“insanları tanıyorum”

Kategoriler and the oscar goes to..., insanlar

geçenlerde öğle yemeğinden ajansa yeni dönmüştüm ki telefonuma bilmediğim bir numaradan şöyle bir mesaj geldi:

murat mesajlarını gördüm sana dönmeye vaktim olmadı. muratçım bir de şu var ben hayatta en çok birisine zarar vermekten korkuyorum. resim göndererek seni zor durumda bırakmış olduğumu düşündüm. ben bazen yanılsam da insanları tanıyorum. sen çok iyi bir insansın. seni kesinlikle zor durumda bır-

mesaj orda kesiliyordu ama kafamda cinler cirit atmaya başlamıştı bile! zaten mesajı ajans ortamında sesli okuyunca herkes pazartesi sendromundan bir anda silkelenip dışarı fırladı. “resmi bi daha göndersene yaz” diyenler, “randevu ver görüşelim yaz” diyenler vs vs. sanırım herkes kızın birinin murat’ın birine çıplak foto yolladığını düşündü. neyse, kızın kıçından başından bana ne. ben olaya psikolojik deney gözüyle bakmayı tercih ettim. ve hemen sözcüklerden laboratuarımı kurdum:

canım bence sen de çok iyi bir insansın. senin melek kalbini bilmesem cevap beklemezdim inan bana…

bu noktada olayı şöyle yorumladım: bu kız murat’a foto yollamıştı ama murat’tan beklediği tepkileri alamayınca ne kadar olgun olduğunun altını kanırtarak karizmayı kurtarmaya çalışıyordu. cevabım okuduğunuz üzre çok basit ancak dünyanın en geyik kavramı üzerinden (iyilik) iltifat içeriyor. ayrıca kendi içinde bir derinliği var. bkz. inan bana denmiş ve üç nokta kullanılmış. gördüğünüz gibi bu mesajda cevap verilecek hiçbir şey yok. ama emindim, standart türk kızı burdaki iltifat+hissiyat tuzağına kesin düşecekti. yemi attım, bekledim. bi 5 dakka sonra zafer benimdi 🙂

ben evdeyim üzerine sağlık olsun, başımda ciddi bir ağrı var, öyle oturuyorum.

meali: bu kız ilgiye aç. başında “ciddi” bir ağrı var. “ilgilen benimle, ama vücudumla değil, aklımla fikrimle ilgilen” okeyto bebek. centilmen murat’tan ağızlara layık cevap gelsin:

geçmiş olsun canım. bi şeye ihtiyacın olursa, yardımım dokunabilirse haberim olsun.

tek nokta. bakınız asla ısrar yok, samimi ve mütevazı bir ilgi belirtisi. net. hemen yine cevap:

teşekkür ederim murat ya

meali: “bir yandan sana yazasım var bir yandan da sakata gelmek istemiyorum.” ajansçak kızı yakın markaja almıştık artık. ama bu noktada kitlelerin taleplerini hiçe sayarak gerçekten çok stratejik bi karar verdim: sessizlik… zira “ay ne demek, insanlık öldü mü” filan gibi iyiliğimi pekiştiren bir cevap yazarak standart türk kadınının erkeğinde görmek istediği maço/arıza potansiyeline leke süremezdim canlar. nitekim süründür taktiği hemen etkisini gösterdi. herkes bana “artık yazmaz yeaa, iletişimin yolunu kapadın” derken ben yüzümde mağrur bir gülümsemeyle uzaklara bakıyordum. hatun kişi elbette beni yanıltmadı:

murat merak ettim resmi sildin mi yoksa duruyor mu?

kafalar yine karıştı. artık herkes çılgınca fotoyu merak ediyordu. bu sorunun asıl sebebi büyük olasılıkla murat’ın fotoyu silmiş veya silmemiş olmasından yola çıkarak ilgi/alaka skalasında kendini doğru konumlandırmaktı. ama zihnim fazla mesai yapıp şüphelenmişti bi kere. fotonun hafifmeşreplik derecesine bağlı olarak kızda bi göt korkusu peydah olmuş olabilirdi. acaba bana datlı datlı mesajlar yazarak bir şekilde fotoyu imha ettirmeye mi çalışacaktı? ne şiş yansın ne kabap mottosuyla murat’ın gönlünden kopan satırlar aşağıdadır:

silmeye kıyamadım desem?

bu mesajı görünce kızın feci gaza geleceğinden emindim. okuyunca egosu tavana yapışmıştır muhtemelen. zaten cevabı da gecikmedi:

gerçekten mi, inanırım bak.

meali: beni yıllarca kaşısan doymam. işte bu yüzden murat sana ne yapsa müstahaksın cicoşum. adam sana zarif bi şekilde iltifat etti, daha ne “gerçekten mi, ay bak valla inanırım, ekiekieki!” evet, altın vuruşumu yapmanın tam vaktiydi:

neden inanmayacaksın ki? güzelsin…

artık ablamız koşup murat’a ağzıyla terliklerini getirecek kıvama gelmiş olmalı derken şöyle bir cevap gelmesin mi:

senin gibi birinden hala güzel olduğumu duymak bana güven veriyor.

haydaaa. galiba bu bir abla değil teyzeydi. galiba murat göze kestirilen hedef çıtırdı. ah ah, duygusal manipülasyona kaptırdığım için daha ikinci mesajdaki “üzerine sağlık olsun” gibi devasa bir göstergeyi ıskalamıştım. 17-18 yaşında böyle haminne lafları eden genç kız mı olur allasen. bu gafletimi anlar anlamaz murat kimliğimden sıkıldım. aman be teyze yaa. genç olsaydın hayat rutinin “bul, askıntı ol, devret, yenisine kısmet” olduğu için seninle süper eğlenecektim. ama doğru düzgün tanımadığı bir murat’tan 2-3 kıytırık sms aldı diye özgüven haritasını masaya yatıran koca kadına diyecek tek bir şeyim yok. üzerimize sağlık olsun, kaldıramaz filan, elin karısı için vicdan yapamayacağım. şık bir son dakka golüyle jübilemi yaptım.

bence insan kendine inanıp güvendiği ölçüde güzel. yolun da yüreğin gibi açık ve ferah olsun…

diyerek senle mesajlaşmak hoştu ama buraya kadarmış güzelim sinyalini verdim. gelen cevabı görünce de daha fazla uzatmadığıma şükrettim:

amin cümlemizin.

o murat seni bildiği gibi yapsın.

“insanları tanıyorum”” için 4 yorum

  1. ofisinizde çalışmak istiyorum. ne iş olsa yaparım abla!

    bu ne bacım ya? eğlencenin dibine vurmuşsunuz. ilk hayal kırıklığı murattan, ikinci senden üçüncü de teyzenin attığı msjların aslında kime gittiği konusunda aydınlanması sonucunda olacak sanırım :))
    gelsin karın ağrıları..

  2. valla biz ayağımıza kadar gelen malzemeyi değerlendirdik kurtlu bacım, asıl cevher ajansımızda değil teyzede 🙂 ama olaylar ortaya çıktığında teyzenin hayatının en bi sırlarla süslü olayı dalında kristal'e adaylığımı koyacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir