz olmazdı.

kapsül gardırop

* bütün gardırobu tek seferde elden geçirmek zorunda değilsiniz

bugün kapsüle doğru bir adım atacaksanız, sadece bugünün dolabına çekap yapmanız yeterli. yani madem aralık ayındayız kış kıyafetlerinize daha yakından bakın yeter. kaç yıldır her seferinde kaldırıp yeniden çıkardığınız ama en son ne zaman giydiğinizi bile hatırlamadığınız parçalardan başlayın mesela. belki çok beğenerek aldınız, belki çok para verdiniz, belki de çok sevdiğiniz birinin hediyesi. ama gerçek ortada: giymiyorsunuz ve giymeyeceksiniz. orada bir yerlerde olması içimizi rahatlatıyorsa da bu tip parçaların aslında gereksiz kalabalık yaptığını kabul edelim. gardırobunuzu zengin gösteriyor olabilir ama bu zenginlik 2016 yılında alman mark’ına yatırım yapmak gibi biraz. karşılığı yok.

gardırop analizinizi tek seferde değil, mevsimden mevsime yapmanın en büyük avantajı, o mevsime dair giysileriniz arasında sevdiğiniz ama yıpranmış olan parçaları yenilemek için daha çok seçeneğiniz olması. şubat’ta kırmızı bikini aramakla temmuz’da aramak aynı şey değil. çok daha az stresle, yıpranan parçaları güncelleyebilir, ihtiyacınız olan parçaları bulabilir, soğuk havalarda neyi giyip neyi giymediğinizi her gün bizzat test edip gözlemleyebilirsiniz. tek seferde her şeyi elden geçirmekten çok daha temkinli bir yöntem.

* kimsecikler bilmese de olur

bu madde özellikle çok alan, çok tüketen bir akraba ve arkadaş çevreniz varsa önemli. başlangıçta bu hevesinizi iyi ihtimalle ilginç bulsalar bile huylu huyundan vazgeçmeyecek ve ilerleyen zamanlarda sizi yine yanlarında alışverişe sürüklemeye çalışacaklar. oysa kapsül sürecinde son ihtiyacınız mağaza gezmek. çünkü ne kadar dikkatli olursanız olun mağazacılığa karşı irade savaşı vermek çok zor.

kapsüle geçiş döneminde bol bol seçenek görmenin size iyi geleceğini sanıyorsanız baştan uyarayım, yanılıyorsunuz. adamlar vitrinin, düzenlemenin ve kombinin ilmini yapmış. sık sık alışveriş yaptığınız o dükkana girer girmez illa ki gözünüze bir şeyler çarpacak. aslında hiç ihtiyacınız yokken veya tarzınıza hiç uymadığı halde, bir şeyleri çok beğenecek ve almak için yanıp tutuşmaya başlayacaksınız. geçmişte böyle olmuştu, bugün de farklı olması için bir sebep yok.

işte bu yüzden kimseye kapsül sürecinizden bahsetmek zorunda değilsiniz. böylece en iyimser ruh halinizle kapsül sohbeti açmışken ”bence çok saçma ya / hayatta yapamam / ay ne gerek var?” ve benzeri olumsuz yorumları işiterek çelişkilere sürüklenmeyeceksiniz. özetle, alışverişe sizinle koşmak isteyen eşi-dostu sudan bahanelerle oyalayın ve gitmeyin.

kapsül gardırop

* e-mailing, sms, mms, pms… dost değil düşman

çünkü ilk hedefimiz almak değil, elemek. her allahın günü inbox’ınızda pıtırcıklanan e-mailing tuzaklarına düşmemeye çabalamaktansa bu listelerden çıkın, olsun bitsin. inanın görmeyince bilmiyor ve istemiyor insan. aynı şekilde dergi almayı da bırakmanız tavsiye edilir. hepsi, o güne dek sahip olmadığımız halde mutlu mesut yuvarlanıp gittiğimiz birtakım nesneleri en büyük eksiğimiz gibi göstermeye yarıyor en çok. oysa kapsül gardırobun temelinde, isteklerimize daha dikkatli ve eleştirel bir gözle bakmak, sahip olduklarımızın yeterli olduğunu anlamak ve her halimizle tam olduğumuz bilgisine ulaşmak var. asıl yatırımı kendimize yapmak var. görünmek değil, olmak var.

kapsül gardırop: nerden başlasam?” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir