jalapeno tadında bir hayat: frida kahlo

Kategoriler ontolojik

bu öğle tatilinde songül’le frida kahlo sergisine gittik. aslında serginin tam adı frida kahlo&diego rivera sergisi. frida ve beyi yani. ama kadının hayatı açık ara acılar geçidi olduğu için adam gölgede kalıyor. pera müzesi sergi kapsamında bir de 40 dakkalık belgeselcik gösteriyor. en yakın dostlarından dinliyoruz frida’yı.

bütün dostları kendi kafasına göre anlatıyor. mesela biri diyor ki komünizm filan çok umrunda değildi, kendi kişiliği çok güçlü ve yoğun olduğu için resimlerinde hep kendini çizdi. başkası diyor ki kocasının politik ve artistik kimliği çok baskındı, o da naapsın kendini çizdi. bir diğeri diyor ki fiziksel acıları o kadar yoğundu ki çiçek böcekle fazla ilgilenemedi, kendi acılarını çizdi. velhasıl bi mutabakata varılamıyor. ki bunlar en yakınları. kadın hakkında tez mez yazanlar neler salladı allah bilir.

ille de frida kahlo olmaya gerek yok, birisi hakkında yorum yaparken ne kadar öznel oluyoruz. herhalde kaçınılmaz bir şey, hepimiz hayatı tam da kendimiz gibi algılıyoruz sonuçta. öte yandan kahlo’nun hem resimlerinde hem hayatında çok temel bir şey varsa o da acı. en fizikselinden, en şiddetlisinden. bir de çocuk yapamıyor diye çok dert etmiş, orasını anlayamadım. muhtemelen neslinin bir klişesi olarak her kadın gibi çocuk sahibi olmayı bir zaruret addediyordu. yoksa omurga paramparça, yarım saat yürüyecek mecal yok, nereye çocuk yapıyorsun. ve bakınız tam da burda ne kadar öznel oluverdim güm diye.

tesadüfen bugünkü mailing session‘ımızda da meröp‘le sanat-acı ilişkisinden bahsettik. böyleyiz işte, engel olamıyoruz, her gün ayrı bir entelektüel tema. yazıştık yazıştık, şuraya vardık: öfke ve üzüntü arasında sıkışıp kalmak yazmaya/yaratmaya itiyor. ama hemen sevinmeyin, ortaya çıkan eser iyi olacak diye bir kural yok.

jalapeno tadında bir hayat: frida kahlo” için 3 yorum

  1. son paragrafa bittim şekerim. yine yine yeniden tekrar ediyorum; o sergiyi gezmek isterdim dogrusu!
    benim favorim bir beyaz elbiseli bir de renkli elbiseli fridanın oturdugu, birinin elinde makas kalp vs. tuttugu tablo.. bıyyy kadın çok acı çekmiş ya hem fiziksel hem ruhsal 🙁

  2. pera'nın en görkemli sergilerinden. en üst kattakı rus çarlığı'nı da gezdiniz umarım. resimlerin önünde rahat bir 15-20 dakika düşünmeden duramadım.
    bir de kaplumbağa terbiyecisinin önünde resim çekinmiştim 🙂
    frida kahlo hakkında bende birkaç şey söyliyim, çok erkeksi, kasten kaşlarını almıyor misal. sürekli kendini çizer, ama başkalarını yansıtır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir