çocuk olmanın sıkıcılığı

Kategoriler ontolojik

çocuk olmak

bugün ayşe’yle bundan bahsettik. çocuklarla çalışan iki insanız ama ikimiz için de çocukluk, geride kaldığı için sevindiğimiz ve kesinlikle özleyip özenmediğimiz bir şey. bunu zaten biliyorduk, bu sefer nedenlerinden konuştuk. bi kere bana göre hayattaki en güzel, en keyifli şeyler büyükler için. tamam belki aranızda hala atlıkarıncayı audi’ye, evcilik oynamayı sevişmeye, harçlık almayı kendi parasını kazanmaya tercih edenler vardır. ama benim için kesinlikle b şıkkı rulzz. çocuk olmak, olmamak gibi bir şey. bir tür muhtaçlık, beceriksizlik, çaresizlik hali. ben ki liberal anne çocuğuyum, şimdiki çocukların ancak aile eşliğinde koçtaş’a gidebildiği yaşlarda karşıyaka sokaklarında fink atmakla meşguldüm, o zaman bile çocuk olmak bana daral verirdi. “eah bi büyüsem de gerçek hayatım başlasa” diye düşünürdüm. bana gelecek hep acayip parlak, ihtimal ve umutlarla dolup taşan, muhteşem bir şey gibi gelirdi – gerçi hala öyle geliyor. belki de bu yüzden ergenlik bunalımı yaşayamadım. anneme babama trip atmakla, onlarla ottan boktan şeyler yüzünden büyük kavgalar etmekle vakit harcamadım. yıllarca he he dedim geçtim, nasıl olsa benim de günüm gelecek, şimdi kalp kırmaya değmez diyerek güvenilir evlat imajımı korumayı tercih ettim. bir gün gelecek bu göbek bağı bitecekti. artık sadece gönül bağı kalacaktı. allahıma şükür öyle de oldu.

çoğu insan ‘dert yok tasa yok, ekmek elden su gölden’ der ya çocukluk için, neden tasasızlık sadece çocuklara özel bir lüksmüş gibi düşünülür? oysa tam tersine, istemedikleri şeylere maruz kalmak çocuklara özgü bir durumdur. büyük dediğin insanın karşı çıkma, gerçek bir seçim yapma ve yoktan var etme hakkı vardır çünkü. yetişkini yetişkin yapan budur. pek çok yetişkin istemediği işi yapıyor veya para sıkıntısı yaşıyorsa bunun sorumlusu da yine yaş değil seçimlerdir. yoksa gidin mevsimlik işçi olun, 6 ay çalışın 6 ay playstation oynayın, engel olan mı var? çocukken hayal bile edilemeyecek fırsatlarımız, seçeneklerimiz var artık. hala ve inatla ailem ne der kaygıları, başarısız olma korkusu, statü endişesi… onlar sayesinde sonsuza dek anne babalarımızın onaylayacağı türden çocuklar olarak kalmaya zorlanıyoruz. big brother’ı uzaklarda aramayın: your family is watching you.

çocuk olmanın sıkıcılığı” için 4 yorum

  1. canım ilk kez sana katılmıyorum.
    çocukken seni kontrol edebilirler ama zihnini asla. sana otomatik olarak bir şeyleri yaptırabilirler ama sen o ortamdan uçup gidebilirsin. hayalgücü, düşüncelerin çocukken çok daha özgürdür.
    oysa büyüyünce öyle mi? isteklerimizi, arzularımızı, en derin tutkularımızı uzun ince planlanmış yol haritaları ile kontrol edip, gerçek sıkıcılar olmamızı sağlıyorlar.
    çocukluk özgürlüktür..
    masaya oturtsalar bile en kötü masanın altında kıpır kıpır kıpırdar özgür ayaklar. büyüyünce öyle mi. ne masalara oturdum da ayaklarımı kımıldatmak aklıma dahi gelmedi…

  2. işte ben de orda kopuyorum zaten: kimse beni zorla bir masaya oturtamaz artık. hele şükür. özgürlük hayal dünyamda uzaya fırlatılmak değil benim için, sadece 5 km öteye de olsa gerçek seyahatlere çıkabilmek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir