ev aldim

emlak kraliçesi olmaya doğru ilk adımı attım ve 2010 yılını kendime bir ev alarak açtım. aslında ziyadesiyle mutluyum ama nedense kimseye söylemek, “ayol ben ev aldım” demek aklıma gelmiyor. pek yakın 3-5 kişiye, o da uzun muhabbetlerin son başlığı olarak açtım bu konuyu, hepsi benden çok heyecanlandı. tıpkı dövme yaptırmak gibi, bu da bir kez yapınca unutulan şeylerden mi acaba? dövmemi çok sık görürsem sıkılırım, kendi çizdiğim desene hergün bakarsam kesin bin tane hata bulurum diye, hiç göremeyeceğim bir noktaya (kuyruksokumu) yaptırdığım gibi, evi de allah’ın unuttuğu en uzak bir noktadan aldım. zaten daha ortada kaba inşaattan başka bir şey de yok. ama olacak inşallah. o kutlu güne kadar, elime tutuşturdukları kağıt parçalarına bakıp teselli bulacağım. olmayan evimin iç dekorasyonuna kafa yoracak, şurasını şöyle burasını böyle yaparsam acaba kaça satarım’ın derdine düşeceğim.

bilgi’de bir sınıf arkadaşımız vardı, adam kaç yaşında hangi eserini yazacağı üzerinden planlamıştı hayatını. işte 40 gibi 3. hikaye kitabım basılsa, arada deneme ve eleştiri yazılarımı derlediğim daha fikirli bir eserim yayınlansa, 50’ye varmadan şiir seçkim çıksa diye anlatırdı, dinledikçe sinir içinde gülerdik. o zamanlar yok öyle pozitif düşünce gücü, secret filan… gerçi adam da bilmiyor ama ona malum olmuş belli ki – inançlı bir arkadaşımızdı. e nooldu derseniz, schedule‘a ne kadar sadık yol alıyor tam bilemiyorum ama kitaplarını yazıp takır takır yayınlatıyor – ha kitaplar da takır takırmış, çok da fifi.

evsel düşüncelerim bana, nerden nereye bu arkadaşı hatırlattı. onun derdi nasıl kitap bastırmaksa benim derdim de çalışmadan yaşamak – bkz. malda mülkte gözüm yok. yıllardır nasıl yaparım diye inceden planlar içindeyim. tembel biri olduğumdan değil – bilakis vız vız çalışır, işimi herkesten önce bitirir, artan zamanda da kıpırdaklıkta kralını tanımam. ama sırf para için çalışmak çok ağırıma gidiyor canlar. istediğim saatte girip çıkamamak, bütün gün masa başında oturmak, kapris çekmek… zorunlu yapılan bütün işler, bir süre sonra tatsızlaşmaya mahkum gibi geliyor bana. yani tam fabrikatör karısı olup hayır işleriyle huşu bulacak kadınmışım. gel gör ki bilgi’de okurken bunu farkedip gözümü açmayı beceremedim işte.

bana kalsa, evim olsa, canımın istediği işte, canımın istediği kadar çalışsam, yeni bir şeyler öğrenmeye vaktim kalsa, insanlarla bir şeyler paylaştığım, hayata ucundan bir şeyler katabildiğim bir işler peşinde koşsam yine çalışırım, eşşekler gibi çalışırım, ama şimdi düşündüm de ben ona çalışmak demem zaten.

ev aldım!” için 1 yorum

  1. hayırlı olsun. tapuyu eline almak büyük mutluluk aabir süror daha iyisini nasıl alırım düşüncelerine de boguluyor insan :DDDD

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir