eylül’ün ve her güne bir yazı’nın sonu

Kategoriler info, ontolojik

sevgili blog dostları,

eylül ayı boyunca her gün atıp tutmayı başardım (sayılır). siz de beni buralarda yalnız bırakmadınız. çok teşekkür ederim! insanlık için küçük, benim için büyük bir adım olan bu maceraya eşlik eden joe ve kahve‘ye de buradan sevgilerimi yolluyorum. güldürdüler, düşündürdüler ve bolca zihnimi açtılar.

her gün yazmak, şahsi peygamberlerimden seth godin’in doğal blog yazma rutinidir ve bana da hep denenesi gelmiştir. tabi adam seth godin. her gün yazıp yine de dişe dokunur içerik üretebiliyor. ben üretemiyor muyum? ben de kendimce üretiyorum. ama o üretim sürecini bazı günlerin yoğun temposunda araya sıkıştırmak bana göre asıl challenge. buradan yola çıkarak seth’çim benim kadar yoğun ajandalarda değildir demek istemiyorum tabi. adam her şeye rağmen her gün yazabiliyor. ben her şey araya girince her gün yazamıyorum. bu yüzden de adam seth godin, ben japon gadın zaten.

neyse, bu yürek burkan karşılaştırmadan sonra gelelim eylül ayı boyunca her gün blog yazmaya çalışmanın bünyemdeki etki ve tepkilerine:

* gün içinde aklımdan geçen düşünceleri daha fazla ciddiye aldım. bir şeyler düşünür veya konuşurken bir anda ‘aha bu konudan harika yazı olur’ diye aydınlanmalar yaşadım bol bol.

* ama çoğu kez gittim bambaşka konular hakkında yazdım. yani aklıma gelen ilk güzel fikri hemen oturup birkaç satırla da olsa wordpress’e karalamazsam kaybettiğimi tescil edip onayladım.

* joe roman yazmakla blog yazmayı karşılaştıran bir yazı yazmış. ve kendi gelgitlerini çok güzel anlatmış. ben de eylül ayı içinde bu konu hakkında birkaç kez düşündüm. şu sıralar roman yazmak gibi bir isteğim olduğundan değil ama, sadece düzenli şekilde blog yazabilmek bile zihni ve eli terbiye ediyor bence.

bir de yazmak çoğu insana dışardan kolay geliyor, onu farkediyorum. nasıl olsa ilkokulda öğreniyoruz ya, hepimiz cümle kurabildiğimize inanıyoruz. oysa insanı cumburlop içine alan, sıkmadan bir şeyleri anlatabilen, ve alttan alta mutlaka bir meselesi olan yazılar yazmak hiç kolay değil. buna bir de düzgün imlayı ekleyince türk insanının büyük çoğunluğu eleniyor zaten.

yazmak, uzun süre yapmadan duramadığım bir şey olmanın yanı sıra, işlerimden biri aynı zamanda. yani nasıl ki dişçiler dolgu yapmak için eşref saatlerini beklemiyorsa ben de yazmak için ilhama özel bir ihtiyaç duymuyorum. buna rağmen düzenli olarak kendi standartlarımı tutturup beklentilerimi tatmin edecek bir şeyler yazmak bende yaratıcı bir şekilde stres yaptı diyebilirim. eylül’ü hep içimde inceden bu stresle geçirdim. baktığım her yerde yazı konusu gördüm. kafam her düşünceye fazla mesai yaptı. sonuçta ortaya çıkan yazılar bu mesailerin yüzde kaçını yansıttı derseniz, bence çok azını. ama sevdim. sanırım fazla düşünmek, sanki asla yeterince fazla yapamayacağım bir şeymiş gibi geldiğinden.

ay bu arada ayın son 3 gününü harika bir beyrut tatilinde geçirdim ve yazacak çok şey var. fakat yazıya eşlik edecek fotolar için tatil arkadaşım barış’ın bir sonraki tatili olan kaş’tan dönmesini beklemek zorundayım. bu esnada blog yazılarına birkaç gün ara verip biriken işlerimi halledeceğim ben de. ama dönüşüm muhteşem olacak canlar. öpello!

eylül’ün ve her güne bir yazı’nın sonu” için 12 yorum

  1. O zaman Beyrut fotoğraflarını heyecanla bekliyor olacağım.
    Meydan okuma için de tebrik ederim, gerçekten zor ve zahmetli birşey her gün yazmak. Ama bence şahane oldu yaptığınız.

    Sevgilerimle

  2. Eylül ayındaki her gün bir yazı olayınıza ben de katıldım! Ve her gün, hiç aksatmadan yazdım. Nasıl iyi geldi bana anlatamam… Bunun için size çok ama çok teşekkür ederim:) Epeydir blogu boşlamıştım; her gün yazmak acayip bir dinçlik getirdi blog konusunda. Her gün “bugünden payıma düşen ne?” diye düşünmek de cabası… Ez cümle, hakikaten bana çok iyi hissettirdi bu deneyim! Paylaştığınız ve ortak ettiğiniz için teşekkür ederim:) http://sinmarin.blogspot.com/2018/09/eylul-toparland-gitti.html

      1. Bende yazarken bi değişik hissettim,Bi an kendime başka bir an sana kötü bişey söylüyor muş gibi hissettim.niyet halis,kelimelerimin garibanlığına ver😖

        1. yaaa hayır çok tatlı bir iltifattı, niyetinden en ufak şüphem yok :))
          sadece çıtayı o kadar yükseltemediğimden kendimeydi inançsızlığım.
          pek çok öperim

  3. Ben de hergün yazacağınızı bildiğim için mutlu mutlu bloğunuzu açtım okudum.
    Emeğinize sağlık,teşekkürler

  4. Keşke her gün yazmaya devam etseniz. “Bir blog okudum hayatım değişti.” Sizi keşfettiğim gün, yazılarınızı gözlerim akana kadar okuyup ardından gece ikiye kadar kütüphaneyi düzenledim, diyim siz anlayın. Yeni yazılarınızla buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiler selamlar

    1. ne güzel bir yorum, çok teşekkür ederim 🙂
      ekim ayı benim için çok hızlı ve çok yoğun başladı. kendime gelir gelmez yazılara kaldığım yerden devam edeceğim. ilginiz ve sevginiz için sağolun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir