bu işi sevdim. hatta pek bir tozlu dumanlı geçen nisan ayıyla vedalaşırken en büyük motivasyonum mayıs kapsülünü hazırlayacak olmaktı. dün, seçmeyi düşündüğüm bütün giysileri yatağıma yığıp kombinler üzerinde çalıştım ve son kararlarımı verdim. mayıs benim için bolca misafir ağırladığım, arkadaşlarımla buluştuğum, evden çalıştığım ve aralarda ajansa uğradığım bir ay olacak. havalar da hala bir tuhaf. pamuklu, ince, krem rengi kazak dışında kazak ve hırka bırakmadım. ama ne olur ne olmaz diye mont cephesini de pas geçmedim. siyah kotla vedalaştım, yerine bir beyaz pantolon, bir kahve…“kapsül gardırop II – mayıs” yazısını okumaya devam et

nisan ayını 33 parçayla geçirme deneyim dün gece itibariyle sona erdi. sonuçlar güzel. 33 parçamdan sadece bir kez sapmak zorunda kaldım, o da kutlu doğum etkinliklerim kapsamında sedat’la sarıgerme’ye tatile gittiğimiz 3 gün içindi. haliyle bikini, pareo, keten pantolon ve birkenstock dörtlüsünü bazanın derinliklerinden bulup çıkarmam ve kullanmam gerekti. ama bunu saymıyorum. çünkü tatil dışında kapsül gardrobumla mutlu mesut yuvarlandım gittim. avantajları çok: * giyinmek gerçekten 3 dakika bile almıyor. seçenekler o kadar belli, sınırlı ve ortada ki, kafa karışıklığı bir opsiyon değil! * nisan’ın…“kapsül raporu – I” yazısını okumaya devam et

nisan ayını birlikte geçirmeye karar verdiğim arkadaşların toplu hatıra fotosu. kendilerini seçerken şunlara dikkat ettim: 1* nisan ayında neler yapıyor olacağım: çoğunlukla evden çalışacağım, arada ajansa uğrayacağım, havuza gideceğim. gerisi birkaç müşteri görüşmesi ve eş-dost buluşmaları… 2* nisan ayında nasıl hissetmek istiyorum: kışa göre kesinlikle daha hafif, dengeli ve enerjik 3* nisan kapsülünü özetlemek gerekirse: temel parçalarda nötr renkler, geometrik desen ve kesimler, yün, pamuk, ipek ağırlıklı giysiler, birkaç renkli detay 4* nisan ayının en büyük tehlikesi: ne idüğü belirsiz hava durumu. önlem olarak tek…“kapsül gardırop I – nisan” yazısını okumaya devam et

33 parçalık gardrop deneyine hazırım! ama şöyle bir farkla: 3 aylık değil, aylık kapsülle başlayacağım. düşündüm taşındım, 3 aylık planlama konusunda emin olamadım. bir de önümüzdeki dönemde katılmam gereken düğünler dernekler filan var. plan-program anlamında kendime geçer notu verinceye kadar aylık kapsüllerle ilerleyeceğim. böylesi daha güvenli ve daha az korkutucu geliyor bana. katılmak isteyip de tereddüt edenlere de tavsiyem aylık kapsülle başlamak. yarın 33 parçayı fotolayıp blog’a yükleyeceğim. buyrunuz, aşağıda 33 parçayı seçerken işimize yarayacağını düşündüğüm bir test, testimonial babında bir röportaj ve bir de…“33 parça 1 ay” yazısını okumaya devam et

tom ford reis, erkekler için olmazsa olmaz 15 şeyin listesini yapmış, ben de beylerle paylaşmıştım bir önceki yazımda. eren, kadınlar için de böyle bir liste yok mu diye sormuş. aradım taradım ama tom ford imzalı bir liste bulamadım. kaldık daha az yakışıklı tavsiyelere 🙂 bildiğiniz gibi hazreti pinterest bu tip ‘olmazsa olmaz’ listeleri için muhteşem bir kaynak. ben de ilk oraya danışıyorum. her kadının gardrobunda mutlaka bulunması gereken parçalar hakkında da yüzlerce farklı foto ve liste gördüm. içeriklerini az çok tahmin edersiniz: küçük siyah elbise,…“her gardropta olması gereken temel parçalar” yazısını okumaya devam et

erkek okurumdan giysi muhabbeti yapıyorum diye ‘kız bloğu detected’ yorumu aldım 🙂 ama sonra düşündüm de, acaba neden bu giyim-kuşam konuları sadece biz kadınlara özelmiş gibi algılanıyor? herhalde çoğu kadın dırdır hep aynı konuyu konuştuğundan bıktırmışız adamları, adımız çıkmış. birçok kadın kendi gardrobunu konu edinmekle kalmayıp sevgilisinin/kocasının gardrobuna da el atıyor üstelik: onu değil bunu tak, şunu bununla giy, bunu böyle yap vs. kocasının tercihlerini kocasına bırakan biri olarak buradan erkek nüfusunun geri kalanına ahkam kesecek halim yok. ama minimalizm çabalarımızın sadece kadınları hedef aldığını…“erkekler için gardrop rehberi” yazısını okumaya devam et

the project 333 sadece 33 parça giysiyle yaşamanın mümkün olduğunu savunan -ve kanıtlayan- bir site, bir deney, bir macera… adını siz koyun. her 3 ayda bir, toplam 33 parçadan oluşan bir kapsül gardrop oluşturuyorsunuz. giysi, aksesuar, takı, ayakkabı ve manto-palto türevleri dahil. iç çamaşırı, pijama, ev giysileri, spor giysileri ve sürekli taktığınız (saat, tektaş, alyans vs. gibi) takılar hariç. epeydir bu deneyin bir parçası olasım var. gardrobum o kadar küçüldü ki, şu anda zaten tişörtten pantolona, takıdan tokaya, yaz-kış toplam 120 parça anca çıkar. dolayısıyla 3…“33 parça giysiyle yaşam (savaşı)?” yazısını okumaya devam et

stacy london’ın kitabından devşirdiğim stil önerilerine buyrunuz: * hiçbir giysiyi denemeden satın almayın. hemen o anda denemeye vaktiniz yoksa, daha geniş bir zamanda uğramak üzere yolunuza gidin. * hiçbir şeyi sırf indirimde diye satın almayın. fiyatı çok cazip olabilir ama gerçekten kullanacağınız bir parça mı? gerçekten sizi yansıtıyor mu? giyince sizi memnun edecek mi? * üzerinize uymayan giysiyi almayın/giymeyin. kilo aldığınız/verdiğiniz dönemlerde bütün gardrobu baştan düzecek durumda olmamak normal. ama en azından geçiş döneminde sizi idare edecek 3-4 ‘tam’ parçaya yatırım yapın. * mümkün olan…“stil üzerine notlar” yazısını okumaya devam et

elimde ilginç bir kitap var: stacy london / the truth about style yaptığım kısa araştırmaya göre amerika’da what not to wear diye bir programı sunuyormuş. kariyerine vogue’da başlayan, uzun süre dergicilik yapan ve daha sonra personal styling işlerine giren bir ablamız. bu kitabında farklı yaşlardan ve beden tiplerinden 8 tane kadını almış, onların stille ilgili sorunlarını analiz etmiş ve her birine bir tür stil reçetesi yazmış. kadınların gardıroplarıyla ilgili dertlerinin temelde psikolojik olduğunu şıp diye görecek kadar da psikoloji eğitimi almış. aldatılan genç kızdan göğüsleri alınan…“stacy london diyor ki” yazısını okumaya devam et

  şu blog’da 5 yıldır sadelik, basitlik, zen ve saz arkadaşları hakkında atıp tutuyorum. da acaba öyle mi yaşıyorum? hayatlarımızı hayalimizdeki hayat haline getirmek 3 günde olacak iş değil tabi. halledilmesi gereken daha hayati meseleler sırayı kapınca, mesela bir zen şifonyer konsepti fani gözlerimize önemsiz bir detay gibi görünebiliyor. en azından benim için böyle oldu. geçtiğimiz dönemde ara sıra gardırop envanterine kalkışsam da uzun vadeli bir çekap yapmaya ancak 2014’te sıra geldi. son 3-4 aydır her çekmeceyi, rafı, dolabı ayrı ayrı elden geçirdim. iç çamaşırlarından…“7 adımda minimalist gardırop” yazısını okumaya devam et

sizlere de duyurduğumuz gibi, badim elif’le geçtiğimiz 2 hafta boyunca neler giydiğimizi not ettik. görev bilinciyle raporlarımı tuttum, sonuçları açıklıyorum: 4 kot pantolon 1 kumaş pantolon 12 tişört 2 tayt (yoga) 4 üst (yoga) 4 hırka 3 kazak 1 bluz 2 yün ceket 2 manto 10 çift çorap 3 çift ayakkabı 2 çift spor ayakkabı 1 lastik çizme 4 çanta 3 eşarp 3 pijama altı 3 pijama üstü 1 ev hırkası 1 yüzük 1 kolye havaların 8-14 derece arasında seyrettiği son 2 haftayı bu şekilde…“gardrop envanterinin sonuçları” yazısını okumaya devam et

elif‘le karar verdik. önümüzdeki 2 hafta boyunca neler giydiğimizin listesini çıkaracağız. bu fikir, ne kadar çok giysimiz var ama ne kadar azını giyiyoruz temalı bir sohbetten çıktı. taze çıktı, bi heyecan hemen yazıyorum. olay şu: her gün ne giydiysek bi kenara not edicez. ayakkabı, çorap, ev kıyafetleri, pijama ve aksuarlar filan da dahil. envanterimiz 18 nisan’da sona erecek. amaç şu: “bir gardrop dolusu giysim var ama sonuçta dön dolaş aynı şeyleri giyiyorum” gerçeğiyle yüzleşmek. ve elbette gardropta net bir temizlik yapmak için muhtaç olduğumuz kudreti…“gardrop envanterine davetlisiniz!” yazısını okumaya devam et

ben bile gittim. aslında parizyen günlerden kalma bir eyçenem (orda adı aşem tabi) bilgim görgüm vardı. ki o bilgi görgü ışığında gitmesem de olurdu. zira eyçenem demek doğan görünümlü şahin demek. paris’te öğrenci bütçesiyle yaşayınca ucuz yoldan günü kurtarmak için ara sıra tosladığımız bir mağazaydı. chanel’iyle dior’uyla bilinen bir ülkede mesela 9 euro’ya siyah şifon eteği başka nerden bulacaktık hemşireler? lakin sonradan gözüm açıldı: bu trendy&tırt mağazalar en çok ucuzluklarıyla tavlıyor, en büyük darbeyi de bu ucuzluk kisvesi altında indiriyor. aman zaten 3 kuruş 5…“her kadın bir gün h&m’e gidecektir” yazısını okumaya devam et