haftanın alıştırması: başlık konulu film gibi oldu, ama bu deneyin kapsama alanı yataktan çok daha ötelere uzanıyor. bu hafta aklına her geldiğinde, o anda hissettiğin arzunun farkına var. gün içinde birçok kere dur ve o anda ne istediğine odaklan. arzuyu çoğu kez sadece seks ve yemekle ilgili bir şeymiş gibi düşünüyoruz. oysa sabah gözümüzü açtığımız andan itibaren birtakım arzular da bizimle birlikte uyanıyor. mesela saat çaldığı halde birazcık daha uyuma arzusu. mesela ayılmak için taze çekilmiş nefis bir kahve içme arzusu. mesela işi gücü bir…“zen deneyler / hafta 25: sonu gelmeyen arzular” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: yemek yerken, ısırdığın her bir lokmadan sonra, çatalı, bıçağı tabağının kenarına bırak. ağzındaki lokmaya odaklan. her bir lokmayı yeterince tatmadan, çiğneyip yutmadan ikinci lokmayı alma. eğer elle yenen bir şey yiyorsan (sandviç, elma, kurabiye gibi) her ısırıktan sonra elindeki yiyeceği ağzından uzaklaştır. yemek yemek hayatın en büyük zevklerinden biri. ama çoğu kez hakkını veremiyoruz. aceleyle, kafamızda bambaşka şeylerle veya başka bir şey yaparken yiyoruz. oysa anda kalmanın en kolay yollarından biri  yemek. bu basit ama hayati aktivite günde birkaç kez, bize o anın…“zen deneyler / hafta 24: her seferinde tek lokma” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: aklına geldikçe, farkındalığını nesnelerden ayırıp nesnelerin çevresini saran boşluğa odakla. bir aynaya baktığında başının çevresindeki boş alanı, bir odaya girdiğinde mobilyalar ve insanlardan önce boşluğu farket. “distance is meaning” der t.s. eliot. dünyamızı dolduran onca nesneye ve kişiye anlamını veren şey, belki de gerçekten araları dolduran mesafeler ve boşluk. oysa gözlerimiz çoğunlukla boşluğa değil, boşluğu dolduran nesnelere odaklanmayı seçiyor. şartlanma mı? algıda seçicilik mi? uzay uzay diye bahsettiğimiz şeyin birer parçası da biziz oysa. ve çevremizi saran boşluk tam da bu sonsuz uzay…“zen deneyler / hafta 23: boşluk” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: aklına geldikçe dikkatini ayak tabanlarına odakla. üzerinde durduğun yüzeyin ayak tabanlarındaki baskısını, ayakkabılarının veya çorabının ayağına temasını, ayaklarının sıcak mı soğuk mu olduğunu farket. bu alıştırmayı özellikle endişeli veya üzgün olduğunu hissettiğinde yap. kitaptaki alıştırmalar gittikçe ilginçleşiyor. eric bir keresinde “kadınların çoğu kendini sevmiyor” demişti de dinleyiciler arasında “erkekler çok mu seviyor sanki” tarzında gender-based itirazlar olmuştu. eric’in cevabı basitti: “bir ayakkabıyı ayağını sıktığı halde giyen erkek gördünüz mü siz hiç!” katılmamak elde değil, biz kadınlar(ın çoğu) bizi rahatsız da etse birçok şeye katlanıyoruz….“zen deneyler / hafta 22: ayakların altı” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: hafta boyunca çevrende mavi rengi algıla, mavinin her tonunu görmeye çalış. sadece gökyüzü veya deniz gibi büyük ve kaçınılmaz mavileri değil, daha kıyıda köşede kalmış, küçük mavileri de farketmeyi dene. rahatlatıcı olmasıyla bilinen bir rengi ayırdetmenin ötesinde, ve renkten bağımsız olarak, algıyı yeniden bir şeylere odaklamak iyi gelecek bana. umarım size de. tatilde bol bol mavi gördüm ama hiçbiri rahatlatmadı. okyanusun açık yeşil-mavisi de, gökyüzünün parlak laciverdi de sadece içimi sıktı. dolayısıyla asıl mesele mavinin rahatlatması filan değil bence. asıl mesele niyet. şimdi…“zen deneyler / hafta 21: maviyi gör” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: bu hafta herkese ve her şeye evet de. hayır deme veya karşı çıkma ihtiyacı hissettiğin anda, bunun gerçekten gerekli olup olmadığı hakkında düşün. böyle durumlarda sadece başını sallamayı veya sessiz kalmayı başarabiliyor musun? hafta boyunca, sen veya başkaları için tehlike söz konusu olmadığı sürece, diğerleriyle ve hayatında olup bitenlerle uzlaşmayı seç. aversion: hoşnutsuzluk, isteksizlik, kaçınma kitaptan: people who are stuck in aversion often makes major life decisions based not upon moving toward a positive goal but rather upon moving away from something they…“zen deneyler / hafta 20: evet de” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: gün içinde aklına geldikçe, ellerini tamamen rahatlat ve dinlendir. kısa bir süre için onları tamamen hareketsiz bırak. bunu yapmanın bir yolu ellerini kucağına koymak. ve daha sonra dikkatini kıpırtısız duran ellerine vermek. artık şunu anladık: bedenle zihin birlikte çalışıyor ve bedeni rahatlatmanın yolu önce zihni rahatlatmaktan geçiyor. elleri dinlendirirken zihnimizi sürekli gözümüzün önünde olan ama gerçek anlamda hiç görmeden kullandığımız ellerimizi farketmeye davet ediyoruz. “tırnaklarım da pek uzamış” değil, “şu yara da hala iyileşmedi” değil, “eşek derisi gibi olmuş, bi krem süreyim bari” değil….“zen deneyler / hafta 19: ellerini dinlendir” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: bu hafta biraz geciktik ama alıştırmamız çok kolay. otobüste dolmuşta giderken, araba kullanırken veya yürürken etrafımızdaki ağaçları farkediyoruz. boylarını, renklerini, şekillerini farkediyoruz. hatta fırsat olursa bir parka gidiyor ve ağaçların da tıpkı bizim gibi nefes alıp verdiklerini farkediyoruz. alıştırma güzel, zamanımız kısa. 4 günlük ağaç farkındalığı başladı! kitaptan: “this practice, opening our awareness to all the living beings around us, can be an antidote for the pervasive feeling of loneliness that plagues so many of us. even in the city there are animals,…“zen deneyler / hafta 18: ağaçları farket” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: bu alıştırmaya kapı farkındalığı da denebilir. bir yaşam alanından diğerine geçerken çok kısa bir süre için de olsa dur ve bir nefes al. geride bıraktığın mekanın kapısını nasıl kapattığına dikkat et. kapıyı dikkatsizce çekmek veya çarpmak yerine yavaşça kapamayı dene. bambaşka bir alana girdiğini fark et ve algılarını bu değişimin yattığı diğer değişimlere aç. yazarın bahsettiğine göre en zor alıştırmalardan biri bu. herhangi bir kapıya yaklaşırken, insan içinden her ne kadar “evet şimdi kapıya dikkat ediyorum, kapı… kapı… kapı…” filan dese de kapıdan geçerken zihin…“zen deneyler / hafta 17: yeni bir kapıdan geçerken” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: gün içinde aklına geldikçe, zihnine kısa bir dinlenme molası ver. üç nefes boyunca zihninde koşturan ve birbirinin yerini kapmaya çalışan düşünceleri sessiz olmaya davet et. bu sırada duyularını sonuna kadar aç ve etrafındaki renk, ses, koku ve dokuların tam olarak farkına var. kısa bir süre önce keşfettiğim richard moss reyize göre zihin tam olarak şimdide değilse kaçmış olabileceği 4 yer var: geçmiş / gelecek / ben / sen. durup bi düşünün, hakkaten öyle. ya geçmişle ilgili pişmanlık ve farazi revizyonlardayız, ya gelecekle ilgili…“zen deneyler / hafta 16: sadece üç nefes” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: haftanın her günü gizli bir iyilik hareketi yap. bu, başkaları tarafından ihtiyaç duyulan veya birisinin hoşuna gidecek olan herhangi bir şey olabilir. ama her ne yapıyorsan anonim bir şekilde yap. birinin kupasını yıkamak, isim vermeden ufak bir bağışta bulunmak, birisi için dua etmek, yol kenarına atılmış bir çöpü alıp çöp tenekesine atmak, bir iş arkadaşının masasına gizlice bir parça çikolata bırakmak gibi ufak iyilikler… eğlenceli bir hafta bizi bekliyor! hayali bir süper-kahramana dönüşmek ve hayalgücümüze fazla mesai yaptırmak için harika bir sebebimiz var:…“zen deneyler / hafta 15: gizli iyilikler” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: bu hafta insanlara ve nesnelere sevgi dolu bakışlarla bakmayı dene. bunu yaparken gözlerinde, yüzünde, bedeninde, kalbinde, aklında oluşan değişimleri farket. bu alıştırmayla ilk şunu farkedicez: ya nötr ya da eleştirel bakıyoruz baktığımız şeye. bir odaya giriyoruz diyelim ki, ilk dikkatimizi çeken şey raftaki toz, halıdaki leke, perdedeki buruşukluk. birini görüyoruz ve ilk lafımız “aa sen kilo mu aldın?” oluyor mesela. neden böyle? hafta boyunca kusurları değil, güzellikleri görmek için bakıyoruz ona, buna, şuna. tabi içinizden geliyorsa… hayatı istediğiniz gibi yaşıyorsanız ota boka sevgiyle bakmak…“zen deneyler / hafta 14: sevgiyle bakan gözler” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: bir hafta boyunca, haber medyası, sosyal medya veya eğlence, hiçbir medyayı takip etme. meali şudur: tv seyretme, radyo, cd, ipod dinleme, sanal veya matbu kitap, gazete, dergi okuma, interneti kullanma ve facebook, twitter gibi sosyal medya sitelerine girme. elbette birisi sana bir şey hakkında haber vermeye çalışırsa kulaklarını tıkama ama bu yeni haberle ilgili bir sohbetin içine çekilmekten kaçın. ısrarcı olan olursa ona medya orucu yaptığından bahset. elbette iş veya okul sebebiyle zorunlu olarak yapman gereken okumaları bu alıştırmaya dahil etme. peki bütün bunları yapmayınca…“zen deneyler / hafta 13: medya orucu” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: kendini beklerken bulduğun her anı (örnek: birini beklemek, sıra beklemek, otobüs beklemek, bilgisayar ekranında rastlaştığınız muhtelif please wait‘lere icabeten beklemek…) farkındalık pratiği, meditasyon veya şükretmek için bir fırsat olarak kullan. bekleme esnasında farkındalığı yükseltecek şeylerden biri nefese odaklanmak. nefesin doğal akışını, bedende takip ettiği rotayı farketmek. bir diğer pratik, seslere odaklanmak. sanki kocaman bir kulakmışsın gibi bulunduğun yerdeki bütün sesleri tek tek ayırdedinceye kadar dinlemek. bu egzersizin en güzel tarafı bekleme anına eşlik eden ıstırabı hafifletmesi olsa gerek. bir türlü gelemeyen sıra/kişi/taksi/sayfa veya her neyse…“zen deneyler / hafta 12: beklemek” yazısını okumaya devam et

haftanın alıştırması: sadece insanlara değil, cansız varlıklara da sevgi dolu bir şekilde dokun. bu alıştırmayı hatırlatmak için bir parmağına farklı bir yüzük veya yara bandı tak, kalemle bir işaret çiz veya bir tırnağını farklı renkte bir ojeyle boya. kitaba göre, bu alıştırmayla kazanacağımız ilk farkındalık, “şeylere” sevgi dolu olmayan ellerle dokunduğumuz anların farkındalığı oluyormuş. market torbasına tıkıştırıverdiğimiz öteberi, üst üste öylece yığdığımız çamaşırlar, bir yerden bir yere hiç farkına varmadan taşıdığımız onca şey: çanta, kitap, poşet, şemsiye, bardak… dokunma duyumuz sürekli iş başında olmasına rağmen…“zen deneyler / hafta 11: sevgi dolu dokunuş” yazısını okumaya devam et