e-kitap ve özyayıncılık hakkında

Kategoriler ontolojik

kafadergi‘de çıkan son yazılar düşündürdü beni. matbu kitabın gitgide ağır, hantal ve uncool bir şey olarak algılanması durumu japonkedi için geçerli değil. öte yandan umberto eco’nun dediği gibi savaş ve barış’ı e-book olarak okuyabilmek de az-buz bir lüks değil. kitaplarını ipad’inden okumak isteyen birini niye eleştireyim ki? çantasının daha hafif olacağı ve daha az omuz ağrısı çekeceği ortadayken üstelik. basılı veya sanal, olayın ticari boyutu da rahatsız etmiyor beni. kitap bastırmak maliyetli bir iş. hiçbir yayınevi de bu işi gönlünün yüceliğinden yapmıyor. her iş kolu gibi yayıncılar da para kazanmak için çalışıyor. daha entelektüel bir sektörde çalıştıkları için daha az kira ödemiyor veya daha az yemek yemiyorlar sonuçta.

e-book değil, asıl self-publishing konusunda bir sıkıntı var bana göre: o da editör eleğinin aradan kalkması. çünkü inanın sevdiğimiz her kitabın arkasında, bir yazar olduğu kadar, çoğu kez adını dahi bilmediğimiz bir de editör var. elbette editörün de iyisi kötüsü var. ama terzi kendi söküğünü dikemez hesabı, yazan insanın yazdığıyla arasına mesafe koyması ve nesnel olması her zaman mümkün değil. editörün varlık sebebi de bu zaten. tamam ben yazdıklarıma bayılıyorum ama acaba beni hiç tanımayan biri de bayılacak mı? belki ben çok açık, pek net bir şekilde yazdığımı düşünüyorum ama acaba bana ve yazdıklarıma tamamen yabancı biri de ne demek istediğimi anlayacak mı? özetle yazarın kafası iyi hoş ama, başka bir kafanın eleğinden geçmeden bir kitabın en iyi haline gelmesi bence mümkün değil. işinin ehli bir editörle çalışmak, yazarlar için hem eğitici ve öğretici bir süreç, hem de bir tür ego törpüsü.

kendi eserinde başkasının işaret ettiği sorunlarla yüzleşmeyi beceremeden yazar olunacağına inanmayanlardanım. ama ‘ben yaptım oldu’ felsefesiyle yaşayan yeni jenerasyonlar için bunun ne kadar uncool bir düşünce olduğunun da farkındayım. hiçbir davranışları için eleştirilmeyen insanların editörün önemini ve işlevini sindirmesi kolay olmasa gerek. tarihin, bu aşamayı pas geçebildikleri bir döneminde yaşadıkları için sevinmeliler! ama eli kalem tutan herkesin kendi kendini yayınlatabildiği ve kitap reklamlarının birbirinin sesini bastırmak için hep daha çok bağırdığı bir dünyada, gerçekten iyi edebiyata ulaşmak da paradoksal biçimde zorlaşacak gibi geliyor bana.

e-kitap ve özyayıncılık hakkında” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir