drama queen

Kategoriler info

yaraici drama

kendimi bildim bileli önlenemez bir hevesle hobiler, aktiviteler, kurslar peşindeyim. yüzdüm, tenis oynadım, piyano çaldım, resim yaptım, tiyatro yaptım, tango yaptım, çikolata yaptım, power step ve pilates yaptım, çocuklar için yazma kursuna gittim, şan ve jazz vokal dersleri aldım vs vs. fakat bu farklı. başka ve aşırı çabuk sıkıldığım bir yazma kursundaki çay ve ihtiyaç molasında, tesadüfen tanıştığım bir kadın bahsetti yaratıcı drama’dan. yıllarca ağır abla eğitimi alıp hayallerinin mesleğini paris’te ek gelir olsun diye veletlerle çalışırken keşfeden bünyeme ilaç gibi geleceğini daha o dakka anladım. zira milli eğitim bakanlığı’ndan onaylı kapı gibi sertifika veriyorlardı sonunda – favori devlet kurumum olmamakla birlikte eğitim camiasına sızabilmek için buranın onayını almak şart. böylece o gün o sıkıcı kurstan almam gereken asıl irfanı kapmış olmanın neşesiyle hemen defteri kapayıp evime döndüm ve yaratıcı drama’yı araştırmaya koyuldum. heyecansız bir web sitesi ve heyecanlı bir telefon görüşmesi sonrası yeni kursum belli olmuştu.

geçen şubat’tan beri büyük bir istikrarla gidip geliyorum drama’ya. 6 aşamalı, 320 saatlik bir program. 2. kuru bitirmek üzereyim. haftada bir gün 3 saat gidiyorum ve her kur 4 ay sürüyor. benimle 1. kura başlayan bazı arkadaşlar ev kadını veya öğretmen olmanın ipimle kuşağım stilini kullanıp 2 haftalık hızlandırılmış kurları aldılar geçen yaz. sonbaharda 4. kurdan devam ettiler. onları kıskançlıkla anıyor ve tosbağa adımlarıyla devam ediyorum.

bu post’u yazmamın asıl sebebi de dün drama’da çok ama çok eğlenmiş olmamız. düşünün ki bütün gün çalışmışım veya çalışmamışım ama masamda mıhlanıp kalmışım (daha beter), beynim yavaşlamııış, insanlığım sönmüüüş, hevesim kaçmııış… ama o da nesi? 18:00’ı gösteren saatle birlikte sanki mabadıma roket bağlanmış gibi yerimden fırlıyorum. tünel’e depar, karaköy motoruna düz koşu derken üsküdar iskeleden çağdaş drama derneği’ne bildiğin ışınlanma tekniğiyle varıyorum. akşam trafiğinde kornalar koro olmuş, aç şoförler önüme kırmış, şişman ve terli teyzeler ayaklarımı ezmiş, umrumda değil. o an benden mutlusu yok.

dün akşam canavar olduk mesela. kendi aramızda 3-4 gruba ayrılıp yok 5 kafalı, 8 bacaklı, 9 kollu canavarlar… sonra bu canavarlarımız yemek yedi, kız arkadaşıyla buluşmaya gitti, midesini bozdu, uyudu, ağladı, sevindi filan. 22 tane kazık kadar insan, orda hebelee höbelee diye nasıl eğleniyoruz tarif edemem! daha sonra sadece çok küçük bir parçasının foto detayı yapıştırılmış kağıtlara, olası tuhaf hayvanımızın tamamını çizdik. ona isim verdik, özelliklerini belirledik. her grup bir diğerinin hayvanını alıp o hayvanın neden yeryüzünden silinmiş olabileceğini canlandırdı – ki uzun zamandır böylesine kişneyerek gülecek bir şeyler yapmamış ve izlememiştim!

gülüp eğlenip dağılmıyoruz tabi. her dersten sonra oturup süreci değerlendiriyor, hangi çalışmada nasıl hissettiğimizi, neler düşündüğümüzü, o akşam neyi amaçladığımızı konuşuyoruz. dersin bilimsel kısmı. sonraki kurlarda ah ödev vah sunum diye mızmızlanabilme hakkımı saklı tutaraktan, beni hayata ve insanlara bu kadar bağladığı için yaratıcı drama’yı seviyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir