bir ilişki yazısı

Kategoriler ontolojik

gönül seyahat yazısı yazmak istiyor ama bugün bir şekilde denk gelip dolaştığım çeşitli link’ler bende bambaşka fikirler doğurdu. geçenlerde ilişkiler neden biter diye bir yazı yazmıştım. işte oralarda gezinen ama biraz daha farklı şeyler söyleyen birkaç isim var bugün gündemimde. beni bu isimlere sürükleyen link ise goop’tan geliyor: how not to end up hating your partner?

yazı, çocuk yaptıktan sonra ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşamaya başlayan bir çiftin göte göt diyen bir terapistle yaşadığı tek günlük terapi maratonunun özetini sunuyor. terapistin sitesinde biraz gezindim de adam hakkaten alışıldık terapi kurallarının dışında bir ses. modern zaman ilişkilerinde kadına düşen rolün gitgide genişlediğinden ama erkekler açısından birçok konforun devam ettiğinden bahsediyor. bu nedenle kadının tarafını tutan bir terapi anlayışı benimsediğini anlatıyor. yani takım tutar gibi, dangozun önde gideni de olsa ille kadını tutacak diye bir şey yok, ama meseleye daha kadın odaklı yaklaşıyor diyelim. vaktiniz varsa okuyun, biraz uzun ama çok ilginç bir yazı.

buradan da çeşitli makaleleri ve mükemmel eseri mating in captivity ile zaten tanıdığım ancak uzun zamandır karşıma çıkmayan esther perel ablamıza link attım. kendisinin şu konuşmasını her insan evladının en geç üniversitedeyken mutlaka dinlemesi lazım bana göre. özellikle konuşmanın sonunda değinilen 2 farklı anne-çocuk ilişkisi, bizim, partner(ler)imizin ve -varsa- çocuğumuzun cinsel kaderini şıp diye ortaya koyuyor.

elbette kader deyip geçmemek lazım. sonuçta aile müessesesi bizi özümüzden saptırmak, aklımıza saçma sapan inançlar ve önyargılar sokmak için var. kendini sevgi ve güven verme bahanesiyle meşru kılan bir berbat kurum. bunu gayet sevgi dolu, kişiliğime saygılı ve demokrat bir ailenin mahsulü olarak söylüyorum bakınız. aileyi yasaklayalım da demiyorum. kendi kendine çöküyor zaten. bugünün (ve belli ki yarının) gencolarında anneye sevgi, babaya saygı dayatmalarının ve türlü anlamsız şekilciliğin tutmaması buna işaret ediyor. zorlama sevgileri ve saygıları kaldırmıyor artık insanoğlu.

ailemiz ayarlarımızla illa ki oynuyor ama ortaya çıkan garabetle yaşamaya mahkum değiliz. yaşımız 16’yı geçmişse, ”aman da beni şöyle böyle yetiştirdiler, o yüzden şu türden bir manyağım” diyerek savunmaya çalışmayalım kendimizi. bize öğretilen manyaklık yolunu terk etmeyi seçebiliriz. hemen şu an yapabiliriz bunu. mesele nasıl yaşamak istediğimizle alakalı: bizden tam istendiği gibi. veya bizim tam istediğimiz gibi. ilişkiler ve seks de bu işin tam ortasında değilse neresinde?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir