izlanda: dünyanın merkezine seyahat

Kategoriler gezi-gözlem

hayatıma bir şekilde giren -ve kalan- insanlar, sadece keyif ve ilham verenler sanırım. bu minvalde mine başkan’ın yeri rakipsiz. dostluğumuzun mazisi sadece birkaç yıl, ama düşüncelerimi uçurduğu toprakların ucu bucağı yok. izlanda da hayatıma ilk bu şekilde girdi, mine üzerinden. mine’nin sürreel  birtakım bağlantıları sonucu daha izlanda’ya gitmeden, izlandalılar’ı istanbul’da ağırladık. mart’tı galiba. mine başkan önderliğinde, elif, ben ve izlandalı tanış aile süper bi yemek yedik. o yemekte izlandalı tanışları kendi mekanlarında ziyaret edeceğimize de söz verdik. sözünü ilk tutan ben oldum. sedat da bencileyin soğuk memleket aşığı olduğundan izlanda fikrine balıklama atladı. aciliyetle biletler alındı, seyahat programı yapıldı. ağustos’un en cozurdak günlerinde kendimizi 13 derecede, anlatılmaz yaşanır bir coğrafyada buluverdik.

önce pratik bilgiler:

nasıl giderim: türkiye’den izlanda’ya direkt uçuş yok. biz thy ile kopenhag’a gittik, ordan icelandic air’le reykjavik’e geçtik. bu ülkeye başka havayoluyla uçmak mümkün değil zaten. hal böyleyken fiyatlar da allahlık. biletleri ne kadar erken alırsanız o kadar iyi.

nerde kalırım: peki, biletimizi aldık, izlanda’ya vardık, nerde kalıcaz? hah, biz önce karavan kiralayalım, hem yolu hem yatağı bir arada çözelim dedik. ama karavan fiyatlarını görünce hemen vazgeçtik. iyi ki de vazgeçmişiz, sedat süper bir site buldu. farm holidays konseptiyle hizmet veren bu programda rotanı belirliyorsun, site sana her durağında konaklamak üzere bir farm öneriyor. izlanda, kırsalı geniş bir ülke, her yer çiftlik. ama konfor, temizlik ve medeniyet açısından dört dörtlük çiftlikler. çoğunun da asıl çiftlik evinden ayrı bir veya birkaç ahşap müştemilatı var. müştemilat dedimse aklınıza kırık dökük yerler gelmesin, hepsi en az 2 odalı, mutfağı ve banyosu olan, tamamı ahşaptan ve haliyle sauna gibi kokan, muhteşem ikea evcikleri! kuzey ruhunu bu kadar başarıyla temsil eden bu evler varken standart bir otel odasını tercih etmek zor – en azından bizim için. ki zaten buna kıyasla oteller fiyat olarak da epey oha. ha götüne güvenen varsa çadır turizmi de yaygın. ama biz o kadar çiçek değiliz biliyorsunuz, tepemizde iyi kötü bi dam arıyoruz.

izlanda

farm house manzarası

nasıl gezerim: bu siteden program yapınca arabayı yanında veriyorlar zaten. dolayısıyla sadece izlanda’daki ilk günümüzde, reykjavik’te airbnb’den bulduğumuz bir evde kaldık, sonrasında arabamızla diyar diyar, farm farm gezdik. arabanız yoksa mahvoldunuz diyemem, bütün turistik atraksiyonlara sürekli otobüs gezileri de düzenleniyor. ama izlanda’ya gitmeyi düşünecek kadar ileri gitmişseniz sizi otobüs kesmez. paşalar gibi arabanızı kiralayın, ortamın tadını çıkarın. burası kibar kibar katedral-müze-sergi gezme memleketi değil. volkan-krater-gayzer-buzul-göl-şelale-whale watching memleketi. yalnızlığın tadını çıkarma coğrafyası. 70 yaş grubu ve siyatik muhabbetiyle çekilmez, üzülürsünüz.

ne yerim ne içerim: valla sebze meyve aramayın tabi. tarım imkansız. bir ara dev güneş enerjisi seraları filan kurup 3-5 sebze yetiştirelim, dışarıya bağımlı olmayalım demişlerse de, astarı yüzünden pahalıya gelince vazgeçmişler. ama soğuk deniz balıkları dedin mi sürüsüne bereket. kahvaltıda balık, öğle yemeğinde balık, akşam yemeğinde balık. kurutulmuş balık, çiğ balık, balık turşusu, balık çorbası… kimi yenir, kimi yenmez. test etmek lazım. balina avı serbest olduğundan balina eti de gani gani tüketiliyor. kırmızı et gibi bir tadı var, balık gibi değil, ilginç. karides ve ıstakoz çok uygun fiyatlı ve inanılmaz lezzetli! sürekli yedik. tatlılarda pek iş yoktu. yemek konusunda şöyle bir durum var yalnız: reykjavik’te çok iyi bir restoranda da yeseniz, 500 kişilik bir köyün düdük kadar kafe’sinde de yeseniz 2 kişiden en az 10.000 kron’u illa ki tahsil ediyorlar (150 tl civarı). günde 3 öğünden çarpıp toplayın, 10 günde minimum ne kadar harcayacağınıza dair epey kasvetli bir fikriniz olacaktır. bu paraya yok efendim benzindir, blue lagoon‘a giriştir, dağlara tırmanıştır, buzullarda yüzüştür, onlar dahil değil tabi.

izlanda kahvalti
tipik izlanda kahvaltısı: ekmek üstü ne bulursak ve pancake

nerelerde gezerim: 10 günde 3500 km yol yaptık. girmediğimiz fiyord, çıkmadığımız tepe, totomuzu sokmadığımız göl, uğramadığımız buzul, görmediğimiz şelale kalmadı. dünyanın oluşumuna şahitlik etmek gibi bir şey izlanda’da olmak. toprağın altı fokur fokur kaynıyor, bütün ülke bu termal sularla ısıtılıyor, dağların dört bir yanından dev şelaleler akıyor, hala aktif volkanlar var, onlar ara sıra hoplayadursun hemen ötede 1000 yıllık buzullar uzanıyor… toprağın yapısı, dağın, tepenin şekilleri, karanın her bir parçası o kadar sıradışı, o kadar tuhaf ki, tarif etmek gerçekten çok zor. izlandalılar’ın büyük çoğunluğu hala elflere inanıyormuş diye okumuştum gitmeden. onlarla bu konuda dalga geçmeyin, çok fena trip yaparlar diyordu yazıda. dalga geçmek ne kelime, izlanda’da 2 gün geçirdikten sonra biz bile inanmaya başladık elflere! öyle garip bir yer ki, burada her yerdeki gibi bir şeyler olması gerçekdışı geliyor insana.

izlanda
yumurtaya can veren allahım…
izlanda
dünyanın en büyük şelalesi
izlanda
buzullara stan smith’le dalan ilk insan
izlanda
fotoşopsuz deniz feneri. şair eder, süründürür, çarpar!
izlanda
buz mavisi denen hedenin tamamen optik bir yanılsama olduğunu öğrendik.
buz ne kadar yaşlıysa o kadar yoğuşmuş ve koyu mavi oluyormuş.
izlanda
nordik country renkleri
izlanda
izlanda bağkur emeklilerinin mekanı
izlanda
dünyanın en tuhaf kilisesi
izlanda
güney kıyıları
izlanda
devasa krater gölü
izlanda
tüten topraklar
izlanda
güneyin yarısı böyle: gizli elf köyleri olduğundan şüpheleniyoruz
izlanda
nordik iç mekanlar
izlanda
gamlı baukur’un manzarası, whale watching tekneleri
izlanda
vik. siyah kumlu güney kıyıları

şimdi duygusal bilgiler:

öyle madagaskar’dan moğolistan’a köşe bucak gezmiş biri değilim. çok fantastik yerlerde bulunmadım – sadece avrupa ve küba. yine de gördüğüm bildiğim hiçbir yere benzemiyor izlanda. doğanın yalnızca buraya özgü bir hali var ki, zaten izlanda’yı başka her yerden farklı yapan tam da o. oradayken de sık sık allahım resmen dünyanın öbür ucundayım, ne kadar acayip bir yerdeyim diye diye dolaştım. bakmalara, şaşırmalara, hayran olmalara doyamadım. daha önce gittiğimiz birçok yerden farklı olarak izlanda’yı özlediğimizi farkettik sedat’la. geçen cumartesi kahvaltıda uzun uzun izlanda konuştuk. yeniden gitmek için ne kadar hevesli olduğumuzu anladık. havası suyu çekiyor adeta, daha şimdiden farm holidays sitesinden rota seçiyoruz! birkaç yıla kalmaz yeniden düşeceğiz yollara.

izlanda: dünyanın merkezine seyahat” için 4 yorum

  1. artık bu kadar konuşmaya ben mi gideceğim, izlanda mı bana gelecek bilmiyorum badicim, ama isteyene yol bulunur… iz-landa ve sizin iz-indeyiz, gerisi de gelecek inşallah:)

  2. Ovv birkaç seneye ufaklığı götürmelik tam. Hani okulda yanardağ, deprem, sel falan öğrendikleri sene yapıştıracaksın İzlanda’yı yavruya ((: Süper macera.

hevesli için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir