3 workout’un 2’sini yapabildiğim bir haftadan daha sevgiler. planlarımı yaptıydım ama tutmadı. araya 1 de iş girince fullbody yalan oldu. ama anamı ağlatan legs, arms&abs tamamlandı. buna da şükür. son dönemde bilgilerim ve inançlarımla ilgili düşünüyorum. bugüne kadar spor ve beslenme hakkında okuduklarımın ne kadarına körü körüne inandım, ne kadarını gerçekten test ettim ve onayladım, ne kadarı içime gereksiz korku ve endişe tohumları ekti. birimiz koca pizzayı götürse bile 100 gram almazken diğerimiz su içse yarıyorsa, olay, yiyeceğin kendisinden ziyade bizim kafa yapımızla, inançlarımızla ilgili gibi…“bbg – 19. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

buralarda yoktum fitgüller. 6 gündür doğu fransa köylerinde geziyor, düğünlerde içiyor, saçma sapan şeyler yiyor ve kesinlikle bbg yapmıyordum. dün gece döndüm, dolayısıyla 18. hafta raporum da bugüne kaldı. 18. haftanın legs ve arms&abs workout’larını zaten gününde yapmıştım. ve aslında giderken kararlıydım: fullbody’yi de yapacak, hatta 1-2 hiit koşacaktım. ama hiçbirini yapmadığım gibi şaraplar ve şampanyalar boğazımdan nonstop aktı, flammkuchen, et, köy tavuğu, peynir, krep derken o bölgelerin belli başlı nesi varsa tabağımdan eksik olmadı. hal böyleyken taytımı ve spor tişörtümü kat yerleri bile bozulmadan mis gibi geri getirdim. kısssmet….“bbg – 18. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

bugün tadım yok, ama raporumu vermek için görev bilinciyle laptop başına oturdum. bbg yolunda insanın kendini en derinden sorguladığı belli başlı günler/dönemler oluyor. bunlar kritik noktalar. öyle ki, bu kritik noktalardan birinde lanet çıksın deyip arkanıza bakmadan sporu komple terk edebilirsiniz de. benim açımdan kritik anlar, leg day’ler ve işlerin cidden insanlıkdışı bir hale geldiği ikinci yarı. yani özellikle 6. haftadan itibaren olan kısmın leg day’leri. nitekim ilk turda da aynı yerlerde varoluşsal sorgulamalara sürüklenmiştim. bu anlamda geçtiğimiz hafta, tünelin ucunda bir ışık olduğuna dair…“bbg – 17. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

1 mayıs’ın pazartesi’ye denk gelmesi bütün devrelerimi yaktı. 3 gün sürmüş pazar kafasından ayılmaya çalışıyorum hala. bu arada bbg raporum kaynamış. aslen bbg’nin kendisi de geçen hafta epey sakata geldi. sosyal kelebek modunda o kafeden bu kafeye, o arkadaştan bu arkadaşa sürekli dışardaydım. pazartesi günkü legs antrenmanından sonra tee cuma günü abs&arms yapabildim. full body tamamen yalan oldu. koşu söz konusu bile olamadı. bu da böyle bir haftaydı. ama bu türden half ass haftaların güzel bir tarafı var, bir sonraki hafta genellikle acayip disiplinli olma motivasyonu…“bbg – 16. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

fitler ve fit kalanlar, verimli bir haftayı geride bıraktım. klasik 3 kayla antrenmanıma ek olarak 3 kere hiit koşuya çıktım. benim açımdan büyük bir başarıydı. aslında hiit’in en basic versiyonu olan tabata workout kurallarını uyguluyorum. yani birkaç dakikalık bir ısınma yürüyüşünden sonra 20 saniye hayvan gibi hızlı depar, sonra 10 saniye yürüyüş x 8 tekrar. işin aktif kısmı toplamda 4 dakika sürüyor. başına ve sonuna biraz da yürüyüş eklerseniz ennn fazla 10 dakkada tamamsınız. spora zamanım yok diyenler, bir de bunu deneyin. sonuçta haftada sadece 3…“bbg – 15. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

başlığı değiştirmeye karar verdim. bbg I vol 2 bilmemkaçıncı hafta diye yazmak yerine hafta bazında ekleyerek gitsem daha anlaşılır olacak gibi geliyor. hem daha havalı: bbg 87. hafta filan diye profilini güncelleyen ultrafit instagram karıları gibi hissediyorum kendimi. bbg’nin 2. haftasında bir talihsizlik var. ilk yapışımda tam bu hafta grip olup yataklara düştüğümden atlamıştım. bu 2. sefer de saçma yoğunluklarla dolu bir zamana denk geldi. legs ve arms+abs seanslarını yaptım ama fullbody’ye sıra gelemedi. onun yerine 2 adet hiit koşusu yaptım diye teselli buldum. ilk…“bbg – 14. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

bbg 1’e baştan başlamak ve ilk haftayı tamamlamak bende bir tür aydınlanma yarattı: demek bütün hareketleri yapabilmek böyle bir şeymiiiiş dedim kendime kendime. şınavları -çok fazla aşağıya inemeden de olsa- normal pozisyonda yapabilmeye başlamışım. walking lunge’lar anamı ağlatsa da 24 kere tekrar edebilir olmuşum. hele squat’lar çocuk oyuncağı olmuş. o beni defalarca heder eden leg day’den sonra bu hafta en ufak bir yamulma yaşamadım. ilk turdaki sefaletimden eser yok şimdi. sadece 3 ayda böyle bir fark görebilmek çok ilginç ve kesinlikle umut verici. bbg’nin ilk haftalarında kendimi…“bbg – 13. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

istek üzerine yazı yazmak en sevdiğim şey. bu sayede havaya konuşmadığımı, en azından istek parçasının sahibinin işine yarayabileceğimi hissediyorum. bu yazıyı benden bizzat talep eden sevgili dicle‘ye teşekkür ederim. japonkedi’yi takip edenlerin muhtemelen bildiği gibi, dicle kişisel spor koçu. dün geceki sohbetimizde, bunca zorluğuna rağmen kayla’ya devam etmek için kendimi nasıl motive ettiğimi sordu ve bu konuyla ilgili yazmamın her türden spor öğrencisinin işine yarayacağını söyledi. o zaman yazımız gelsin! 1* önce ‘neden’inizi bulun ”neden spor yapıyorum / yapmalıyım / yapacağım?” bunun nedenleri üzerinde net bir…“spora nasıl motive olurum?” yazısını okumaya devam et

sevgili fit tavşanlar, japonkedi’de bir deneyin daha sonuna geldik. bbg’de 12 haftayı tamamlayarak 3 aylık 1. tur challenge’ını bitirdik. bu son hafta antep’ten sonra rehabilitasyon dönemi şeklinde vuku buldu. genel olarak kendime gelmeye çalıştım ve yapılacaklar listemin peşinde koştum. bbg 12. haftanın özel bir zorluğu yoktu. buraya kadar geldiyseniz son haftayı da kotarırsınız bence. blog’a pek fazla uğrayamamamın sebeplerini bir ara yazacağım, ama özetle son 3 haftadır hayat çok hızlandı, yepyeni işler kapımı çaldı. dolayısıyla son hafta ilk kez bir devamsızlık yaptım: sadece legs ve arms workout’larını yapacak…“bbg – 12. hafta raporu ve kader anı” yazısını okumaya devam et

dün 3 günlük antep mide fesadı turundan döndüm ve karışık hisler içindeyim. gezimiz tamamen yemek-içmek üzerineydi. arada hazma yardımcı olsun diye çok şahane yerler de gezdik gördük tabi. ama temel olarak yemek yedik. küşlemeler, ali nazikler, lahmacunlar, baharatlı kuşbaşılar, katmerler ve havuç dilimleri içinde geçen rüya gibi 3 günden sonra gerçek hayat çok tatsız. midem antep’te kaldı. en kısa zamanda bir gezi yazısı ile detaylara dalıcam. bu lezzet turunda ilk güme giden şey tam da yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmişken bbg oldu tabi. cuma günü gidiş öncesi yoğunluğunda 11….“bbg – 11. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

son 2-3 haftadır bbg’nin leg day’lerinde bunları yapın denen 8 hareketin en az 4’ünü yapamamak ve kolay versiyonlarına sığınmak benim için bir spor tarzı olmuştu. ama fark ediyorum ki kol cephesinde de çok parlak bir performans sergilemiyorum aslında. mesela bu geçtiğimiz hafta spider pushup diye bir hedeyle tanıştım. hönk? tabi ki sadece uzaktan. insan gibi pushup yapamazken spider’ına girecek halim yok. veya ne bileyim, önce burpee, ordan pushup, ordan da 1 metre havaya zıplayıp önündeki banka kon gibi hareketler var ve bu kombo tek hareket olarak…“bbg – 10. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

”biz bbg kızlarıyla aramızda en kazık hafta 9. hafta diye şakalaşırız eki eki” yazmış kayla instagram hesabında. bu şakayı hiç anlamadım. çünkü sanırım 9. hafta yapabilene zor. benim gibi, özellikle de leg day’i doğru düzgün yapamayana, her hareketin kolay versiyonuna kaçana, evdeki imkanlarla spor yaptığı için alet-edevat eksikliği çekene hiç de zor değil. koy sanat kitaplarını üst üste, al sana step tahtası. çek plastik ikea kutuyu, al sana mini bench. yere uzanıp kalorifer borusuna yapış, gelsin güya bench üstünde bacak kaldırma hareketi. tabi ebat ve…“bbg – 9. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

bbg

bbg yolunda 2 ay geride kaldı fitnazlar. 8. haftayı sosyal kelebek olarak geçirdim ve görüştüğüm herkes gözlerini pörtleterek ‘ohaa ne kadar zayıflamışsın!’ dedi. bir yandan haklılar, 2 ayda nasıl olduysa bütün pantolonlarım bol gelmeye başladı. ama dün tartıldım, daş gibi 55 kiloyum. yani tartılara sorarsanız zayıflamak bir yana kilo almış dahi olabilirim. olabilirim diyorum çünkü bbg’ye başlarken tartılmak aklıma gelmemişti. zaten yorumlar da aynı yöne işaret ediyor: kiloya takılmamak lazım. aynı kiloda kalarak dal gibi incelmek mümkün. gelelim haftanın incilerine… leg day diye ağlaya ağlaya hepinizi…“bbg – 8. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

işlerimdeki yoğunluğa rağmen bbg’yi kotarmaya çalıştığım bir hafta oldu. normalde workout’ları pazartesi-çarşamba-cuma şeklinde organize ediyorum. bu haftanın yamukluğu sonucunda ise mata ancak salı-cumartesi-pazar çıkabildim = 4 gün aradan sonra ara vermeden 2 gün üst üste abs&arms ve full body workout. dün gece kütük gibi uyumanın yanı sıra, inanın şu an klavyede harflere basmak bile kollarım için bir mücadele. workout’lar arasındaki dinlenme ve kendine gelme günleri boşuna değilmiş. onlara saygı duymak ve kendimize gelmeye zaman ayırmak gerekiyor. ben bu hafta o zamanı ayıramadım. ama bugün (pazartesi)…“bbg – 7. hafta raporu” yazısını okumaya devam et

fitness bbg

anne mutfağının uçsuz bucaksız nimetlerinden de bbg’mden de fedakarlık etmediğim bir haftayı geride bıraktım fitellalar. tebrikleri kabul etmeye hazırım. mümkün olan en zayiatsız şekilde kapanmakla birlikte, kolay bir hafta değildi. aslında annemin mutfağı sağlıklı ege mutfağı. çatısı bu mutfakta kurulmuş bir insan olarak ben de 30 yaşıma kadar 48 kiloydum zaten. home sweet home. yani asıl zorluk yemekler değil zamansızlıktı. ama iman ettim, aile ortamları ve çok çeşitli ziyaretlerin arasına leg workout, arms&abs workout, 1 adet hiit koşu seansı ve 1 başka gün 11 bin adımlık yürüyüş sığdırabildim. full…“bbg – 6. hafta raporu” yazısını okumaya devam et