bir milkshake hikayesi

Kategoriler iştah açıcılar

bütün türk anaları gibi benim annem de çocuklarını topaç gibi sağlıklı yapmak uğruna onlara muhtelif acılar çektirmiş bir kadındır. artık nasıl bir ruh hali içindeysem özentiliğimin tavan yaptığı 6-8 yaş aralığında sabahları bana bildiğiniz çiğ yumurtayı sütle çırpıp milkshake bu diye yuttururdu. yüzünüzü buruşturduğunuzu görür gibiyim ki aslında bu karışımın tadı özellikle iğrenç değildir. ancak içinde artık ilk formatından farklı olsa da aslında bıngıl bıngıl bir çiğ yumurta olduğunu bilmek benim de iştahımı açan bir durum değildi kuşkusuz. yani tiksinti psikolojik. ama işte adı milkshake olunca vardır bi keramet deyip zorla da olsa içiyordum.

gel zaman git zaman izmir’de mcdonald’s açıldı. ve arkadaşlarımın bana yıllarca anne zoruyla dayatılan o  milkshake‘ten içmek için 10 metrelik kasa kuyruğuna girdiğini görmek beni derinden sarstı. kaç kere kaç tanesine “öyk iğrençsiniz yaa, içilir mi o!” dedim kimbilir. onlar da haliyle bana milkshake‘lerinin gayet lezzetli olduğunu savundular. hah, tabi ki inanmadım. böyle böyle, aslen erimiş dondurma olarak özetleyebileceğimiz orijinal milkshake‘ten bir yudum almam için 3-5 yıl geçmesi gerekti. ve içtiğim an, ah o an, annemin beni nasıl da keklediğini bütün çıplaklığıyla gördüğüm o an! hemen o akşam kendisinden bunun hesabını sorduğumda çok güldü, “napayım evladım, sen de bi kıytırık ingilizce isme tav olmasaydın” dedi. kadın haklı.

şimdi yazımızın asıl konusuna, her annenin yüzüne mağrur bir tebessüm kondurmaya aday besleyicilikteki alternatif milkshake tarifine geçelim. ada’dan işe gelirken en büyük sorun sabah kahvaltısı mı sabah uykusu mu ikilemi. birinden biri diğeri uğruna feda edilmek zorunda. işte ben de kahvaltıyı feda ettiğim uykucu sabahlar için 5 dakkada hazırlanan şifa yüklü bir içecek icat ettim. protein, yağ, karbonhidrat, tekmili birden bu sabah kokteylinde.

* 1 bardak kefir (düz kefir, no aroma)
* 1 muz
* 1 yumurta (çiğ tabi! anneye saygı)
* 2 tatlı kaşığı kakaolu protein tozu
* 1 tatlı kaşığı hindistancevizi yağı

hepsini blendırdan geçiriyorum, afiyetle içiyorum. asla yumurta tadı almıyorum. yağ tadı da almıyorum. elbette bi mcdonald’s milkshake‘inin içtikçe içiren şekerli aromasını beklemeyiniz. ama elde edilen karışım gayet içilebilir bir şey. daha tatlı olsun diyenler bir kaşık şekerli vanilin ekleyebilir, protein tozu istemeyenler tat versin diye kakao koyabilir. yağ ne alaka diye soranlara cevap gelsin: elbette yağsız da içebilirsiniz ama 1 saat sonra acıkacağınızı bilin. yağın amacı tok tutmak. ayrıca hindistancevizi yağı, vücutta birikmeyip hemen enerjiye dönüşmesi, birlikte tüketildiği besinleri de enerjiye dönüşmeye teşvik etmesiyle biliniyor. bir nevi metabolik halaybaşı. nerden bulurum diyenler şuraya buyursun. ekolojik ürün satan dükkanlarda da var.

bir milkshake hikayesi” için 10 yorum

  1. sahanda yumurtanın sarısını bile kaskatı pişmiş seven benim için büyük eziyetmiş çektiğin hemşire.

    çiğ yumurta dışında tam benlikmiş bu milkşeyk. tiz zamanda denene!

  2. kurtlu'm pişmiş yumurtada benim de en ufak cıvıklığa tahammülüm yoktur. ama yemin billah çiğ yumurta süt/yoğurt/kefirle çırpılınca o cıvıklıktan eser kalmıyor. kek filan yaparken yumurtayı şekerle çırptığında nasıl parmak atmak istersin hani, aynen öyle bir kıvam yakalanıyor.

  3. Ben hindistan cevizi yagini sabahlari oil pulling icin kullaniyorum. Gecen hafta bitti kavanoz. Ben de evdeki likitleri eritmedim vs.
    Neticede 4 gun sonra dis etlerim kamasmaya basladi.
    Sanirim artik hic bir surette birakamayacagim :/

  4. hindistan cevizi yağıyla oil pulling'i ben de denedim ama olmadı. normalde tadını severim ama ağzımda o kadar süre döndürünce feci midemi bulandırdı 🙁 sadece zeytinyağı ile becerebiliyorum. onu da aylardır yapmıyorum. sen düzenli olarak yapıyor musun??

  5. Eylülden beri yapıyorum. İki gün aksattım böyle oldu.
    Bugün de yapmadım. Böyle bağımlı olacaksam, iç olmasın 🙂
    Ayurvedam patladı 🙂

  6. low card yazın ilaç gibi geldi:) kışın kilo almaya zaten meyilli oluyor insan, low carb'ı denemeye çalışayım, gerçi öğlenleri işyerinde yemek olayını low carb çözmek pek de kolay olmayacak ama, olmazsa sabah ve akşam yemeği ile dengelemeye çalışırım… hindistan cevizi yağı süpermiş. Protein tozu olarak süt tozu da kullanılabilir:) bu arada adaya mı taşındın? kaçırmışım ben onu:)

  7. eren'cim bu yazı epey eskiden kalma, o zaman ada'da oturuyordum 🙂
    low-carb yazımın altına cevabımın devamını yazıyorum şimdi. konu dağılmasın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir