diren(e)meyiş

Kategoriler ontolojik
direniş
çoğu arkadaşım gezi parkı direnişine kendilerine ait sebeplerden dolayı katıldı. ben ve birkaç arkadaşım ise kendimize ait sebeplerden dolayı katılmadık. okurların bu iki cümleyi “polis ne güzel dövdü değil mi lan?” diye düşündüğüm şeklinde yorumlamayacağına inanmak istiyorum. gerçi çok da umrumda değil sanırım, isteyen istediği gibi yorumlayabilir. şahsi mentor’um eric’in tabiriyle epeydir ‘hayatımı hükümette kimin olduğundan bağımsız bir şekilde kurmak’ mottosuyla yaşıyorum. yoksa ağaçları ve çiçekleri ben de severim. ama direniş boyunca ruhumun en ücra köşelerini yokladım, toplu bir şekilde bir şeye direnmeye dair en ufak bir arzum yoktu. şimdilik yaşamak istediğim tek yer istanbul olmasına rağmen, ilerde buradaki koşullar bana mutluluktan çok mutsuzluk vermeye başlarsa gidip kendime yaşayacak başka bir yer de bulabilirim sanırım, ağaç değilim sonuçta. öte yandan direnişe katıldıysanız, ama benim gibi düşünenlere tahammülünüz yoksa demokrasi, insan hakları ve eşitliğe dair ateşli fikirlerinizi bir kez daha tartmanızı rica ederim. camus’den yaptığım alıntı da daha çok sizler için. çünkü bana sorarsanız dünya gayet özgür bir yer.

diren(e)meyiş” için 2 yorum

  1. bence de 🙂
    ben direnisi destekliyorum, ingiltere'deki eylemlere de gittim.
    ama herkesin illa ki desteklemesi sartmis gibi dusunulmesi yanlis, katiliyorum. hak arama suclamaya donusmemeli. zaten direnisin en boktan anlari inan insanlarin birbirine 'arkadaslar…' diye baslayan akil vermeleri ile ortaya cikti bence…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir