boş zaman manyağı olmak

Kategoriler ontolojik

düzenli çalışma saatlerim haftada 9’a inince, ortaya benim için bile doldurması zor bir zaman bolluğu çıktı. şikayetim yok tabi. ama diyorum ya, benim için bile yeni bir şey, bu kadar boş zamanla ne yapacağıma karar vermek. alışmışız, hayatlarımız hep işler, görevler, sorumluluk ve zorunluluklar ekseninde düzenleniyor. hep aynı rutine emanet olmak yeni olasılıklara karşı köreltiyor insanı. benim de bugünlerdeki en büyük derdim günü istediğim gibi harcamayı öğrenmek işte. buna dert demek doğru mudur emin değilim! ama bir şekilde günü güzel geçirmek, aklımdakilerin bir ucundan tutup bir şeyler yapabilmek, gece kafamı yastığa koyduğumda tatlı bir yorgunlukla uykuya dalmak istiyorum. şimdilik bebek adımlarıyla ilerliyorum. ilerliyorum da yolda takılıp durduğum taşlar hakkında yazacağım bugün.

* sabahları giyinip hazırlanmama özgürlüğü: bütün günü pijamayla geçirdiğiniz pazar günlerini hayal edin. haftanın tek gününü bu şekilde geçirmek bir lüks gibi gelse de 5 gününü bu şekilde geçirmek mayhoş bir depresyon havası veriyor insana. sabah yataktan kalkmak ama giyinmek zorunda olmamak, özgürlük görünümlü miskinlik davetiyesi. bu nedenle o pijama çıkacak, o yüz yıkanacak, o saç taranacak. hatta gardroptan güzel bir kombinasyon devşirilecek. yeni gün, taze bir ruh haliyle selamlanacak. yoksa yokuş aşağı gidiyor saatler.

* laptop başından kalkmama özgürlüğü: işte çok tehlikeli bir başka özgürlük. o site senin bu blog benim derken bir bakmışsınız öğlen olmuş. e madem öğlen olmuş bu saatten sonra başka şey yapılmaz, haydi devam edeyim. hayır hayır dostum, büyük hata, dipsiz kuyu. günün sizi geçirmesi yerine siz günü geçirmek istiyorsanız sanal dünyayla muhataplığı sınırlamak şart. acil bir haber beklemiyorsanız, internet’ten halledeceğiniz çok önemli bir işiniz yoksa bilgisayarı açmayı, hatta mail’leri kontrol etmeyi bile erteleyebilirsiniz. ister öğleden sonraya, ister akşamüstüne.

* asosyalleşme özgürlüğü: ilk 2 madde kadar acıklı değil ama es geçilmemeli. doğal olarak insan seçen, mıçmıç olmayı sevmeyen biriyseniz buyrunuz, doya doya asosyal olunuz. zaten iş-güç az. iş ortamında, birtakım insanlara sinir olacak kadar bile vakit geçirmiyorsunuz, ne güzel. ama zorunlu ilişkilerden kurtuldum diye sevinip gönüllü ilişkileri de sallama riski doğuyor bu kadar boş zamanla. ne yapıp edip çok sevdiği, sohbetinden keyif aldığı dostlarını arayıp sormalı insan. yoksa azıcık geyik muhabbetine bile tahammül edemeyen bir ev yaratığına dönüşme riski var!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir