2 toplantım da son anda iptal olunca bugün evciydim. sabahtan çalıştım, öğleden sonra gezdim tozdum. hormonal zorluklara rağmen bugünü de atlattım. sabah kahvaltısı – 1 kaşık elma sirkeli 1 bardak su – yumurta salatalı 2 küçük dilim düşük glutenli ekmek – 1 fincan yeşil çay + hindistan cevizi yağı ara – 1 fincan kapuçino – su akşam yemeği – tereyağında 2 yumurtadan menemen – 1 avokado, 1 köz biber ve bir avuç maydanozdan, zeytinyağı ve limon soslu salatanın yarısı – su günün low-carb tarifi: yumurta…“low carb – 10. gün” yazısını okumaya devam et

acısıyla tatlısıyla low-carb’da bir haftayı bitiriyoruz. bugün sedat hasta. evde köpekle birlikte battaniye altında, bol zencefilli çay ve tuvalet kağıtları eşliğinde dizi seyrediyor. ben bilgisayar başında, biriken işlerimi hallediyorum. dışardaki gri ve yağmurlu hava, bu halimize ideal bir fon oluşturuyor. evimize huzurlu bir hastalık ortamı hakim 🙂 sabah kahvaltısı – 2’şer yumurtadan tereyağında pırasa + köz kırmızı biber + italyan salamlı omlet – bol zencefil yeşil çay + 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı arada – su – 2 dilim ananas + yarım konserve hindistan…“low carb – 7. gün” yazısını okumaya devam et

yoğun sosyalleşmeyle geçen şu pazar’ı da kazasız atlattık. emin adımlarla ilerliyoruz. sabah kahvaltısı – yumurtalı ve somonlu 2 küçük dilim düşük glutenli ekmek – pankek + bol kaymak + az reçel – 2 fincan aromalı siyah çay + 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı öğle yemeği – domates çorbası – low-carb atıştırmalıklar – maça çayı – su akşam yemeği – adana köfte – buharda pişmiş, bol zeytinyağı ve limon soslu ıspanak kökü – ıspanak + avokado + frambuaz salatası, bol zeytinyağı-limon ve az nar ekşili sosla…“low carb – 6. gün” yazısını okumaya devam et

hafta sonu kahvaltısı diye bir şey var memlekette. low-carb da yapıyor olsak biraz şımarmak hakkımız. işte bugün o gün. şımarma günü. akşamı daha normal geçireceğiz ama geç saatte katılmamız gereken bir nişan kutlaması var. eh, ayran içecek değiliz. bakalım olaylar nasıl gelişecek. geç sabah kahvaltısı – bol tereyağında pastırmalı ve pırasalı 2’şer çırpılmış yumurta – pankek, kaymak ve reçel – çay akşam yemeği – bol kıymalı bamya yemeği – avokado, ıspanak, portakal ve marul salatası. bol zeytinyağı ve limon, az nar ekşisiyle – 1 küçük…“low carb – 5. gün” yazısını okumaya devam et

irademin yeniden sınandığım bir gün daha. öğlen seçil’le yeni işini kutlamak üzere yeni mekanı istanbul modern’de yemek + yeni bir müşteriyle toplantı = günün en kritik saatlerinin dışarda sosyalleşerek geçmesi. ricalar, ikramlar, şuursuzluk. ama yıkılmadım, ayaktayım. sabah kalkar kalmaz kahvaltı başına çökemiyorum. biraz zaman geçmesi gerekiyor. bugün ortalama sabah kahvaltısı saatimle öğle yemeği arası 1 saat olacağından kahvaltıyı pas geçtim. öğle yemeği – balık çorbası – kerevizli enginarlı roka salatası – su akşam yemeği – zeytinyağı, nar ekşisi ve limon soslu ıspanak, kıvırcık marul, avokado…“low carb – 4. gün” yazısını okumaya devam et

evde oturduğumuz yerden low-carb yapmak kolay. mesele low-carb ruhunu dışarda yemek zorunda kaldığımız zaman da koruyabilmek! bugün benim için test günüydü. kanada’dan ziyaretimize gelen pınar’ı görmek üzere, kar-kış demeden eski ajans tayfası kızları olarak toplandık. yoldan çıkmaya fazlasıyla müsait ortama ve yemek seçeneklerine rağmen low-carb’ımı büyük ölçüde bozmadan dayandım, kendimi tebrik ediyorum. şehir hayatında dışarda yemek yemek sıradan bir durum. full-time çalıştığım yıllar boyunca ben de her öğlen bu şekilde beslendim. şanslıydım ki fıccın alt katımızdaydı. bilenler bilir, harika sebze yemekleri ve zeytinyağlıları vardır. yine…“low carb – 3. gün” yazısını okumaya devam et

istanbul kar altında 🙂 kış uykusuna çekilmiş boz ayı misali sabah 11’e kadar uyumuşum. bu nedenle low-carb takılmak kolay oldu. 12 civarı kahvaltı ettim. sedat işten erken çıkıp geleceği için de yine 7 civarı akşam yemeği yiyeceğiz. arada sadece su içerek bir günü daha devirdim sayılır. sabah kahvaltısı – 1 bardak limonlu ılık su – 1 yemek kaşığı tereyağında 2 adet küp küp doğranmış sote köz kırmızı biber ve az pırasayla çırpılmış 2 yumurta – 1 fincan yeşil çay (sonu yine 1 tatlı kaşığı hindistancevizi…“low carb – 2. gün” yazısını okumaya devam et

sedat’la edirne yollarından selanik’e giderken ünal tesislerine ithafen “ünal’ın tostu, midenizin dostu” yazan tabelalar görmüş, gülmekten az kalsın işemiş ve hayat boyu şöyle bir tagline yazamamış olmanın haklı burukluğunu yaşamıştık. bu başlıkta ünal ruhunu bir nebze olsun yaşattığıma inanıyorum. bolu dönüşü, yol kenarındaki köylülerden 1 çuval meşhur çaydurt patatesi ve bir de 10 kiloluk dev balkabağını ganimet olarak aldık. bunlara bir de 8 kilo kadar bilecik cevizi eklenince şu anda kilerimiz en bereketli günlerini yaşıyor olsa gerek. el-kol kesmeden balkabağını kesebilmek başlı başına bir marangozluk yetisi gerektirdiğinden, tosunumuzu testereyle…“derin dondurucunun neşesi: balkabağı püresi” yazısını okumaya devam et

haftasonuma bi nebze royalty katmak amacıyla şu enfes tarifi denedim. aynen tarifteki ölçüleri kullandım. yalnız cup denen ölçü bana ters, conversion sitelerinde yok 5/8 cup kaç bardak, yok 2 tablespoon kaç gram diye araya araya manyak oldum. sonuç olarak hamuru açarken bahsi geçen 3/4 cup‘a aldanmayın, çok daha fazla un yiyor meret. elinizin altında bolca un bulunsun. ama bütün bu eziyetlere değiyor, ortaya şahane ekmekçikler çıktı! bir de tabi non-stick spray filan gibi icatlar kullanmadım. hamuru dinlendirdiğim kabı da, hamurun üstünü de, muffin’leri pişirdiğim tavayı da hep zeytinyağına batırdığım fırçayla…“karbonhidratın kraliçesi: englIsh muffIn” yazısını okumaya devam et

bütün türk anaları gibi benim annem de çocuklarını topaç gibi sağlıklı yapmak uğruna onlara muhtelif acılar çektirmiş bir kadındır. artık nasıl bir ruh hali içindeysem özentiliğimin tavan yaptığı 6-8 yaş aralığında sabahları bana bildiğiniz çiğ yumurtayı sütle çırpıp milkshake bu diye yuttururdu. yüzünüzü buruşturduğunuzu görür gibiyim ki aslında bu karışımın tadı özellikle iğrenç değildir. ancak içinde artık ilk formatından farklı olsa da aslında bıngıl bıngıl bir çiğ yumurta olduğunu bilmek benim de iştahımı açan bir durum değildi kuşkusuz. yani tiksinti psikolojik. ama işte adı milkshake…“bir milkshake hikayesi” yazısını okumaya devam et

asmalımescit’teki cool ocakbaşı peymane’de muhteşem bir peynirli meze yapıyorlar. ilk yediğim günden beri hastasıyım. peymane’nin işletmecisi sevgili nilay’dan tarifini alalı uzun zaman oldu ama yapmak ancak bugün kısmet oldu. temel malzemelerimiz şunlar: * labne* beyaz peynir* süzme yoğurt genişçe bir kaba hepsinden birer ölçek koyun (ben 200’er gr kullandım) ve ezerek karıştırın. nilay tarife ‘sulu olacak’ diye not düşmüş ama benimki püre kıvamındaydı. peynirin pütürleri geçsin diye blendırdan geçirdim, yine de pek sulu sayılmazdı. daha sonra: * frenk soğanı* kırmızı biber* az dereotu soğan ve…“peymane’nin peynir ezmesi” yazısını okumaya devam et

diğer deniz canlılarını severim ama balıkla şöyle bir derdim var: balıkların arasında çok majör tat farklılıkları algılayamıyorum. bana hepsi aynı gibi geliyor. yani tamam, hamsiyi lüferden ayırabilirim tabi ama seçim yapmaya lüzum görmem. zira nihayetinde hepsinin tadı deniz tadı gibi sanki 🙂 defne yaprağı, karabiber, limon, zeytinyağı şu bu ekleyince bi derece zenginleşiyorlar. bu durumda bari pişirdiğime, ayıkladığıma değsin diye löp löp eti olanları tercih ediyorum. kim uğraşacak anahtarlık gibi balıklarla… iglo’nun dondurulmuş alaska mezgiti tam benim kalemim mesela. her türlü göreve hazır, ayıklanmış 6 parça…“terbiyeli balık çorbası” yazısını okumaya devam et

cumartesi akşamı ada’daki yardım meleklerim yusuf ve fatih uğrayacak diye yaptım. feci şekilde kolay ve lezzetli bir şey. hatta sırf bunlardan zırt pırt yapabilmek için evde sürekli milföy bulundurur oldum. asal malzemeler: milföyyumurtaçiğ kremasebze (pırasa, brokoli, ıspanak…)soğan keyfekeder malzemeler: peynir (lor, beyaz, kaşar…)pul bibertuz olay şu: gönlünüze göre bir fırın kabını zeytinyağıyla güzelce yağlayın. buzluktan çıkartıp beklettiğiniz yumuşamış milföyleri kabın dibine, yanlarına da gelecek şekilde, tek kat döşeyin. bu arada içine koyacağınız malzemeyi hazırlayın. (ben soğanı biraz karamelize ettim, ıspanağı iri, pırasayı ince doğradım, ufaladığım…“milföy+evde ne varsa” yazısını okumaya devam et

haftasonu hamaratlıktan yıkıldım. evde açılmadık çekmece, silinmedik köşe kalmadı. son noktayı ise, pazar akşamı tülin’in müthiş tarifini hayata geçirerek koydum. ıtır’a şifa olsun diye hazırlayıp avokadoları löp löp yutturduğu bu salata gece rüyalarıma giriyordu kaç zamandır. aslında her şey cumartesi günü başladı. sevgili komşularım aslı’yla richard “namlı’ya organik yumurta gelmiş” dediler. ada şartlarında önemli bir haber! bunu bahane edip alışverişe gittim. baktım namlı’ya sadece organik yumurta değil, avokado bile gelmiş. körün istediği bir göz, allah verdi iki göz durumları yani. 1 hafta önce bu salatayı yapıcam diye…“avokado+nar+maydanoz” yazısını okumaya devam et