bu yıl nasıl geçti?

Kategoriler ontolojik

koca bir 2014 yılı boyunca blog’a sadece 8 kere yazmışım. çok önemli işler kovaladığımdan da değil ama burayı epeydir, düzenli bir şekilde ihmal ediyorum. farkındayım. ihmal ettiğimiz her şeye dair kendimizi affetmek üzere 2015’i fırsat bilelim ve yeni yıl münasebetiyle bir durum değerlendirmesi yaparak başlayalım. hatta benimki hemen gelsin.

2014 yılında blog’a yazmazken neler yaptım:

isveççe öğrendim! 2014 ocak ayında bilgi eğitim’de başlayan kurs maceram, yazın verdiğimiz birkaç aylık ara dışında hala devam ediyor. bu süreçte 14 kişiden 3 kişiye düştük, hocamızla özel ders formatında devam ediyoruz. 2015 yılında hedefimiz A2 isveççe yeterlik sınavını geçmek. bir sonraki hedefimiz de haliyle B2’yi geçmek. spännande! 

– yeniden isveç’e ve berlin’e, ilk kez norveç’e gittim. gezi yazıları henüz yazılmamış olsa da norveç’te harika bir karavan tatili yaptık sedat’la. dağ taş demeden fetih timi gibi yol gittik, her köşeyi dolaştık, doğaya yeniden hayran kaldık. bir de orayı görünce isveç’in bile meğer ne kadar ucuz bir memleket olduğunu fark ettik. berlin’den döneli birkaç gün oluyor, orası da yazılmalı. adeta küçük bir türki cumhuriyet, vatan hasreti çekemeden döndük.

– öğretmenlik kariyerimi bırakmaya cesaret ettim. sonuçta japonkedi demek, her sezon değişen heveslerin peşinden itinayla koşmak demek! basın-yayın ve reklam kariyerlerimden sonra öğretmenliği de yaptım, hevesimi aldım ve bıraktım. düzenli bir maaşa sahip olduğum son iş de bu oldu böylece. anladım ki türk veya fransız her türlü milli eğitimin sevimsiz standartları, kasvetli okul ortamları, hiperzarzurt veletler ve bitmeyen tripleri bana ters.

– freelance yazarlıkla para kazanmayı başardım. bu önemli sanırım. hatta başlı başına bir yazı konusu olabilir. birçok insanın hayalini süsleyen freelance’lik dikensiz gül bahçesi değil sonuçta. artılarını ve eksilerini bilahare masaya yatıracağım. bu yolu seçmek, tek başınalığı kabullenmeyi ve mümkünse sevmeyi gerektiriyor. kendi kendinin muhasebecisi, avukatı, pr’cısı ve gıcık patronu olmayı öğreniyor insan. anlatıcam bi ara.

– yaratıcı drama ile 2 yeni eğitim verdim. bu sene başıma gelen en güzel şeylerdendi bu eğitimler. sonbaharda istanbul tasarım bienali öncesinde bienal rehberleriyle çalışma şansım oldu. yaratıcı drama yöntemi ile zor durumlarla baş etmeyi ilk elden deneyimlediler. bol bol eğlendiğimiz bir atölye serisiydi. gençlerle çalışmayı ne kadar sevdiğimi fark ettim. ikinci eğitim ise hala sürüyor. kadıköy belediyesi’nin koruyucu çocuk ruh sağlığı merkezinde annelerle çalışıyorum 3 aydır. hepsi birbirinden harika kadınlarla tanıştığım, her hafta koşa koşa gittiğim bir eğitim daha…

– daha fazla kitap okudum. bu da önemli. çünkü son 3-4 yıldır elime doğru düzgün fiction geçmediğinden midir, kafam başka şeylerle dolu olduğundan mı bilmiyorum, çok az okuyabiliyordum. bu yıl başta alice munro olmak üzere birçok farklı yazarı ilk defa okudum. isveç ve norveç edebiyatını çok sevdim. 2014 yılını da arundhati roy’un muhteşem ‘küçük şeylerin tanrısı’ kitabıyla noktaladım. beynimi daima yeni kitaplarla besleyen müge’ciğime ve sevgili gül‘e çok teşekkür ederim.

– bir meyve bahçesi satın aldım. 2009 yılıma damgasını vuran meşhur(!) evimi gözümü kırpmadan sattım ve yine bilecik’te 100 ağaçlık bir bahçe aldım. erik, kiraz, beyaz kiraz, şeftali, ceviz… içinde ne ararsan var. güzel de bir mahsul getirisi var. hanım ağalık yolunda emin adımlarla ilerliyorum.

– diyarbakır’a gittim. ve insanına hayran kaldım. dünyanın en misafirperver ve gönlü zengin insanları tek bir şehirde toplanmış ve adına diyarbakır demişler bence. bayıldım bayıldım. tekrar gideceğim.

– kızlarla 2 süper tatil yaptım. freelance hayatın en güzel tarafı bu olsa gerek. önceden ucuz ucuz biletleri çakıp sezon dışı zamanlarda bolca gezdik. kasım’da santorini’yi adım adım keşfettik, aralık’ta bile sıcak ve rengarenk kaş’ı yeniden sevdik. kadın kadına tatilin keyfi bambaşka!

– eşyalarımı elden geçirdim. ilk defa yapmadım kuşkusuz. ama bu defa çok kesin ve acımasız bir şekilde yaptım. geride bir büyük boy valize sığacak kadar giysi bıraktım.

– birçok yeni insan tanıdım. sağda solda, kimi zaman en alakasız ortamlarda, tesadüfen tanıştığım birbirinden hoş insanlar bu senenin de baharatıydı.

– kendimi biraz daha tanıdım. kendinin tamamını tanımak mümkün müdür bilemiyorum. istediğim şeyleri oldurabildiğim gerçeğiyle daha derinden yüzleşmem gerektiğini gördüm. istemekten ve değişmekten korkmamak gerektiğini, hayatın herkesi kendisinin daha iyi bir versiyonuna doğru değiştirebildiğini gördüm, ve yaşadığım için yeniden mutlu oldum.

bu yıl nasıl geçti?” için 6 yorum

  1. Aslinda cok buyuk degisiklikler olmus.
    Isveccenfslan fantastik!
    Diyarbakir'da restorasyonlar bitmis mi ki? Son gittigimde her yer iskele idi.

  2. yaa evet aslında, böyle yazınca hakkaten olmuş sanırım.
    diyarbakır'ı iskelelerden bağımsız ele aldım – tamamen insani bir hayranlık 🙂

  3. güüül! net kafa lütuf mu yoksa ceza mı emin değilim. ama dilerim yeni yıl ne istersen onu sana getirsin!

  4. ceroooş! aklımdasın ama arayamadım bir türlü. sene hızlı başladı. anlatıcam yarın, rapor vericem sana!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir