erkekler için gardrop rehberi

Kategoriler info, style
erkek okurumdan giysi muhabbeti yapıyorum diye ‘kız bloğu detected’ yorumu aldım 🙂 ama sonra düşündüm de, acaba neden bu giyim-kuşam konuları sadece biz kadınlara özelmiş gibi algılanıyor? herhalde çoğu kadın dırdır hep aynı konuyu konuştuğundan bıktırmışız adamları, adımız çıkmış. birçok kadın kendi gardrobunu konu edinmekle kalmayıp sevgilisinin/kocasının gardrobuna da el atıyor üstelik: onu değil bunu tak, şunu bununla giy, bunu böyle yap vs. kocasının tercihlerini kocasına bırakan biri olarak buradan erkek nüfusunun geri kalanına ahkam kesecek halim yok. ama minimalizm çabalarımızın sadece kadınları hedef aldığını düşünmenizi de istemem. elbette bir erkeğin ortalama giysi sayısı aynı yaşta ve konumdaki kadından çoğunlukla çok daha az olsa da, ille de stil sahibi olmaya denk düşmüyor bu durum.

jerry seinfeld ”bir erkeğin moda anlayışı ve gardrobu, evlendiği yılda takılı kalır!” demişti. bu sözde bir doğruluk payı seziyorum. sonuçta evli erkeklerin giysileri genellikle evlendikleri kadının seçimleriyle füzyonlanıp evrim geçiriyor. ve orada uzun süre kalıyor. sevdiğiniz ve kendinize yakıştırdığınız tarzı uzun süre sürdürmekte hiçbir sakınca yok bence. zaten stil tam da her sezon değişmeyen, bir uzayıp bir kısalmayan şey demek. çoğu erkeğin garantici yapısıyla uyumlu bir konsept. kırılmamışsa tamir etme kafası.

ama. birçok erkeğin kadın kaprisiyle maymun olduğu vakalar da yok değil. hem hayatın hem de gardrobun içinde maymun üstelik. dolayısıyla erkeklere ilk tavsiyem:

* siz siz olun, sevgiliniz/karınız ne kadar istese de kendinizi içinde denek gibi hissettiğiniz giysilere hayır deyin. karakterinizden ödün verdiğiniz ilişkiler böyle böyle kök salar, önce gömlek tercihinizle başlar, ordan yemek tercihinize uzanır, ordan duygusal tepkilerinize/tepkisizliğinize, kişiliğinize doğru dallanır budaklanır. artık içinden çıkılmaz bir garabete dönüştüğünde ‘ah o payetli ceketi giymeyeceğdim’ dersiniz ama geçmiş olsun ademoğulları! lütfen gardrop tercihlerimizi sevgi ilişkilerimizin dışında tutalım. siz de karışmayın kadının puluna payetine dekoltesine. birbiriniz için ölüp bitseniz de 2 ayrı bireysiniz. onda yanlış/rüküş/abartılı bulduğunuz tercihleri sahiplenip sinirlenme/alınma/utanma vesilesi yapmayın. herkesin tercihleri kendine.

* hayatınızdaki kadın dedik, annenizi unuttuk sanmayın. biliyoruz, miranda kerr bir yana anacığınızın yeri apayrı. geride bırakılması gereken hatalar kontenjanı, maalesef annenizin aldığı ama sizi hiç de açmayan giysileri de kapsıyor. stil tavsiyelerini uzun uzun kaale alacağınız tek anne, anne wintour filan olmalı. özetle, get over your mother.

* yaşınız, nasıl yaşadığınız, ne tür bir işte çalıştığınız, hangi aktivitelerle zaman geçirdiğiniz gibi konu başlıkları gardrobunuzu tam istediğiniz kıvama getirmek için iyi bir başlangıç. hayatınızı şöyle bir masaya yatırın. masa derken hakkaten elinize kalem kağıt almaktan bahsediyorum. iş, arkadaş buluşmaları, ev kıyafetleri, spor kıyafetler, özel durumlar için ayırdığınız giysiler (kutlamalar, yemek davetleri, düğünler): bu kategoriler hakkında elinizdeki giysiler neler söylüyor, nasıl mesajlar veriyor? eksikleri, fazlaları ve hataları tespit ederek başlayın işe.

* kadınlar için önerdiğim pinterest metodu erkekler için de geçerli. açın pinterest’i, erkek modası diye aratın aratabildiğiniz kadar. neler geliyor, hangi tarzlar size göre? bugüne dek mesela hep spor giyinmiş olmanız bundan sonra da böyle devam etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. hele de yaşınız 30’u aştıysa ve california’da sörf hocası değilseniz dev puntolu, mesaj kaygılı tişörtler giymeyi, fosforlu ayakkabıları, yırtık kotları lise gençliğine bırakın. nasıl algılanmak istiyorsunuz? bu soruya verdiğiniz cevap hem tarzınızı belirlerken hem de alışveriş yaparken dikkate alınmalı. stil sahibi olmak, ille de sürekli şımşıkır gezmekten değil, işinize, eşinize, dostlarınıza ve en önemlisi de kendinize duyduğunuz saygının bir göstergesi olarak iyi giyinmekten geçiyor.

* kadın-erkek farketmiyor, çoğumuz eski alışkanlıkları bırakmak konusunda tutucu davranıyoruz. belli tarzda parçaları okul yıllarından beri severek giyiyor olmamız -hatta bizimle özdeşleşmiş olmaları- aynı tarzı 80 yaşına kadar sürdürmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. değişebiliriz. büyüyebiliriz. sorumluluk alabilir ve aynı zamanda modayla eğlenebiliriz. asla giymem dediğiniz türden parçalara, desenlere, renklere ve kesimlere en azından deneme kabininde bir şans verin. onları bir de kendi üstünüzde görün. en son moda, en flaşlı şekilde kombinlemenize gerek yok. belki o pek trendy parçayı tam da size özel bir formatta yorumlayacaksınız.

* her erkeğin bir brad pitt olmadığından yola çıkarsak, bu süreçte güçlü ve zayıf taraflarınızı da göz önünde bulundurmakta fayda var. misal geniş omuzlarınızla veya yüz şeklinizle veya uzun bacaklarınızla gurur duyuyorsanız, elbette bu fiziksel özelliğinizi belli eden parçalar seçin. bol kesimli giysilerin uzun boylularda daha iyi durması veya çok renkli ve desenli parçaların kilolu birini daha da şişman göstermesi gibi evrensel bilgilerin farkında olun.

* size özel bir detay seçin. takım elbise giyiyorsanız daima zarif bir çift kol düğmesi kullanmak, bütün spor kesim tişörtlerinizin sadece siyah veya beyaz olması, sadece biyeli veya gizli düğmeli gömlekler tercih etmek, yaz veya kış için tam istediğiniz gibi birer şapkaya sahip olmak, belli bir renk, bir aksesuar, bir kesim… adını siz koyun. hoşunuza giden bir detayı tarzınızın alametifarikası olarak sahiplenin ve sürdürün.

* sıra geliyor seçtiğiniz pinterest fotoları doğrultusunda gardrobunuzdaki eksikleri belirleyip bir alışveriş planı yapmaya. bu adım önemli. tarz değişim/oturtum operasyonu ne kadar kısa ve acısız olursa o kadar  iyi – tabi alışveriş yapmaktan özellikle hoşlanan bir adam olmadığınız sürece. ihtiyaç listenizi belirledikten sonra her kalemin yanına nerelerde bulabileceğinizi yazın ve ortalama bir bütçe belirleyin. alışverişi çok geniş bir zamana yaymayın. kış günü idealinizdeki mayoyu aramaya çıkacak haliniz yoksa da içinde bulunduğunuz mevsime yönelik ihtiyaçlarınızı bir an önce aramaya başlayın ve alışveriş sürecini kısa tutun. gözüne ve stiline güvendiğiniz bir arkadaşı kurban seçip sizinle gelmeye ikna etmek de yararınıza olacaktır.

* bazı markalar/mağazalar vardır, ordan ne alsanız bedeninize tam gelmiştir. işte o markaları hafızaya yazın. tam üstünüze göre dikilmiş gibi duran gömlek, ceket ve pantolonlar, tam sizi yansıtan tişört ve şortlar için go-to adres listenizi oluşturun. amerika’yı baştan keşfetmeye gerek yok sonuçta.

* diyelim ki belli bir parçada bir türlü aradığınızı bulamıyorsunuz. ne deneseniz emanet duruyor. bu durumda giyim kuşamına dikkat eden bir arkadaşınızdan (iş arkadaşınız, hatta patronunuz bile olabilir bu kişi) iyi bir terzi tavsiyesi almakta fayda var. rengini, dokusunu beğendiğiniz ama kesimi bedeninize oturmayan parçalar, işinin ehli bir terzinin elinde yeniden doğabilir.

* jean pantolon: önemli. kaliteli bir jean pantolonunuz varsa hem gündelik hem de şık kombinler için hayati bir temel parça cepte demektir. bu yatırıma hakkını vermek adına zaman ve bütçe ayırmanız tavsiye edilir.

* ayakkabı: dost başa düşman ayağa derler ama siz işi şansa bırakmayın. bütçenizin elverdiği en kaliteli ayakkabılara yatırım yapın. iş sadece almakla da bitmiyor, ayakkabılarınıza özen gösterin, iyi bakın. üst üste 2-3 gün boyunca aynı çifti giymek yerine dönüşümlü kullanın. böylece ayakkabılarınızın ömrünü büyük ölçüde uzatırsınız.

* iç giyim ve çorap: delik, yamuk, aşırı dar, aşırı bol, lekeli iç çamaşırına hayır! çoraplar için de aynı kural geçerli, miadını doldurmuş parçalarla vedalaşmayı bir gardrop prensibi olarak benimseyin. 45 dandik çifttense, 15 kaliteli çift evladır.

* aksesuar: gücünü asla küçümsemeyin. kaliteli bir saat, hoş bir takı, deri kemer, şık bir şapka, iyi bir güneş gözlüğü vs. tarzınıza göre aksesuarlar seçin ve bütçenizin izin verdiği en kaliteli versiyonu tercih edin.

* beyaz ve diğer açık renk gömleklerin de bir son kullanma tarihi olduğunu unutmayın. çamaşır suyuna dahi bassanız yakasındaki griye çare olamadığınız beyaz gömlek artık hayatınızdan çıksın. aynı şekilde her sezon sonunda yıpranmış parçaları ayıklamayı alışkanlık haline getirin.

* kişisel bakım: giyim kuşamla alakasız gibi durabilir ama bence stil sahibi olmaktan daha önemli bir şey varsa o da temiz-pak bir insan olmak. her gün kese atın demiyoruz, ama çapa tırnakla, yağlı saçla, terli tişörtle, bakımsız dişlerle gezme sendromu en geç ergenlik döneminde atlatılmalı. kendine bakan, basic temizlik kurallarına dikkat eden bir adam rakiplerinden 1-0 öndedir, bakın buraya yazıyorum!

daha fazla fikir, örnek ve ilham için:

www.guystyleguide.com

http://www.mensjournal.com/expert-advice/upgrade-your-style-25-easy-tips-for-men-20131101

http://www.esquire.com/style/mens-fashion/a30613/wise-style-advice/

http://www.kinowear.com/15-quick-fashion-tips-for-men/

http://www.atailoredsuit.com/mens-style-guide-tailored-suit.html

http://www.mensxp.com/fashion/what-to-wear.html

erkekler için gardrop rehberi” için 5 yorum

  1. hehee! vardır mutlaka da tom ford başkan erkekleri tercih etmiş 😉
    ama güzel bir soru, bu konuda yazıcam yakında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir