deneyimler deneyimlerimiz

Kategoriler ontolojik

he who comes home with the most money doesn’t win. he who comes with the most experiences wins. – steve smith

böyle yazarak parada gözüm yok demiş gibi olmayayım! para kazanmanın, hele de çok para kazanmanın kendisi başlı başına bir deneyimler silsilesi olsa gerek. bir yandan da deneyim kelimesi o kadar sık ve yerli yersiz kullanılır oldu ki, hafiften bi gıcıklık başladı bende kendisine karşı. artık her ürün bir deneyim biliyorsunuz: koşu ayakkabısı değil, koşu deneyimi alıyoruz. play station değil, oyun deneyimi. kangal sucuk bile bugün artık bir ‘sucuk deneyimi’ amk. reklamcıları ve sosyal medya uzmanlarını toplayıp ıslak odunla dövme deneyimini merak ettiriyorlar adeta.

neyse, steve smith kardeşimiz de belli ki deneyime tapanlardan. ve bugün kendisinin yukardaki lafını analiz edeceğiz.

şimdi steve diyor ki, çok para kazandım diye kendinizi oldum sanmayınız, hayatı kazanmış görmeyiniz. yaa yürü git steve, sanki hepimizde bi reza zarrab olma potansiyeli var da, gündoğumunda phuket’te kayıkçılarla gönül sohbetleri yapmayı tercih ettiğimiz için bu potansiyeli kullanmamayı seçiyoruz. ya da sırf deneyim biriktirmek adına bütün dünyayı karış karış gezmiş olmak bizi acayip aklıselim sahibi, çok ilginç ve bilge bir insan yapıyor. thy reklam kampanyası brief’i bunlar, kanmayalım lütfen.

mesele deneyim biriktirmekse, önce deneyimin tanımını yapmakta fayda var. sözlüğe göre deneyim: bir insanın belli bir zaman içinde ya da yaşamı süresince edindiği bilgilerin, gördüğü, geçirdiği durum ve olaylardan elde ettiği görgü ve kılgının tümü. (kılgı ne be? 38 yıllık türküm, ilk defa duyuyorum.) bu tanımla şahsen benim gözümde canlanan şey, adidas’la değil nike’la koşmanın biraz ötesinde bir şey. yani ayakkabı deneyimi de iyidir hoştur ama, burdan edinilen bilgi ve görgüde abartılacak bir durum yoktur bence. hayatın başka alanlarına pek transfer edilemez. koşu dışındaki hiçbir sorunu çözmez, hiçbir sıkıntıya iyi gelmez, hiçbir acıyı anlamlandırmaya yetmez.

yazdıkça düşünüyorum: deneyim, reklamcılığın sakız ettiği durumların kesinlikle ötesinde, ama bir yandan da edinildiği bilgi, durum ve olayın büyüklüğünden, öneminden veya renkliliğinden bağımsız olarak var. ille de çok fantastik şeylerden elde edilmiyor yani. deneyim, deneyenin gözünde. gözünde, zihninde, ruhunda. aynı seyahatten, aynı sevgiliden, hatta aynı anneden hepimiz farklı farklı deneyimler çıkarıyorsak, sebebi ancak bu olabilir çünkü. ayrıca deneyim de vuku bulduğu anda değil, geride kaldıkça anlamını bulan bir şey sanki. bir şeyleri yaşarken bizde nasıl izler bırakacağını tam kestiremiyoruz. seziyoruz, ümit ediyoruz, kuşkulanıyoruz. ama sonuç bambaşka olabiliyor. deneyim, içimizdeki nihai koltuğuna çok uzun zaman sonra oturuyor.

bu yazının bir sebebi steve, diğeri ise dünkü yazıya yapılan bir yorum. ada, gençliğimde hayatımı garantiye almak yerine daha fazla seyahat edebilirdim, demiş. ben de hepimizi bu türden keşke’ler için teselli etmeyi denesin istedim bu yazı. seyahat etmek güzel olabilir. sanatla ilgilenmek güzel olabilir. işi bırakmak güzel olabilir. ama işe gitmek de güzel olabilir. devam etmek de. bir amacı gerçekleştirmek için azim göstermek de. nereye gidersek gidelim, ne yaparsak yapalım, hangi uçlarda gezersek gezelim, sınırlarımız en fazla kendimiz kadar geniş. hal böyleyken yapmadıklarımıza özenmek yerine, yapabileceklerimizi planlamak daha iyi bir fikir gibi geliyor bana. bilmem siz ne dersiniz…

deneyimler deneyimlerimiz” için 8 yorum

  1. Yeni nesil parasini tuketime degil deneyime harcamayi tercih ediyormus ondan bu patirti. Marka hikayecesi guzel anlatmis gecenlerde Marketing Turkiye’de. Ve cok guzel demissin tuketim sektoru hemen bokunu cikarmis ama evet deneyim dedigin kosunun kendisi. Halbuse deneyiminizi en rahat biz ettirecegiz deneyimden maksimum faydasi bizde saglayacaksiniz dese adidas bak o olur. Ben de bu hafta yine kosmaya basladim sonlara dogru resmen cok acayip bir sevinc kapliyor icimi depara kalkip sirita sirita kosiyim. Cok guzel deneyim.

    1. ay evet, o yeni nesil şeyini ben de duydum ama henüz ikna olmadım. her şey de sadece ‘bi deneyim’ olmamalı. hani nerde tutkular, acılar, heyecan, öfke, rekabet? zaten dolar kuru bu haldeyken tüketim ayrı pahalı deneyim ayrı. ama bak sen koşma ‘deneyimini’ sırıta sırıta tamamlamışsın. ayakkabına değil kendi haline sevinmişsin. işte gerçek bir deneyim!

  2. hocam yine yazmışsın ya ne diyim..bazı cümlelerde kahkahalarla güldürdün ve son paragrafla da ah be egotum işte bu dedirttin yine. aklını, kalbini sevdiğim…

  3. Kilgida ben de koptum, balkondayim, bütün sokak kahkahami duymustur.
    Dünki soru beni baya bir sarsti. Çok iyi bir soruydu, hem zor ve rahatsiz edici hem de iyi gelen, insanin icini temizleyen, daha sefkatli, daha özgür, daha cesur y’a da güçlü olmaya isteklendiren bir soru.
    Deneyim biraz da sonucu düsünmeyi y’a da yargilamalarimizi birakip o anda olani gercekten yasayabilmekle ilgili degil mi? Mesela resim yaparken zihnimizi susturmayi becerebilirsek.
    Ben de gicik oluyorum bir süredir bu deneyim kelimesine ve yerine ne kullanabiliriz acaba diye düsünüyorum.

    1. senin deneyim tanımın da güzelmiş banu. olay farkındalık diyorsun yani. neden olmasın?

      biz deneyimin yerine koyacak başka bir kelime buluncaya kadar yeni bir kelime moda olur nasıl olsa, hiç kasmayalım derim. ne bulsak içini boşaltırlar nasıl olsa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir