çalışmak yorar

Kategoriler ontolojik

herhalde aramızda hiç kimsenin çalışmaktan aşık olamıyorum diye bir serzenişi olmamıştır. aşk gibi mühim duygular bir kez geldi mi genelde selam sabah etmez, düz gider çünkü. daha öncesinde sizi rutininizden koparma riski taşıyan en ufak bir şey külfet gelirken bir bakmışsınız hayat yaldır yaldır koşuyor. yaratıcılık, enerji, umut paçalardan taşıyor. ama iş sıktığı vakit sanki yapmamız gereken başka çok hayati şeyler var da iş yüzünden hayatımıza engel olunuyormuş gibi hissediyoruz. neden böyle? durduk yerde alain de botton okumak ve I am love seyretmek bana dokundu sanırım. hiç öyle ideallerim olduğu için de değil. boş işlerin güzelliği, avareliğin romantizmi, ev kadınlığının cazibesi… bunlara kapıldığımdan. harcadıklarımla değil çoğalttıklarımla mutlu olmak istiyorum. basit şeylerle.

filmin üstüne yaptığımız sohbetten alıntılayayım: niye ofiste çalışıyoruz? bence sosyalleşmek için. yoksa yaptığım işi yapmak adına (yazmak) her gün mekan değiştirip bir ofise tıkılmaya hiç gerek yok. öte yandan sosyalleşmenin de bir kotası var muhakkak. mesela benim için burdaki kota doldu, kimse ilginç gelmiyor artık. bana ilginç gelmeye devam etmek gibi bir misyonları da yok şüphesiz. keza ben de ilginç değilim. ya da ilginçliklerimi sürekli aynı 30 kişiyle paylaşmaya hevesli değilim diyelim. acaba onları layık mı görmüyorum kendime desem, yok, öyle değil. boş muhabbetleri sıkıyor bir yerden sonra. reklamcılık algısı hep böyle ya zaten, şakalar, komiklikler, boş muhabbetler. bütün bunlara aşırı dozda maruz kaldım, kotamı çabuk tükettim desem, tam olarak öyle de diyemem. süzme salaklarla çalışmıyorum, haksızlık olur. corporate bağlılık duygum cidden zayıf, ondan oluyor galiba. kimliğimi işim üzerinden tanımlama motivasyonum yetersiz. ya da zekamla işim arasında korelasyon kurma dürtüm, yükselme azmim mesela, henüz tespit edilemedi.

herkes konuşmak, anlatmak, anlaşılmak istiyor. bense masif şekilde susmak istiyorum.

işte böyle böyle günler, aylar, yıllar geçiyor. kendini, kim olduğunu, hatta adını unutuyorsun. sonra bir gün karşına bir adam çıkıyor, bütün yollar denize çıkıyor. yoluna bir ihtimal düşüyor, hayat sabahları şekerini atıp keyifle karıştırdığın çay oluyor. hah, işte o günleri seviyorum ben en çok.

çalışmak yorar” için 3 yorum

  1. kurtlu bunu sevdi: "kimliğimi işim üzerinden tanımlama motivasyonum yetersiz. ya da zekamla işim arasında korelasyon kurma dürtüm, yükselme azmim mesela, henüz tespit edilemedi."

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir