gardırop yatırımları

Kategoriler simple living, style
terzi

geçenlerde gwyneth paltrow’un goop’unda investment pieces – yatırım parçaları başlıklı bir yazı okudum. yazıda eşkali verilen ürünlerin toplam fiyatı aşağı yukarı 20.000 dolar ediyordu. tişikkirler gvinit. arayıp da bulamadığım yatırım fırsatı bu olsa gerek. hollywood ünlüsü olmayanlarımız için burada daha önce benzer bir olmazsa olmazlar listesi paylaşmıştım. yine de bu tip listeli yazıları okumayı seviyorum. bir tür yoklama gibi. farkettim ki gwyneth’in listesinde olsa da benim listemde hiç olamayacak bir şey var mesela: kol saati. en son lise 3’te saat takmıştım. çok beğeniyorum. ama yıllardır takamıyorum. zamanı kolumda taşıma fikri hoşuma gitmiyor. aslında koluma genel olarak pek bir şey takamıyorum. şıngırtılı metal bilezikleri, bohem kalın tahta bilezikleri hep çok seviyorum. kendim takınca 10 dakika sonra fenalık geliyor.

bu listedeki bir diğer sorunlu parça da 845 dolarlık louboutin’ler. gece hayatının flaş kadını olmamanın gönül rahatlığıyla uzunca bir süredir gece ayakkabısına yapılan yatırımın bana göre olmadığını biliyorum. emrah kaşlarıyla ‘açılın oturmam gerekiyor’ diyerek eşi-dostu koltuğundan ettiğim bir düğünde, halime acıyan bir arkadaşın süper tavsiyesiyle, new york seferimde dandikötesi payless markasının comfort plus serisinden 2 adet stilettoyu toplam 50 dolara aldım. tabi ki deri meri değiller ve tabi ki hiçbir tasarımcı dokunuşu taşımıyorlar. 24,90’lık ayakkabının nesi olacak? ama valla inanılmaz bir rahatlığı var ki senede 5-6 kez giydiğim bir gece ayakkabısından şahsen tek beklentim bu.

rahat topuklu ayakkabı

gwyneth’in yazısında bahsi geçen diğer parçalara itirazım olmayacak. bence de önemliler. tabi daha uygun fiyatlı versiyonlarıyla. zira benim bu parçalardaki kriterim hiçbir zaman marka olmadı. yarın büyük ikramiyeyi kazansam yine marka olmaz. genellikle orta derecede iyi markalardan, kumaşı doğal (yün, pamuk, keten, ipek, kaşmir, angora, moher vs.), materyali gerçek (ayakkabı, çanta ve kemerse gerçek deri), dikişi düzgün, bedene oturan, sağı solu sarkmayan, gündelik giysilerse kuru temizleme, özel muamele gerektirmeyen parçalar benim için yeterince iyi yatırımlar. çok pahalı markaların ille de kaliteli ürünler yapmadığını görmek için bssd mağazalarına şöyle bir göz atmak yeterli. tabi ki kaliteli ürünler oluyor ama inanın nadiren. kalıp hataları, yamuk dikişler, ucuz malzemeler, harcıalem modeller her yerde. bence tasarımın hakkını ve eşek yüküyle paranın karşılığını veren yegane moda türü haute couture. kişiye özel dikilen, tasarımcının gerçekten sanatını konuşturduğu yegane parçalar bunlar. yoksa aynı tasarımcının gündelik koleksiyonunun kimbilir kaç ülkeye, kaç mağazaya gidecek olan binlerce ceketini, pantolonunu, gömleğini kendisinin dikmesi mümkün mü allasen. dolayısıyla varsın yves saint laurent olmasın, işini bilen bir terziniz varsa, tam üzerinize göre bir şeyler diktirmenin keyfi başka hiçbir alışverişte yok bence. (yani büyük ikramiye bana çıkarsa kimi dirilteceğimi artık biliyoruz.)

peki siz gardırop yatırımlarınızı neye göre yapıyorsunuz?

gardırop yatırımları” için 12 yorum

  1. Tam da deri hakkinda ne dusunuyor diyorum kii

    Benim iki yuzlu bir hayatim var
    Is botuna 750tl verdim bir kere ama 15 Sene giyerim.
    Keza 10 Sene once aldigim Polar, yelek, pantolonlari hala giyiyorum.
    Gunluk ve yazlik keten gomlek. En uzunu 9 Sene.
    Ve sezon sonuncu beklerim.
    Deride ikinci el de var ama hastasiyim. Kemer mutlaka deri olacak

    1. aaa bu satırlarla beni can evimden vurdun, sana sonsuz katılıyorum. benim de hakiki deri için çarpan bir yüreciğim var. ama niye ikiyüzlü bir hayatım var dediğini anlamadım. gerçek deriyse paraları basbasbas tabi ki J. evladiyelik yatırımlar onlar, sen de belirtmişsin zaten.

      1. İki yüzlü derken, iş yerinde vücut hatlarını göstermeyen bol, salaş kaliteli (bazan ucuz ama bazan çok pahalı) kıyafetler giyiyorum. Malum madenlerde slim fit, stretch pantolon giyenlere ben de kötü bakıyorum 🙂
        Ama o ortamdan uzakta açılıp saçılıyorum.
        Bir ara senelerce işten birileri görür diye denize herkesin girdiği yerlerde girmedim. Bir kere girdim de olay oldu. (turuncu tanga hadisesi)
        İşte o hayatta da keten gömlekler, mini etekler falan.
        Signature kokum bile yok aslında, hayatım işyeri ve etrafında geçtiği için. Kadınlığımı yeni keşfettim.

        1. yahu senin bu iş ortamları hakkaten efsane. sanırım net 2 ayrı kapsül gerektiriyor. yoksa sıkıntı büyük!

      2. Deri olmayan cantanin omru yok ki, cabucak yamuluyorlar. bir de sonucta inek derisi cantadan bahsediyoruz, timsah derisi degil 🙂 yani zaten eti icin kesilen bir hayvanin derisinin kullanilmasi durumu. Canta icin kimse kimseyi oldurmuyor…

        1. ay neyse ki aramızda vejetaryen/vegan filan yok bacılar =))) onu yemem bunu içmemcilik yetmiyormuş gibi onların bir de onu giymem bunu takmamcılıkları oluyor. vejetal faşizm resmen!

  2. Evladiyelik yatirimi diyebilecegim 1-2 cantam var, geri kalani -uzun yillar da giysem- siradan diyebilecegim seyler..:)

    1. eren’cim bence 1-2 çanta gayet önemli yatırımlar. önem verdiğimiz parçalar dışındakiler çoğumuz için sıradan zaten.

  3. öncelikle ucuzcuyum. biraz da şuursuzum. yeni yeni kendimdeki bu tuhaflığı fark ettim. oysa ki ihtiyaç, uyum ve kalite odaklı almalıyım. yükte hafif, pahada ağır olmalı. sadece almak değil, bir de giymek var tabii. dolabımı optimum kullanamıyorum. akşamdan ertesi gün giyeceklerim konusunda hiç kafa yormuyorum. tamamen bilinçaltımla giyiniyorum. öyle işte…

    1. bunları fark etmek zaten yolun yarısı ebru. kendi eğilimlerimize dikkat ettikçe bazı hataları artık tekrarlamamaya başlıyoruz. bu da tabi öyle 2 günde olacak şey değil. biraz zaman ver kendine. ayrıca bilinçaltıyla giyinmekte ben bir sorun göremiyorum. bilinçsizce alışveriş yapmadığımız sürece bilinçaltıyla giyinebiliriz =)

  4. ben butun yatirimlarimi, Ocak sale’lerinde yapiyorum.
    Ingiltere’de senede bir suru indirim oluyor ama adamlarin geleneksel dampingleri, 26 aralik-14 ocak arasi oluyor. Ozellikle giyim ve aksesuar komik fiyatlara satiliyor. 400 poundluk paltolar 100’e falan dusuyor.
    Sana Boden’i tavsiye etmis miydim daha once animsamiyorum, ben bayagi seviyorum. Biraz pahali ama indirimlerde ucuzluyor. Outfit maker’lari bayagi guzel <3

    1. aynen cerokim, ben de indirimciyim. bir şey alacaksam pusuya yatıyorum =) ocak veya temmuz indirimlerinde hala almaya niyetim varsa harekete geçiyorum. hakkaten istiyor muyum veya istediğim tam olarak bu mu diye düşünmek için de zamanım oluyor böylece.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir