bugünden daha güzel bir gün

Kategoriler ontolojik

sanırım 20 sene öncesinden bir anım var bugün menüde. lise arkadaşımın yazlığında tesadüfen tanıştığım genç bir kadından dinlediğim ve o günden beri unutamadığım bir hikaye.

genç kadın türk’tü, kocası japon. kocasının yanlış hatırlamıyorsam birleşmiş milletler’deki işi sebebiyle hayatları bir orada bir burada geçiyordu. tanıştığımız yaz, kısa bir süre önce afganistan’dan dönmüşlerdi. laf dönüp dolaşıp o döndemde de epey tekinsiz ve çalkantılı bir ülke olan afganistan’daki günlük hayatın neye benzediğine geldi. elbette onun hayatı ortalama bir afgan’ın hayatından çok farklıydı. çocukları batılı çocuklara özel bir okula gidiyor, kendisi sokağa sadece özel bir şoför tarafından ve koruma eşliğinde arabayla çıkabiliyor, sosyal hayata da çok sınırlı şekilde katılıyordu. hiç arkadaşı var mı diye sordum. duraksadı. evet, çok sevdiği bir arkadaşı vardı. kendinden yaşça epey büyük olan arkadaşı, afganistan’daki türk diplomatlardan birinin eşiydi. bu toz-duman içindeki ülkede, tamamen tesadüfen denk gelen bu 2 türk kadın, zaman içinde birbirinin en yakın dostu olmuştu. genç kadın, birgün yaşlı dostunun ayağında harika bir çift topuklu ayakkabı gördüğünden bahsetti sonra. ankara’nın meşhur bir ayakkabıcısından alınmış, yumuşacık deriden ayakkabılar… çok şaşırmıştı, çünkü aynı ayakkabıdan kendisinde de vardı. arkadaşına bu tesadüften bahsetti: ”aynı ayakkabılardan bende de var, biliyor musunuz!” şaşırma sırası büyük kadındaydı ”ama senin ayağında hiç böyle bir ayakkabı gördüğümü hatırlamıyorum!” genç kadın omuz silkti ”bu çamur içindeki şehirde giymeye kıyamıyorum, dolapta bekliyorlar işte. zaten giysem nereye gideceğim ki…” büyük kadın, olgun kadın, bilge kadın ellerini tuttu genç kadının. gözlerinin ta içine baktı. korkularına baktı. ve dedi ki ona ”sen benden 20 yaş daha gençsin, hayatının baharındasın, nerede olduğunun ya da bu şehrin ne kadar çamurlu olduğunun hiç önemi yok! kendi keyfin için giymelisin o ayakkabıları. evden hiç çıkamayacak olsan bile giymelisin. çünkü hayatta hiçbir güzellik başka bir güne ertelemeye değmez.”

ne harika bir tesadüf dedim genç kadına, harika bir dostunuz varmış. hala görüşüyor musunuz? hüzünlü bir gülümsemeyle cevap verdi: ”bu konuşmadan birkaç hafta sonra bombalı bir saldırıda hayatını kaybetti.”

sevdiğimiz ne varsa tadını çıkarmak için doğru gündeyiz.

çünkü bugünden daha güzel bir gün yok.

bugünden daha güzel bir gün” için 8 yorum

  1. Ne güzel bir hikaye, hep bildiğimiz ama zaman zaman unuttuğumuz…
    Bu arada ben sizin bloğunuzu çok seviyorum, sevgiler Yelda

    1. fotoları google’dan buluyorum. arama terimlerine vintage photo kelimelerini ekleyince çok güzel kareler gelebiliyor, aklında olsun ebru 😉

  2. Off tokat gibi.

    Evet dolapta bekleyen kıyafetler. Mekan olmasa bile evde giyinip, salınmalı bence.
    Ben de bu hikayenin moral’ını geçen senelerde kendim keşfettim. Her bir şeyi giyiyorum şimdi.
    Hatta son aldığım botları ev botu yaptım ihihihi

      1. Ne hikayeci olduğumu bilirsin!! Valla elimde olsa şu kadını bulur şu hikayeyi bi de sen anlat derdim! Kadın nasıldı? Kocasını çok mu seviyordu? Velhasıl tam bir tokat! E bunu biz bilmiyor muyuz? evet biliyoruz ama hikaye etkisi çok başka!

        1. gül’cüm kadın sarışın, ince, ufak tefek son derece ‘beyaz’ bir türk’tü. kocası japon, kadın henüz genç kızken bir süre kızın babasının şirketinde çalışmış, o sırada tanışmışlar. sonra da evlenmişler işte. adam bu uluslararası işlere girince de diplomatik göçebe olmuşlar. kocasını seviyordur herhalde, gözlem yapabileceğim kadar uzun zaman geçirmedik. ama hayatından şikayeti yok gibiydi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir