istanbul’da iki yabancı

Kategoriler ontolojik

her şey topshop soyunma kabininden satış görevlisine seslenmeye çalışıp başarısız olmamla başladı. orda dikilen kızcağızdan rica ettim. 5 dakka sonra yine sesimi duyuramayıp yine kızdan rica edince duruma gülüp sohbete başladık. kız beni yabancı zannetmiş, ben de onu yabancı sanmıştım. hatta satış görevlisini işaret etmek için anlamsız el-kol hareketleri yapmıştım ki ne demek istediğimi anlasın. ikimizin de türk olduğu ortaya çıkınca güldük. laf lafı açtı. derken kız ‘vaktin varsa bir kahve içebilir miyiz?’ diye sordu. sanmayın ki her topshop alışverişimden sonra yan kabindeki hatunla kahve içmeye giden bir kişiyim! ama bazı insanlarla böyle olur ya, yıldızlar barışıverir. bir de bakmışsınız bir kafeye oturmuş bol kahkahalı bir sohbete koyulmuşsunuz. işte aynen böyle oldu bugün. nana’yla tanıştım.

aslında tahminlerimde çok da hatalı değilmişim. nana’nın şeceresi epey karışık, türkmen, afgan, çinli filan ne ararsan var. uzun bir süre çin’de uzun bir süre türkiye’de yaşamış, dünya’nın pek çok yerine de gitmiş. şimdi ankara’da hukuk okuyormuş. ailesinin baskılarından, üniversitedeki kız arkadaşlarının kıskançlıklarından, geleceğin belirsizliğinden bıkkın, hayaller ve endişelerle ağzına kadar dolu 21 yaşında genç bir kız. nedense sorularına cevap verebileceğimi hissettiği için ısrar etmiş bir kahve içelim diye. dertlerini hemen döktü önüme: hukuk okuması için ailesi ısrar etmiş, ama onun asıl istediği moda tasarımıyla ilgilenmekmiş. ne yapmalıymış. nasıl yapmalıymış. ya denerseymiş ve olmazsaymış. peki ya ben neden başka bir şehirde değil de istanbul’daymışım… nana sayesinde bu sorulara cevap düşünmem gerekti, sabahıma renk geldi.

8 yıl önceki ege karşıma çıkıvermiş gibi tuhaf bir mutluluk doldu içime. kendime söyleyeceklerimi söyledim ona. hep o mükemmel adımı atacağına ve ever after mutlu olacağına inanmanın beyhudeliğinden, istediği şeyleri kim ne derse desin yapması gerektiğinden, yapmadığı için pişman olmaktansa yapıp vazgeçmesinin değerinden, deneyip yanılmanın güzelliğinden bahsettim.

sonra düşündüm de, keşke dilediğimiz bir yaşımıza geri dönüp kendimizle konuşabilme şansına sahip olsak. o zamanki dertli gönlümüze ferah sular serpsek, bulutlarımızı dağıtsak, bir teselli versek. 21 yaşındaki ege için bir liste yapıyorum şimdi buraya. ona bir yerlerde rastlarsanız aklınızda bulunsun.

1* istediğin her şeyi elde etmek komedi de olabilir trajedi de.
2* yine de inanılmaz şeyler keşfetmek için karın ağrısına değer.
3* sandığından çok daha güzel, iyi, güçlü ve akıllısın.
4* hatalardan korkmamalısın çünkü onlardan kaçamazsın.
5* ama hatalarından ders almayı öğreneceksin!

bana bu kadar çok şey düşündüren insanlar her dakka çıkmıyor karşıma, mutlu oldum nana’yı tanıdığım için 🙂

istanbul’da iki yabancı” için 1 yorum

  1. süper ya, film sahnesi gibi canlandı gözümde Ege'cim. ben 10 sene onceki benle karşılaşsam sağlam bir şamar atardım kesin..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir