gökten yağmur değil…

Kategoriler eğitim şart, ontolojik

veli toplantısı

resmen iş yağıyor dostlar. freelance iş. gündüzleri veletlerle itişip kakışarak ilim irfan saçıyor, akşamları da binbir kurumsal yaraya merhem oluyorum. çok amaçlı mutfak robotu gibi hissediyorum kendimi son birkaç aydır. böl, doğra, kır, parçala, suyunu sık misali, öğret, anlat, araştır, düzelt, yaz tadında bir hayatım var. her koldan hizmet veriyorum. full-time çalışırken bu kadar çalışmıyordum valla. hayatımın temposu inanılmaz hızlandı. tabi freelance dünyasının en güzel tarafı kafana uyan işleri almak. işte, parada ve zamanlamada anlaşırsan ne ala. kendi kendini programlayabilmek de önemli. kimi insan iş rutinini bilmek ister, belli bir kurumda, belli bir kontrol mekanizması içinde olmaktan güven duyar. o insanı çok açmayabilir bu şekilde çalışmak. çünkü her şeyle ilgilenen sensin. kendi zaman planını yapan sensin. kendini çalış çalış diye dürtükleyen, yaptığın işi dönüp dönüp düzelten yine sensin – biraz mazoşist bir yapı gerektiriyor galiba. here I am!

geçen cumartesi veli toplantısı vardı. çok ilginç bir deneyim. ilgili veliler geldiler. ilgisizlere (öğretmenler olarak) kendi aramızda cıkcık ettik. ama düşündüm de, ne bileyim, ilgisizlerin çocukları, velileri ilgisiz diye mi başarısız olacak, ondan emin olamadım. nihayetinde okul sıkıcı bir kurum. ilgisiz çocuğu kim suçlayabilir ki? peki ya çocuğunun okul hayatıyla ilgilenmeyen veli? bu sıkıcı konuyu iplememek onu ille de kötü bir veli mi yapar? 12 yaşındaki oğulcan’ın matematiği zayıf olsa noolacak allasen. benim de berbattı, hatta lisedeyken 2 kere 1 gelmişti karnemde. sınıfın en yüksek not ortalamasıyla sırf o 1 yüzünden takdir alamamıştım. ama bugüne kadar matematiğim kötü diye ne mutsuz ne de başarısız oldum.

bir çocuk -veya bir yetişkin- için en umutsuz durum hiçbir şeyden hoşlanmamak gibi geliyor bana. yani 10 dersin 9’unu da sevme ama birini çok sev, o çocuk hayatını kotarır hacılar. ya da bir el becerin, bir ilgi alanın olsun, tamam yırttın. ama dersi sevmez, onu sevmez, bunu sevmez, orda dur. işte bir velinin değeri orda anlaşılır sevgili veli. el kadar bebe bu hale nasıl geldi? hiç mi gözlemlemedin, hiç mi bilemedin bu çocuk neye yatkın, neyi seviyor, neyi iyi yapıyor. ayarı bozulunca da bas antidepresanı, sonra okulda sebze gibi çocuklara laf anlatmaya çalışalım biz. oldu. dönücem ben sana.

gökten yağmur değil…” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir