bana hep salya sümük bir kelime gibi gelmiştir: duyarlılık. bir tür samimiyetsizlik, zorlamacılık, doğruyu göstermecilik var bu kavramda. manipülasyona çok açık. nereye istersen oraya serpiştir ve en örnek, en haklı birey sen ol. kadın haklarına duyarlılık, şiddete duyarlılık, ezilmişliğe duyarlılık, savaşa duyarlılık… duyarlılık bekleyenlerin sonu yok. ama duyarlılık bekleyenlerin kendi halinde ve kendi doğrularına sadık bir şekilde yaşayanlara da tahammülü yok. ille de onların başöğretmenliğinde, onların işaret ettiği ‘kanayan yaralara’ dövünerek geçmeli hayat. ‘insanca yaşamak’ bunu gerektiriyor çünkü. yolunda gitmeyen her şeyden kendine bir sorumluluk payı biçmek, eh böylece yolunda giden her şeyden de onur-gurur-övünç devşirmek.

hele bir de bu kavramı minik beyinlere erkenden ekme hevesiyle ilköğretim seviyesine konu yaptığınızda, el kadar bebelere ‘bu ayın kavramı duyarlılık, hadi bu konuda konuşalım, düşünelim, yazalım’ dediğinizde artık samimiyetsizlikte tavan yapmış oluyorsunuz. okulda geçen ayın teması olan duyarlılık üzerine bir duyarlılık ağacı yapıldı, çocuklardan bu konudaki küçük notlarını ağaca iliştirmeleri istendi. çok da umrundaydı çocukların duyarlılık! sonuç elbette saçma sapan bir sürü laf ebeliği, öğretmenden ezberlenmiş bilgiç cümleler, bu vesileyle çocukları biraz daha samimiyetsizleştirme operasyonu: mission accomplished.

duyarlılık
gerçek bir samimiyet dersi: 2-B’deki yosun adlı arkadaşından şikayet eden bıdığın, çocuk duyarlılığı işte anca bu kadar olur dedirten dileği!

duyarlılık” için 4 yorum

  1. ben buna çok güldüm :))
    ve hatta facebook'ta paylaştım
    Kızım bu çocugu takibe almalı, korkulur kendisinden :)) sormak istiyorum: neden karpuz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir