erkeğin olgunlukla imtihanı

Kategoriler ontolojik

alev alatlı, kadere karşı koy a.ş. adlı kitabında, ortaya fırtlatıverdiğimiz kimliklerimizin ne kadar da birörnek ve tahmin edilebilir olduğunu pek güzel anlatır. kitapta bir de “ferhat eğrisi” vardır ki evlere şenlik! erkeğin hangi yaş döneminde hangi meselelere meyilli olduğunun fiziği ve de matematiğidir adeta. mesela 20’ler aşk için dünyayı satmaya hazır olma, 30’lar hırs-para-kariyer yapma yaşlarıdır. 50’lerde ise toplumsal statüyü parlatmak üzere -örneğin mesleki bir organizasyona yönetici seçilmek için- çırpınılır falan filan.

evet hepimiz az buçuk tahmin edilebilir varlıklarız ve neticede en fazla kendimiz kadar nevi şahsına münhasırız işte. ama buraya nerden geldik? son dönemde hatun muhabbetlerimize lokum-şerbet olan bazı ademoğulları ile ilgili atıp tutacaklarım var, ordan geldik. kadınlar hayatın sillesini yedikçe nasıl 2 farklı yöne evriliyorsa  (ki bkz.  ekşiyip sirke olmak vs. tatlanıp pekmez olmak diyelim kısaca) erkekler de olgunlaşmakla çocuk kalmak arasında sürümcemede kalır gibiler. birtakım er kişilerin çok fazla kadınla düşüp kalkıp “ben oldum” sanmasıyla olay iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. oysa kime isterseniz sorun, bütün kadınların deneyimleri bu konuda hep ama hep aynı noktaya çıkar: quality over quantity! yani çok kadınla birlikte olmak adamı çok becerikli yapmıyor. aksine bir ilişkiyi sürdürdükçe yetkinleşiyor, sevmeyi, vermeyi, anlamayı, dinlemeyi öğreniyor analarının oğluşları.

ay bir de hakkaten bilimsel bir engel varmış adamların önünde. elif söyledi geçenlerde, erkek beyninin bilmemne korteksi 30 yaşından önce gelişimini tamamlamıyor, dolayısıyla insanlık fonksiyonlarını tam kapasiteyle yerine getiremiyormuş. iyi artık, herkese isminden önce doğum tarihini soralım bundan sonra!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir