en eğlenceli meslek

Kategoriler ontolojik
reklamcılık

herhalde hiçbir meslek bizimki kadar makattan anlaşılmamıştır. neredeyse 5 yıldır şahit olduğum kadarıyla reklamcıyım deyince taksicisinden avukatına cevap standart: “aa ne güzel, çok eğlenceli!” zannediliyor ki her günü bir drama-krema ekseninde, makara kukarayla geçiriyoruz. akşam 6’dan sonra şampanya içip suşi yiyoruz. arada da filmler, radyo spotları attırıyoruz filan. ha yok mu böyle ajanslar? var. ama bizimki pek değil.

tabi bir de kendini her şeye kadir gören wannabe‘lerimizden bahsetmek lazım. bkz.”ben lisede şiir yarışmasında 2. olmuştum, yani reklamcı da olabilirim” sendromu. kabul edelim, bu kadar çok vatandaşın kendini bir işe bu derece şuursuzca yatkın zannetmesi başka çok az mesleğe nasip olmuştur. oysa bilseler ki olayı reklam üretmek de olsa ajans da nihayetinde bir iş yeridir, sabahtan akşama -kimi durumlarda sabahtan sabaha- oturmak zorunda olduğumuz müessesedir. öyle içeri girip de naber lan patron diye ajans başkanından makas almıyoruzdur. muhtelif eğlence araçlarımız mevcuttur (plazma tv, atari, sigara odası vs) ama işten-güçten başımızı kaldırabilirsek tabi.

her sabah mailbox‘ımıza brief denen naneler düşer, neyi niçin yapacağımızı anlatır. ya da anlatamaz. müşteri temsilcileri tarafından hazırlanır. ya da hazırlanamaz. ama her halukarda kafamıza göre iş yapmıyoruzdur. sonra mesela brainstorming diye diskotopumsu bir kavram vardır hayatımızda. korkunç sıkıcı olabilen fikir yumurtlama seansıdır. bilin ki en berbat reklam bile neticede daha berbatları arasından seçilmiş bir şeydir. işte o en berbat reklamın bile çalım attığı diğer fikirleri beyin fırtınamız esnasında dinler ve sonrasında birbirimiz hakkında dedikodu yaparız.

bir de tabi revizyon var. müşteriler gün içinde 30 kere fikir değiştirme ve bize aynı işe 30 farklı şekilde yaptırma hakkını saklı tutmaz, açık açık kullanır. “bi de şöyle görelim, bi de böyle görelim” diye diye mor üzerine sarı yaldızlı broşürler mi istersin, kahverengi üzerine kırmızı logolar mı beklersin, adını sen koy. bu bakımdan evet, eğlenceli bir meslek allah için. tabi yapana değil bakana.

zaman zaman bittabi kendi aramızda da eğleniyoruz. “yenilesi duygular” diye bir brief gelince eğlenemeyen beri gelsin zaten. imkansız istekler de cabası. dikdörtgen duvarı üçgen giydirmek, 5 cm2’lik ilana 3 patlangaç serpiştirmek, duygusal ama ciddi olmak, fakir olup zengin görünmek, kulağa kararlı fakat derbeder gelmek ve daha niceleri… hayatımızın en büyük eğlenceleri onlar. canlarımız.

ama. ama. ama. hava kötü olabilir, moraller bok olabilir, yangın olur, deprem olur, sel olur, kaza olur, hastalık olur, ölüm olur, kreatiflik baki kalır. amin.

reklamcılık2

en eğlenceli meslek” için 3 yorum

  1. abi zaten şu revizyon olayı konusunda bir web designer lar bir de reklamcılar kadar müşteriden çeken başka iki meslek yoktur. hatta bir karikatür vardı bu konuyu süper anlatan, dur bi bulayım ben onu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir